Kafiye (Uyak) ve Redif

KAFİYE (UYAK) VE REDİF

Önce redifi açıklayalım:

Redif:

Dize sonlarındaki benzer sesler, anlamları farklı olmayan aynı sözcüklerde ya da aynı işlevdeki eklerde bulunuyorsa kafiye oluşturmaz; redif adını alır;

O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör
Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör

(“gör” sözcükleri aynı anlamda olduğu için rediftir.)

Günlük güneşlik bir kaldırımdan
Aşktı değip geçen yanımızdan

(-dan ekleri aynı görevde olduğu için rediftir.)

♦ Redifin bulunduğu dizelerde (yukarıdaki örneklerde olduğu gibi) kafiye ya hiç yoktur ya da (aşağıdaki örneklerde olduğu gibi) rediften önceki benzer seslerdedir:

Kapadı geçtiğim yolları sisler
Tutuştu içimde birikmiş hisler

(-ler ekleri aynı görevli ekler olduğu için redif; -is sesleri farklı köklerdeki benzeşen sesler olduğu için kafiyedir.)

Bu ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar
Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar

(“Yollar” sözcükleri aynı kök ve eklerden oluştuğu için redif; -an sesleri, biri ek, diğeri kökte olduğu için kafiyedir.)

Ses, hece, ek ve kelimelerin, dizelerin belli yerlerinde özellikle de sonlarında, belli bir düzene göre tekrarlanması, şiirin ritmini sağlar. Dizelerin başında, ortasında, çoğunlukla da sonunda tekrarlanan bu unsurların (ses, hece, ek, kelime) görev ve anlamları birbirinden farklıysa ortaya çıkan ses uyumuna kafiye (uyak) denir. Bu unsurların anlam ve görevleri aynıysa ortaya çıkan ses uyumu redif olarak adlandırılır.

Kafiye ile redif arasındaki farkı belirginleştirmek için bir örnek verelim:

Susuz değirmenlerin ne ile döner çarkı
Kerem etmeyen beyin fakirden nedir farkı

Bu dizelerin sonunda yer alan “ı” sesi, rediftir. Çünkü iki kelimede de aynı görevde (üçüncü tekil kişi iyelik eki) kullanılmıştır. Bunlardan önceki “ark” sesleri ise kelimelerin köklerinde bulunmaktadır. Dolayısıyla bunlar aynı anlam ve görevde kullanılmış olamaz. O hâlde bunlar redif değil, kafiyedir.

Kafiyeyi oluşturan seslerden biri kelimenin kökünde, diğer ekte bulunabilir.

Bursa’da bir eski cami avlusu
Küçük şadırvanda şakırdıyan su

Ahmet Hamdi Tanpınar

Yukarıdaki dizelerde benzeşen sesler “su“dur. Birinci dizedeki “su“, “avlu” kelimesine getirilen iyelik eki (-u) ile kaynaştırma ünsüzünden (s) oluşmaktadır yani bir ektir. İkinci dizedeki ise başlı başına bir kelimedir yani kelimenin kökünde bulunmaktadır. Bu durum, bu seslerin kafiye oluşturmasına engel değildir. Bir sesin kafiye oluşturmasında önemli olan tek nokta, benzeşen seslerin görevlerinin aynı olup olmadığıdır. Biri kelime kökünde bulunan diğeri ek olan iki unsurun görevleri aynı olamaz.

a. Yarım kafiye:

Bir tek sesin benzeşmesiyle oluşan kafiyedir.

(Kafiyeler mavi, redifler kırmızıyla gösterilmiştir.)

ÖRNEK 1

Ecel büke belimizi
Söyletmeye dilimizi
Hasta iken hâlimizi
Soranlara selâm olsun

Yunus Emre

ÖRNEK 2

Bir mecliste sıra gelse az söyle
Kırk boğumluk boğazından süz söyle

Âşık Şeref Taşlıova

ÖRNEK 3

Hey bülbül feryadın ta arşa çık
Nice yanmışların bağrını yak

Anonim

ÖRNEK 4

Kış gününde güller bitmez
Dalında bülbüller ötmez
Can arzular elim yetmez
Gönül selâm ister şimdi

Karacaoğlan

b. Tam kafiye:

İki sesin benzeşmesiyle oluşan kafiyedir.

 ÖRNEK 1

Nasihatim sana herzeyle iştigali bırak
Adamlığın yolu nerdense bul da girmeye bak

Mehmet Akif Ersoy

ÖRNEK 2

Dünyayı saran bu gece ne gecedir
Yıldızlardan yağan ışık ne incedir

Yansın o yıldızlar, bitinceye kadar
En derin uykular, en tatlı uykular

Ahmet Muhip Dıranas

ÖRNEK 3

yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın

Turgut Uyar

ÖRNEK 4

sen ey bakışların yolgeçen hanı
çılgınlığa yazla gelen ilk konuk
adlarına deniz vuran soyluluk dize
gelir önünde güllerin en yabanı

Hilmi Yavuz

UYARI: Çıkakları (boğumlanma noktaları, mahreçleri) birbirine yakın seslerle (c-ç, d-t, s-ş, g-k, z-s, g-y…) de kafiye ve redif oluşturulabilir.

Erkenden çağırır ya deniz ya bahçe

Her yerde tükenmez kahkaha eğlence

Ahmet Kutsi Tecer

Yukarıdaki dizelerde “çe” ve “ce” sesleriyle kafiye oluşturulmuştur.

c. Zengin kafiye

En az üç sesin benzeşmesiyle oluşan kafiyedir.

ÖRNEK 1:

Kalbim yine üzgün seni andım da derinden

Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

Yahya Kemal Beyatlı

ÖRNEK 2

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar

Kapanırdı daha gün batmadan kapılar

Ahmet Muhip Dıranas

ÖRNEK 3:

Bin bahçeli beldemizi yad ellere bıraktık
Gölgesinde barınacak tek ağacım yok artık

Kemalettin Kamu

ÖRNEK 4

Bir zafer müjdesi burada her isim

Sanki tek bir anda gün saat mevsim

Ahmet Hamdi Tanpınar

UYARI: Bir uzun ünlünün ses değeri, normal bir ünlüyle bir ünsüzün ses değerlerinin toplamına denktir. Bu bağlamda bir uzun ünlünün benzeşmesiyle oluşan kafiye, tam; bir uzun ünlüyle bir ya da daha çok ünsüzün benzeşmesiyle oluşan kafiye zengin kafiye olarak değerlendirilir.

ÖRNEK 1

Işk bir âhen kafes biz tûtî-i gûyâsıyuz
Derd bir gül-zârdur biz bülbül-i şeydâsıyuz

Yukarıdaki beyitte “-” ve “-yuz” ekleri aynı görevde kullanıldıkları için rediftir. Bunlardan önceki “â” sesleri ise kelimelerin köklerinde yer aldıkları için aynı görevde kullanılmış olamaz. Dolayısıyla “â” sesi, kafiye oluşturmuştur. Kafiyeyi oluşturan “â“, uzun bir ünlüdür. Yani normal bir ünlüyle bir ünsüzün ses değerlerinin toplamına (tam kafiyeye) denk bir değere sahiptir. O hâlde “â” sesiyle oluşturulan bu ses uyumu tam kafiye olarak değerlendirilmelidir.

ÖRNEK 2

Feryâduma ol kameti şimşâd yetişmez
Benzer ki anun gûşına feryâd yetişmez

Yukarıdaki beyitte “yetişmez” kelimesi redif görevindedir. Bu kelimeden önce gelen şimşâd ve feryâd kelimelerindeki “-âd” sesleri kafiyedir, “â, uzun bir ünlüdür, yani bir ünsüzlü normal bir ünlünün ses değerinin toplamına (2) denk bir değere sahiptir. Bu sese “d” sesi de eklenince “âd“ın ses değeri 3’e çıkar. O hâlde burada ikiden çok sesin benzerliğine dayanan zengin kafiye vardır.

EK BİLGİ: Zengin kafiyeyi oluşturan unsurlardan biri, kelime olarak başka bir kelimenin içinde yer alıyorsa bu tür kafiyeye tunç kafiye de denir.

ÖRNEK 1:

Her şey akar; su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir

Necip Fazıl Kısakürek

ÖRNEK 2

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek

Bizim diyarımız da bin bir baharı saklar

Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek

İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar

Faruk Nafiz Çamlıbel

ÖRNEK 3

Yalandır şu dünyanın ötesi yalan

Kimdir nazlı yâri elimden alan

Anonim

ç. Cinaslı kafiye

Sesteş kelimelerle yapılan kafiyedir. Cinaslı kafiyede kafiyeyi oluşturan kelimelerin sesleri aynı, anlamları farklıdır.

ÖRNEK 1

Niçin kondun a bülbül
Dalımdaki asmaya (Dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler)

Ben yârimden vazgeçmem

Götürseler asmaya (Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürme, idam etme)

Anonim

ÖRNEK 2

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç (Kararlaştırılan veya alışılan zamandan sonra, erken karşıtı)

Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç (Geçmek fiilinin emir kipi 2. tekil kişi çekimi)

Yahya Kemal Beyatlı

ÖRNEK 3

Gül yârim
Şad ol yârim gül yârim
Ben olurum bülbülün
Sen olursan gül yârim (Çiçek olan gül)
Ben ateşe yanayım
Sen karşımda gül yârim (Gülmek fiilinin emir kipi 2 tekil kişi çekimi)

Anonim

ÖRNEK 4

Her nefeste işledim ben bir günah

Bir günah için demedim ben bir gün ah

Süleyman Çelebi

EK BİLGİ: Mısra başlarında ve ortalarında da kafiye kullanılabilir. Mısra başlarındaki kafiyeye ön kafiye, mısra ortalarındaki kafiyeye ise iç kafiye denir. Bu tür kafiyeler, daha çok divan edebiyatı şiir geleneğinde kullanılmıştır. Aşağıdaki rubaide ön kafiye olarak b sesi kullanılmıştır.

Bu fettana gönül gözüyle bakma

Benim diye buna gönül bırakma

Bunun sihri tuzağına tutulup

Bunu yapıp varacak yeri yıkma

Eşrefoğlu Rûmî

Fuzûlî’nin yazdığı bir gazelden alınan aşağıdaki beyitte iç kafiye kullanılmıştır.

Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan

Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

Kamu bîmârına cânân
Deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman
Beni bîmar sanmaz mı

Kafiye (Uyak) ile İlgili Boşluk Doldurma Soruları ve Cevapları