Custom Search

KPSS Edebiyat Alan Deneme Sınavı

8 Şubat 2014 tarihinde tarafından eklendi.

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, ‘yalnız” sözcüğünün yerine “sadece” sözcüğü kullanılabilir?

A) Toplantılara geç gelir, arka sıraya geçer, tartışmaları yalnız izlerdi.
B) Herkes erkenden gidince, o burada yalnız kaldı.
C) Bütün gün derslere çalışıyor; yalnız başarılı olamıyor.
D) Onda, hep yalnız insanların ürkekliğini görüyorum.
E) O adam kavgaya karışmadı, yalnız kenarda durup seyretti.

2.
I. Uçak ancak yarın gelir.
II. Film ancak yarımda biter.
III. Bu kalem ancak beş bin lira eder.
IV. İşe başladım, ancak bugün bitiremem.
V. Televizyon istasyonunu ancak devlet kurabilirdi.
“Ancak” sözcüğü, bu cümlelerin hangilerinde aynı anlamda kullanılmıştır?

A) I. ile II.
B) II. ile III.
C) II. ile IV.
D) III. ile IV.
E) IV. ile V.

3. “Dikmek” sözcüğü, aşağıdakilerin hangisinde, “terim” olarak kullanılmıştır?

A) Buz gibi bir şişe suyu başına dikti.
B) Telefon için son direği de evin önüne dikti.
C) Oyuncu topu penaltı noktasına dikti.
D) Evin bahçesine üç elma fidanı dikti.
E) Deponun kapısına güvenilir bir bekçi dikti.

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, “uyarı, dikkat çekme” söz konusudur?

A) Aman efendim, bu ne güzel sürpriz!
B) Aman doktora gitmeyi ihmal etmeyin.
C) Bu kış soğuk aman dedirtecek galiba.
D) Sivrisinekler gece gündüz aman vermiyor.
E) Aman, bırak beni de dersime çalışayım.

5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir “önsezi, tahmin” anlamı yoktur?

A) Bol yağış oldu; iyi ürün alacağımızı sanıyoruz.
B) Böyle giderse, dış satım çok artar.
C) Bu şekilde çalışırsan sınıfını geçersin.
D) Görevini yapmadın, sonuçlarına katlanacaksın.
E) Halk seni çok seviyor, herhalde seçilirsin.

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, ortak özelliği bulunan iki varlık karşılaştırılmıştır?

A) Sözleri, gitgide beni daha çok etkiliyordu.
B) Vazodaki güller sanki bana gülmeye başlamıştı.
C) Vadideki nehir, kıvrılarak ilerleyen bir yılanı andırıyordu.
D) Öykücü uzun yazmaz, gücünü anlık bir sürede gösterir.
E) Fotoğraf sanatına olan merakı epeyden beri yok olmuşa benziyor.

7.
I. Hamama giren terler.
II. Gezen ayağa taş değer.
III. Bal tutan parmağını yalar.
IV. Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz.
Bu atasözlerinden hangileri, savunulan düşünce bakımından birbirine en yakındır?

A) I. ile II.
B) I. ile III.
C) II. ile III.
D) II. ile IV.
E) III. ile IV.

8. “Hiçbir kuş, kanatlarındaki gücü kime borçlu olduğunu asla unutamaz.”
Bu sözde, insanlarla ilgili asıl söylenmek istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Başkalarının desteğine güvenmemek gerektiği
B) Bir işin üstesinden tek başına gelinemeyeceği
C) Önemli işlerin yardım almadan başarılamayacağı
D) Başkalarına borçlu olmanın çalışmaları engelleyeceği
E) Kişilerin, kendilerine destek olanları göz ardı edemeyeceği

9.
I. Çok zaman harcanarak yaratılan sanat ürünleri, kalıcı olur.
II. Sanat toprağı, ne kadar çok terle sulanırsa, o kadar çok değerli olur.
III. Sanat ürününün yetkinliği, ona harcanan emekle doğru orantılıdır.
IV. Sanata uzun zaman ayıran sanatçılar, çok sayıda ürün yaratırlar.
Bu cümlelerden hangileri, savunulan düşünce bakımından birbirine en yakındır?

A) I. ile II.
B) II. ile III.
C) I. ile III.
D) II. ile IV.
E) III. ile IV.

10.
Bu ne erişilmez ülkeymiş, deme
Erişilmedik ülke yok
Kendini kapıp koyuverme!
Altı çizili sözün bu dizelere katığı anlam, aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır?

A) Yine ümitsizliğe düşüp işlerini oluruna bırakmamalısın.
B) Benden habersiz, kapıdan içeriye kimseyi bırakmamalısın.
C) Bu çocuğu, böyle soğuk havalarda sokağa bırakmamalısın.
D) Her zaman yaptığın gibi, bu işi de bana bırakmamalısın.
E) Evini, aileni yapayalnız ve beş parasız bırakmamalısın.

11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, “tamlananı zamir olan bir ad tamlaması” vardır?

A) Hep onların sözünü dinliyorsun, hiç beni dinlemiyorsun.
B) Var mı öyle suçun hepsini benim üstüme yıkmak?
C) Toplantıda herkesin gözü bizim üzerimizdeydi.
D) Onun ipiyle kuyuya inilmez, dememiş miydim ben size!
E) Kendisinin suçu yokmuş gibi, bütün suçu bana yükledi.

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, “ad tamamlamasının sıfatı” vardır?

A) Kışlık ayakkabıların fiyatı çok artmış.
B) Bu yaz, yeni evimize taşınıyoruz.
C) Recep, sessiz bir köy çocuğuydu.
D) Deniz masmavi, hava durgun ve ılıktı.
E) Birkaç kiloluk bir paketi bile taşıyamıyordu.

13.
Gönlûmdeki hatıran suyundan daha derin
Söğütlü sahilinde gölgemiz duruyor mu?
Sarıyor mu dağları o altından kemerin…
Akşamın alev rengi yüzüne vuruyor mu?
Söğütlü sahilinde gölgemiz duruyor mu?
Bu dizelerde altı çizili sözcüklerden hangisi, türce ötekilerden farklıdır?

A) Gönlümdeki
B) Sahilinde
C) Dağları
D) Rengi
E) Söğütlü

14. Aşağıdaki dizelerin hangisinde “belirteç (zarf)” vardır?

A) Köpükten omuzları birbirine dayanmış
B) Sahile koşuyorlar bak deniz sarhoşları!..
C) Rüzgârların ıslığıydı, yakın yoldaşları…
D) Çılgın gönüllerinde aşkın bu büyük kini;
E) Gitgide coşuyorlar bak deniz sarhoşları!..

15. Aşağıdaki dizelerden hangisinde, “adlaşmış ortaç (isimleşmiş sıfatfiil)” yoktur?

A) Yeter olsun yeter olsun
Çektiğim dert yeter olsun
B) Turalanmış sırma saçı
Çözen benden beter olsun
C) Beni işimden avare
Eden benden beter olsun
D) Benim şimdiki halime
Gülen benden beter olsun
E) Bu ayrılık ateşini
Yakan benden beter olsun

16. “Edememek” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde, “yardımcı eylem” görevinde kullanılmamıştır?

A) Sana ne kadar gücendiğimi asla tahmin edemezsin.
B) Parasını son kuruşuna kadar harcamadan rahat edemezdi.
C) Ne kadar uğraşırsan uğraş, beni rahatsız edemeyeceksin.
D) Sen, kendine ettiğin kötülükleri kimseye edemezsin.
E) Saatlerdir uğraştığın halde, dolabı tamir edemedin.

17.
I. Bu gezi kimseyi memnun etmedi.
II. Islak bir bezi alnıma koydular.
III. Sizi de yanımızda görmek isteriz.
IV. Bir dizi sorunla boğuşup duruyoruz.
V. Tezi tamamlamamış, yarıda bırakmıştı.
Bu cümlelerin hangilerinde altı çizili sözcükler, ötekilerden farklı işlevde ek almıştır?

A) I. ile II.
B) I. ile IV.
C) II. ile III.
D) III. ile V.
E) IV. ile V.

18. 1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede, Aydın’ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü
I. II. III.
eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.
IV. V.
Bu cümlede numaralan sözcüklerden hangisi, hem yapım eki hem de çekim eki almıştır?

A) I.      B) II.      C) III.      D) IV.     E)V.

19. Halide Edip Adıvar‘ı Kurtuluş Savaşı’nın sert çehreli kalpaklıları arasında düşünmek beni daima heyecanlandırmıştır.
Bu cümlenin öznesi, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Halide Edip Adıvar’ı
B) Kurtuluş Savaşı’nın sert çehreli kalpaklıları
C) Kurtuluş Savaşı’nın sert çehreli kalpaklıları arasında düşünmek
D) düşünmek
E) Halide Edip Adıvar’ı Kurtuluş Savaşı’nın sert çehreli kalpaklıları arasında düşünmek

20. O güne kadar, 1928’de çıkarılan “imlâ Lûgati”ndeki ve 1941’de çıkarılan “İmlâ Kılavuzu”ndaki kurallar ve sözcükler listesi hemen hemen değiştirilmemişti.
Bu cümledeki altı çizili sözler, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Özne
B) Belirtili nesne
C) Belirtisiz nesne
D) Zarf tümleci
E) Dolaylı tümleç

21. Dostoyevski, en ilkel koşullar altında geçen dört yıllık acılı sürgün yaşamını, “Ölüler Evinden Anılanında, bütün ayrıntılarıyla anlatmıştı.
Bu cümlede, aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olan öğe yoktur?

A) Kim?
B) Nede?
C) Neyi?
D) Nasıl?
E) Ne zaman?

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, nesne-yüklem ilişkisine göre ötekilerden farklıdır?

A) Saf altını körler de tanıyabilir.
B) Bir iğne çalan bir altın da çalabilir.
C) Büyük tehlikeleri çocuklar da görebilir.
D) Kötü bir dal iyi bir kökten de çıkabilir.
E) Bir yalan söyleyen ikincisini de söyleyebilir.

23. Aşağıdakilerden hangisi, hem biçimce hem de anlamca olumsuz cümledir?

A) Sınav için başvurmamış değildi.
B) Kimseye kötü gözle bakmış değilim.
C) Bu kadar laf etmeye ne gerek var!
D) Sigaranın zararlarını bilmiyor olamazsın!
E) Ben mi hep senin aleyhinde konuşuyormuşum!

24. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, yapı bakımından ötekilerden farklıdır?

A) Yola çıktığımız zaman etrafta hafif bir sis vardı.
B) Çongara’yı geçtikten sonra bu sis arttı.
C) Adeta kalın bir yağmur bulutu içine girdik.
D) Bir süre, gittiğimiz yolu göremez olduk.
E) Otomobili geri çevirmekten başka çaremiz kalmamıştı.

25. Plastik Sanatlar Derneği’nin geçen yıl ilkini düzenledigi İstanbul Sanat Fuan’nın ikincisi
I. II. III.
18-27 eylül 1992’de TÜYAP’ta açılacak.
IV. V.
Yukarıdaki cümlenin numaralanmış bölümlerinden hangisinde yazım yanlışı vardır?

A) I.     B) II.     C) III.    D) IV.    E)V.

26. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, virgül (,), ötekilerde farklı bir öğeyi vurgulamak amacıyla kullanılmıştır?

A) Çocukluğum, Anadolu’nun küçük şehirlerinde geçmişti.
B) Hasta, kadının sızlanmalarını artık dinlemedi.
C) Bu öksürük, bir gün onu canından edecekti.
D) Derslerini, günden güne daha çok ihmal ediyordu.
E) Kitabı, uzun zamandan beri ayın yerde duruyordu.

27. Bu verimli toprakları nasıl kurtarabiliriz (I) Bunları düşünmek yalnız çevreci kuruluşların görevi midir (II) Asıl sorumlu, kişiler midir (III) yoksa toplum mu (IV) insanlarımız, çevre sorunları karşısında niçin bu kadar duyarsızlaştı (V)
Bu parçada, numaralanmış yerlerden hangisine soru işareti (?) konulamaz?

A) I.    B) II.     C) III.    D) IV.     E) V.

28. Bundan daha önemli olan, kısa sûrede çözümlenmesi gereken birçok sorunumuz var.
I. II. III. IV. V.
Numaralanan sözcüklerden hangisinin çıkarılması, bu cümlenin anlamında daralma ya da eksilmeye yol açmaz?

A) I.    B) II.     C) III.    D) IV.    E) V.

29. “Katılması” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerden hangisinde yanlış kullanılmıştır?

A) Bu toplantılara öğrencilerimizin katılması hayli yüksekti.
B) Bu toplantılara öğrencilerimizin katılması bizi sevindirdi.
C) Öğrencilerimizin de bu toplantılara katılması gerekiyordu.
D) Bu toplantılara katılması gereken öğrencilerimiz, bugün burada.
E) Bizim istediğimiz, öğrencilerimizin de bu toplantılara katılması idi.

30. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?

A) Bugünlerde bizimkinin keyfine diyecek yok.
B) Başarıya ulaşmak için inanç şarttır.
C) O da sağlam bir kişiliğe sahiptir.
D) Bu konuda ne karamsar olmalıyız, ne de kötümser.
E) Eski hesaplar birer birer ortaya çıkarıldı.

31. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?

A) Tarafsız ülkelerce hazırlanan tasarı, Güvenlik Konseyi’ne sunuldu.
B) iki ülke arasındaki ayrıntıyı görüp karşılaştırmaya başladılar.
C) Hükümetin kısa sürede çözmeye zorunlu olduğu sorunlar dağ gibi duruyor.
D) Onun çekimser yaratılışta bir insan olduğunu hepiniz bilirsiniz.
E) Uyku ağırlaştıkça horlama artmakta, nefes alış verişi de güçlenmektedir.

32. İzmir’de her yıl nisanın ilk haftasında ötücü ve süs kuşları yarışması düzenleniyor.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni, aşağıdakilerin hangisinde belirtilmiştir?

A) Yarışmanın kim tarafından düzenlendiği belirtilmediğinden anlam bulanıklığı vardır. –
B) “Her yıl” sözünden sonra virgül kullanılmaması anlam karışıklığına yol açmıştır.
C) “Her yıl” yapıldığı belirtilen bir eylem, “düzenleniyor” biçiminde şimdiki zamanla anlatılmıştır.
D) Ad ve sıfat tamlaması kuran sözcükler, aynı tamlanana bağlanarak tamlama yanlışı yapılmıştır.
E) “Yapılıyor” yerine, “düzenleniyor” dendiği için yanlış anlamda sözcük kullanılmıştır.

33. “Yapılmak istenen gösteri, vaktinde haber alınmış ve engel olunmuştur.”
Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?

A) “ve” yerine virgül (,) getirilmeli
B) “ve”den sonra “buna” sözcüğü getirilmeli
C) “yapılmak istenen” yerine, “yapmak istedikleri” sözü getirilmeli
D) “vaktinde” sözcüğü cümleden çıkarılmalı
E) “vaktinde” yerine “vaktinde önce” sözü getirilmeli

34. ….  Örneğin İngiliz şiirinde, konu ve tema çeşitliliğine rağmen 16-19. yüzyıllarda hiç değişmeyen temel bir tekniğin kullanıldığı görülür. Bizde de aynı şiir kalıpları, çok uzun zaman aralıkları ile çok değişik özleri, temaları işlemekte kullanılmıştır. Halk edebiyatımızın nazım biçimleri, kimi zaman dinsel duyguları, kimi zaman sevdayı, kimi zaman da çağdaş sorunları dile getirmek için kullanılmıştır.
Bu parçanın başına aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) Her ulusun edebiyatı kendine özgü bir gelişim gösterir.
B) Sanat eserinde, yeni bir öz, mutlaka yeni bir biçim gerektirmez.
C) Sanat eserinde, her öz kendine uygun bir biçimde anlatılır.
D) Halk edebiyatımızda çeşitli konular, temalar işlenmiştir.
E) Sanat eseri, öz ile biçimin ayrılmaz birlikteliğine dayanır.

35. Fotoroman ya da çizgi romanın en önemli sakıncası, okuma tembelliği yaratmasıdır. Bol resimli ya da çizgili sayfaları bir solukta okumaya alışan gençler, sonradan, sık yazılı yapıtları okumakta güçlük çekerler. Bu nedenle de düşünmeyi ve yaratmayı gerektiren yapıtlara yönelemezler. Kültürel gelişimini bu yola bağlayanlar, ilerde aniden önlerine çıkan bir sorun karşısında …
Bu parçanın son cümlesinin, aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanması uygun olmaz?

A) sevinçten deliye dönerler
B) anadan yeni doğmuşa dönerler
C) dut yemiş bülbüle dönerler
D) denizden çıkmış balığa dönerler
E) suyu kesilmiş değirmene dönerler

36. (I) Kemal Tahir, “Bir Mülkiyet Kalesi” romanını 1946’da yazmış. (II) Roman defterlerde kalmış, yazar, bir daha üzerinde çalışamamış. (III) İyi de olmuş; çünkü, bu “üzerinde çalışamamak” sayesinde güzel bir roman kazandık. (IV) Kemal Tahir, usta bir anlatıcıydı; bütün “iyi yazarlar” gibi, okutacak, etkileyecek biçimde yazmayı biliyordu. (V) Yazarlığının ilk yıllarında, romancının görevinin, öncelikle “roman” yazmak olduğuna inanıyordu. (VI) Bir Mülkiyet Kalesi’nin başarılı bir yapıt oluşunu, yazarın roman anlatımını yakalamasına borçluyuz.
Bu parçayı iki paragrafa bölmek istesek, ikinci paragrafın, numaralanan cümlelerden hangisiyle başlaması uygundur?

A) II.     B) III.     C)IV.     D)V.     E) VI.

37. Dergi ve gazetelerde bir yazım yayınlandı mı onun işlevi tamamlanmış gibi geliyor bana. Ancak kitaplaştırdıktan sonra bu yazıların unutulduğunu anlıyorsunuz. Yazar arkadaşlarımdan çoğu, bana bazı önemli yazılarımı zamanında okuyamadıklarını söylüyorlar. Şimdi diğer çalışmalarımı da kitaplaştırmak için çalışıyorum.
Bu parça, aşağıdaki sorulardan hangisinin karşılığıdır?

A) Gazete ve dergi yazılarınızın unutulmasının nedeni ne olabilir?
B) Bir yazının işlevinin tamamlanması, yayınlanmasıyla mı ilgilidir?
C) Gazete ve dergilerdeki yazılarınızı neden bir kitapta topladınız?
D) Yazar arkadaşlarınızın yazılarınız hakkındaki görüşleri önemli mi?
E) Gazete ve dergilerdeki yazıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

38. Bu arkadaş, öyle anlaşılıyor ki, roman konusunda bir tartışmaya katılmış. Sonra da oturmuş bir köşeye, almış eline kalemi, tartışmada konuşulanlar konusunda değil, konuşanlar konusunda bir eleştiri yazısı döşenmiş. Böyle ucuz eleştirmenlik olmaz!
Bu parçada, sözü edilen eleştirmenin karşı çıkılan yönü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eleştirilerini konuşmacıların kişiliklerine yöneltmesi
B) Görüşlerini tartışma bittikten sonra dile getirmesi
C) Ele aldığı konuyu araştırdıktan sonra görüş bildirmesi
D) Roman sanatı konusunda bilgisiz olması
E) Düşündüklerini derli toplu anlatamaması

39. Müşteri kılığında bir genç tezgâhtara yaklaşıyor. Sevdiği kızı soracak tezgâhtara, ama yazar fırsat vermiyor… Yazar, ingiliz kumaşları hakkında bilgi vermeye devam ediyor, iyi bir kumaşta aranan niteliklerden söz ediyor. Gereksiz ayrıntılarla boğuyor romanı. Okuyucunun ilgisi dağılıyor.
Eleştirmenin, söz konusu edilen romanda bulduğu eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bütünlük
B) Akıcılık
C) Yalınlık
D) Açıklık
E) Özgünlük

40. Başına dolu yağan, dünyanın dört bucağını fırtına içinde sanır. Savoil’li bir köylü demiş ki: “Şu akılsız Fransa kralı biraz işini bilse pekâlâ bizim kâhyamız olabilir.” Köylünün hayal gücü, efendisinin üstünde bir büyüklük tasarlayamıyor. Ancak tabiat anamızı bütün genişliği içinde seyredebilen, onun durmadan değişen sınırsız yüzünü görebilen; yalnız kendini değil, bütün memleketini o evren içinde ufacak bir nokta olarak düşünebilen insan, her şeyin gerçek değerini kestirebilir.
Bu paragrafta vurgulanan düşünce, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Evrenin sonsuzluğu karşısında insan bir hiçtir.
B) Varlık ve olayları, kendi küçük çevremizden değil, evrenin büyüklüğü ve sonsuzluğu açısından kavrayabiliriz.
C) Kimi insanlar, dünyayı kendi çevrelerinden ibaret sanırlar.
D) İnsanın hayal gücü coğrafya bilgisiyle orantılıdır.
E) Doğayı olduğu gibi algılamak, bir eğitim işidir.

41. Bu yaz, bir Orta Anadolu şehrinde dişçi aradım. Burada yalnız, evinde çalışan diplomasız bir dişçi olduğunu söylediler. Gittim ister istemez. Anlaştık, işe girişti. Her yaptığını bana açıklayarak, aletlerini seve seve kullanarak iki saat çalıştı. İşini böylesine seven ve bilen, kendisine bu kadar güvendiren insan az görmüştüm. Orkaokulu bitirmiş bu genç; sonra dişçilere protez işçiliği yapmış, o kadar! Kitaplar, aletler edinmiş, bu arada ne öğrenmişse öğrenmiş. Şimdi nasıl gelmez insanın aklına, bu adamı yetiştiren şartları okul haline getirmek!..
Bu parçada asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eğitim ve öğretim, iş içinde yetiştirme ilkesine dayandırılmalıdır.
B) İnsanın, azimle üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun yoktur.
C) Çaresiz kalan insan her yola başvurabilir.
D) Bir işte başarılı olmak için o işi sevmek gerekir.
E) Kişinin inandırıcı olabilmesi, işindeki başarısına bağlıdır.

42. Nurullah Ataç’ın dil konusundaki tutumu, yazarları dil üzerinde titiz bir dikkatle durmaya ve Türkçe yazmaya zorlaması bakımından büyük yararlar sağladı. Bir yazıda, her şeyden önce anadile önem vermek gerektiğini o öğretti bize. Aşırılıkları bile, bu dikkati kamçılayıcı bir rol oynadı.
Bu parçada Nurullah Ataç’la ilgili olarak asıl söylenmek istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yazarları Türkçe sözcükleri kullanmaya zorladığı
B) Dilde aşırılıklara gitmekten çekinmediği
C) Anadili bilinci kazanmayı sağladığı
D) Anlatım için Türkçenin yeterli olduğunu kanıtladığı
E) Herkesi, dil anlayışını gözden geçirmeye çağırdığı

43. Fransa Kralı 15. Louis, sarayının bahçesinde geziniyormuş. Bakmış ki bir park sırasının başında bir nöbetçi dikiliyor. Kral, nöbetçiye neyi beklediğini sormuş. Nöbetçi neyi beklediğini bilmiyor. Sorup soruşturmuşlar, işin aslı ortaya çıkmış. Meğer sarayın bahçesindeki o sıra, 14. Louis döneminde boyatılmış; üstüne kimse oturmasın diye başına bir nöbetçi konmuş. O gün bugündür her saat başı nöbetçi değiştirilirmiş; ama nöbetçiler, bunun nedenini öğrenmeyi akıl etmezlermiş!..
Bu öykücükten çıkarılacak ders, aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsanlar yaptığı işin gerekçesini bilmelidir.
B) Gerekçesi bilinmeden yapılan işler, sıkıcı olur.
C) Yöneticiler, insanlara gereksiz iş yaptırmamalıdır.
D) Nedeni bilinmeden yapılan işler, insanlara zarar verir.
E) Gereksiz olduğu bilinen işleri yaptırmak mümkün değildir.

44. Bu söz, bir konu üzerinde gereksiz ve boş sözler söylemek, düşünceleri yalın ve duru anlatmayıp süslü ve gösterişli yollara sapmak anlamında küçümsenen bir davranışı belirtmek için kullanılır. Bu sözde, halkın sağduyusunun; sanatçıların yanlış eğilimlerini, hayat gerçeklerinden uzaklaşmış bencil yönelişlerini, halk dilinden ve beğenisinden uzak düşmüş süs ve gösteriş hatalarını yargılayan bir tutum görürüz.
Bu parçada, kullanılış nedeni belirtilen “söz”, aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A) Edebi eser
B) Edebiyatsız yaşam
C) Edebiyat yapmak
D) Bireyci edebiyat
E) Aydın edebiyatı

45. Ünlü yazar Dickens’ın, kendisini, herkesin istediği gibi yazmaya zorlamasına gerek yoktu. Çünkü o zaten herkesin ne istediğini biliyordu. Herkes gibi duyuyor, herkes gibi düşünüyor; herkesin bildiği, herkesin anladığı şeylerden söz açıyordu. Bu nedenle Dickens’ın romanlarından, okuma yazma bilmeyenler de tat alabilir, bilim adamları da! Çünkü çoğunluğun duyguları, bütün insanlığın ortak malı olan duygulardır: çocuk sevgisi, ölüm korkusu, barış isteği…
Bu parçaya göre, Dickens’in romanlarından “herkesin tat alması”, aşağıdakilerden hangisine bağlanabilir?

A) Çekici bir anlatım biçimine
B) Ortak duyguları yansıtmasına
C) Güncel sorunları dile getirmesine
D) ilgi çekecek konuları anlatmasına
E) Yazarın kendisini herkes gibi görmesine

46. Farklı bir uğraştır gazetecilik. Unutulmaz anılar bırakır kişide; acı, tatlı, hüzünlü… Bir hareket içinde geçer yıllar. Koşturmayla, konuşmayla, yazmayla, aramayla… Ünlü bir gazetecinin şu sözleri yetiyor her şeyi anlatmaya: “Ben, bin defa dünyaya gelsem, bininde de gazeteci olurum. Ancak, düşmanımın bile gazeteci olmasını istemem. Bu meslek, büyük bir fedakârlık işi olmasının yanı sıra, insanı genellikle perişan eder, yarım kalmış bir şarkı gibi herhangi bir yere savuruverir…”
Bu parçaya göre, “gazetecilik” ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? 

A) Zor, ama zevkli bir meslektir.
B) Öteki mesleklere benzemeyen özellikleri vardır.
C) Kişiyi büyük bir tutkuyla kendisine bağlar.
D) insanı çok çabuk yıpratan mesleklerden biridir.
E) Büyük yetenek isteyen bir meslektir.

47. Kitabı, bir kısım okur, bilgisini artırmak için alır. Bir kısmı, yazacağı bir kitap ya da yazı için kaynakça diye alır. Birçokları için kitap bir “mal”dır. Bunlar bir tür yatırımcıdır. Bugün aldıkları bir kitabı, ilerde üç dört kat fiyatla satacaklarını bilirler.
Bu parçadan, aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

A) Kitabı yeni bir şey öğrenmek için alanlar vardır.
B) Bazı kitapların fiyatları zamanla artış gösterir.
C) Kitaplar, yeni eserlerin oluşumunda bir kaynak görevi görürler.
D) Çok satılan kitaplar, yazarlarını maddi olarak güçlendirir.
E) Bazıları kitaptan sırf maddi kazanç sağlam, amacı güderler.

48. Sanat, özellikle tiyatro sanatı, toplumun aynasıdır. Tiyatro, bazen benzetmeci bir sanat olarak toplumun gerçeklerini yansıtır, bazen de ifadeci bir sanat olarak toplumun eğilimlerini belirtir.
Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada anlatılanlarla çelişir?

A) Tiyatro dışındaki sanatlar, toplumu yansıtma ödevini yüklenmez.
B) Tiyatro, toplumu yansıtma açısıdan diğer sanat türlerinden daha öndedir.
C) Tiyatro, gerçekleri yansıtan bir edebiyat türüdür.
D) Tiyatro, toplumun istek ve eğilimlerini dile getirir.
E) Tiyatro gibi roman ve şiir de toplumun aynasıdır.

49. Bir döneme, üstelik insan dramlarıyla dolu, çalkantılı bir döneme tanıklık edebilecek yapıtlar vermeyi hangi romancı istemez ki… Ama bu dönem çok yakın bir dönemse, yaşanan olayların daha dumanı üzerindeyse, epey güçtür yazarın işi. Çünkü gerçekçi yorumların yerini duygusal yaklaşımların alması tehlikesi vardır. Enine boyuna incelenmemiş, eleştirisi yapılmamış, hataları ve sevapları üzerinde ortak yargılara varılmamış hareketlerin romanının yazmak, sanıldığından da güçtür.
Bu parçaya göre, “yakın dönemlerin romanını yazmanın güçlüğü”, aşağıdakilerden hangisine bağlanamaz?

A) Değerlendirme için gerekli sürenin yaşanmamış olmasına
B) Ortak görüşler üzerinde birleşilmemiş olmasına
C) Yaşanan dramların duygusallığa yol açabilecek olmasına
D) Yaşanan olayların roman yazmaya elverişsiz olmasına
E) Olayları kısa zamanda gerçekçi yorumlamanın zor olmasına

50. Türk edebiyatında, kitaplar üzerine yazılmış başarılı eleştiriler var. Bunlar genetikle uzun yapıtlar, uzun kitap eleştirileri. Edebiyatımızda, kısa kitap eleştirilerine ise okurlar daha bir uzak duruyor. Bu, değerini gizleyen bir iştir çünkü. Okuyacak, notlar alacak, karşılaştıracak; sonra, söylemek istediklerinizin birçoğundan vazgeçerek kısa yazacaksınız. Alıntı yapmayacağınız için de kimi yargılarımız havada kalacak.
Bu parçada “kısa eleştirinin” hangi yönü üzerinde durulmamıştır?

A) Değerinin bilinmemesi
B) Büyük bir çaba gerektirmesi
C) Bazı yönlerden, nesnel dayanaklarının olmaması
D) Bir eseri tanıtmaya yetmemesi
E) Özlü bir anlatımla yazılması

51.
Bir rüzgâr her vakit böyle esmeyecek
Gökte bulut, suda yelken, dalda çiçek
Bir gün, bir gün var ki, günden güne gerçek
Çatır çatır servi, çıtır çıtır böcek
– Çek ciğerlerine, bir nefes daha çek
Bu rüzgâr her vakit böyle esmeyecek
Bu dizelerin şairi, aşağıdakilerden asıl hangisini önermektedir?

A) Doğa ile iç içe yaşamayı
B) Sağlıklı bir yaşam sürmeyi
C) Yaşanan zamanın değerini bilmeyi
D) Küçük şeylerden mutluluk duymayı
E) Çevre güzelliklerinin tadına varmayı

52. Ay; duvarları, kafeslerin büyümüş gölgeleriyle nakışlanmış, süslemişti. Odaya toz gibi, duman gibi tavandan döküldüğü sanılan tatlı mavi bir aydınlık iniyordu. Salhane önünde durupta yukarı mahalledeki seslere cevap yetiştiren köpeğin inatçı, üşenmez havlaması birden can acısı çığlığa dönüştü.
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisi kullanılmıştır?

A) Tartışma
B) Açıklama
C) Örnekleme
D) Betimleme
E) Tanık gösterme

53. Yamaçlarında üzümleri toplanmış bağlar. Sessiz korkulukların geniş kenarlı şapkaları tepelerinde sallanmakta. Sonlarını bekleyen bitkilerin kaygılı dünyası. Yol kıyısında yemyeşil dikenler; çalılarda belli belirsiz hüzün soluğu…
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Karşıtlıklardan yararlanılmış.
B) insana özgü nitelikler doğaya aktarılmış.
C) işitsel öğelere yer verilmiş.
D) Doğaya özgü nitelikler insan için kullanılmış.
E) Bir duyu alanıyla ilgili özelikler başka duyuya aktarılmış.

54.
Yâre selam söyleyin seher yelleri
Çıksın şu yollara naz eylemesin
Bağları ak güllü derin gölleri
Uçan turnaları kaz eylemesin
Bu dörtlükte aşağıdakilerden hangisi için örnek yoktur?

A) Redif
B) Tam uyak
C) Yarım uyak
D) Çapraz uyak
E) Cinaslı uyak

55. Aslında bizim işimiz zordur. Her gün, güncel bir konuda kalem oynatacaksınız, okuyucuyu sıkmadan etkileyeceksiniz. Batı basınında bizdeki bu türün benzerini göremezsiniz. Le Monde’un her gün çeşitli konularda yazı yazarı yazarları yoktur. Dış politika yazarı ayrı, sağlık, eğitim, ekonomi konularında yazı yazan yazarları ayrıdır. Biz ise, her gün köşemizden değişik bir konuda sesleniriz okuyucuya.
Parçaya göre, “Batı basınında benzeri görülmeyen” yazı türü, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Günce
B) Anı
C) Söyleşi
D) Makale
E) Fıkra

56. Sevgilisinden, “Sabahtan uğradım ben bir fidana…” diye söz eden bir ozanın bu dizesinde, aşağıdaki açıklamalardan hangisine uygun bir söz sanatı vardır?

A) Söz arasında, bilinen bir duruma işaret etmeye
B) Bir sözü, iki anlamını birden sezdirecek biçimde kullanmaya
C) Bir sözü, benzetme amacıyla başka bir söz yerine kullanmaya
D) Bir olguyu, gerçek etkenini bir yana bırakarak, hayali ve güzel bir nedene bağlamaya
E) Bilinen bir şeyi, bir söz inceliği yaratmak için bilmez gibi görünerek anlatmaya

57.
Bu gece misafirim olsan yeter
Dolar odama lavanta kokusu
Soğur sevincinden sürahide su
Ay pencerede durup durup güler
Bu dörtlükteki en belirgin söz sanatı, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Telmih
B) Kişileştirme
C) Cinas
D) Tecahül-i arif
E) Tezat

58. (I) Pek çok Türk destanı gibi Oğuz Kağan Destanı da yazıya geçmediği için zamanla unutulmuştur. (II) Bu destanla ilgili günümüze ulaşan metin, onun 10. yüzyılda nesirle yazılmış özetinden ibarettir. (III) Türk destanları, bir ulusal şair tarafından düzenlenip yazılmadığı gibi, bir folklorcu tarafından da saptanıp yazılmamıştır. (IV) Bunların varlıklarının ve konularını Çin, İran ve Arap kaynaklarından öğrenebiliyoruz. (V) Ancak, söylendikleri dönemde yazıya geçirilen ve günümüze ulaşan ürünler, koşuk ve sagulardır.
Bu parçanın, numaralanan cümlelerinden hangisinde bilgi yanlışı vardır?

A) I.    B) II.    C) III.    D) IV.   E)V.

59. Edebiyatımızın bu döneminde bir ikilik vardır. Sade dile önem verildiği halde çoğu kez ağır bir dil kullanılmıştır. Bir yandan nazım biçimlerinde yenilikler yapılmaya çalışılırken, eski nazım biçimlerinin kullanımı da sürmüştür. Hece veznine arka çıkıldığı halde genel olarak aruz vezni kullanılmıştır.
Bu parçada belirtilen “ikili tutum”ların görüldüğü edebiyat dönemi, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tanzimat Edebiyatı
B) Servet-i Fünun Edebiyatı
C) Fecr-i Ati Edebiyatı
D) Milli Edebiyat
E) Cumhuriyet Edebiyatı

60. (I) Servet-i Fûnuncuların roman ve öykülerindeki çevre, genellikle İstanbul’dur. (II) Romanlarda aydın kişilerin yaşamları işlenir. (III) Örneğin, Halit Ziya‘nın kişileri öğrenim görmüş, aydın ve sanattan anlayan kişilerdir. (IV) Mehmet Rauf‘un Eylül romanı için de aynı şeyi söyleyebiliriz. (V) Ancak, Cenap Şahabettin‘in kimi öykülerinin konuları ve kişileri halktandır.
Bu parçanın numaralanan cümlelerinden hangisinde bilgi yanlısı vardır?

A)I.     B) II.    C) III.    D) IV.    E) V.

61. “Ok” adlı şiiri dışında bütün şiirlerini aruz ölçüsü ile yazan şair, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Cenap Sahabettin
B) Ahmet Haşim
C) Zıya Gokalp
D) Ahmet Hamdi
E) Yahya Kemal

62. Aşağıdaki yapıtlardan hangisi, karşısında verilen yazara ait değildir?

A) Huzur: Haldun Taner
B) Son Kuşlar: Sait Faik Abasıyanık
C) Okuruma Mektuplar: Nurullah Ataç
D) Ayaşlı ve Kiracıları: Memduh Şevket Esendal
E) Dokuzuncu Hariciye Koğuşu: Peyami Safa

63.
I. Doğa betimlemelerine geniş yer verdiler.
II. Tiyatroda dram türünü yaygınlaştırdılar.
III.”Toplum için sanat” anlayışını benimsediler.
IV. Konularını işlerken zıtlıklardan yararlandılar.
V. Konularını günlük yaşamdan ve tarihten aldılar.
Bu özellikler, hangi dönemin sanat anlayışını yansıtmaktadır?

A) Klasik akım
B) Romantik akım
C) Latin edebiyatı
D) Rönesans edebiyatı
E) Eski Yunan edebiyatı

64. Aşağıdaki yapıtlardan hangisi, karşısındaki yazara ait değildir?

A) Telemak: Fenelon
B) Don Kişot: Cervantes
C) Goriot Baba: Balzac
D) İlahi Komedya: Dante
E) Yanlışlıklar Komedyası: Moliere

CEVAP ANAHTARI

1. E 2. A 3. C 4. B 5. D 6. C 7. E 8. E 9. B 10. A 11. B 12. C 13. A 14. E 15. A 16. D 17. B 18. E 19. E 20. D 21. E 22. D 23. B 24. C 25. D 26. D 27. C 28. C 29. A 30. D 31. A 32. D 33. B 34. B 35. A 36. C 37. C 38. A 39. C 40. B 41. A 42. C 43. A 44. C 45. B 46. E 47. D 48. A 49. D 50. D 51. C 52. D 53. B 54. E 55. E 56. C 57. B 58. E 59. A 60. E 61. E 62. A 63. B 64. E

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Servet-i Fünun Döneminde Roman ve Hikaye