<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler &#8211; Edebiyat Öğretmeni. İnfo</title>
	<atom:link href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/olay-cevresinde-olusan-edebi-metinler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.edebiyatogretmeni.info</link>
	<description>Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin Kaynak Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Dec 2023 20:43:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>
	<item>
		<title>Masalcılık &#8211; Masal Anlatma Geleneği</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/masalcilik-masal-anlatma-gelenegi.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2013 00:25:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1574</guid>

					<description><![CDATA[MASALCILIK (MASAL ANLATMA GELENEĞİ) Kişi kadrosu insanlar, hayvanlar, cadı, cin, dev, peri vb. varlıklardan meydana gelen, olay örgüsü bu varlıkların gerçekleştirdikleri olağanüstülükler üzerine kurulan, zaman ve mekânlar bakımından tamamen hayal öğesine dayanan halk öykülerine masal; asırlar boyunca masalların bu biçimde ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3787" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi-2.jpg" alt="Masalcılık – Masal Anlatma Geleneği
" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi-2.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi-2-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">MASALCILIK (MASAL ANLATMA GELENEĞİ)</h2>
<p style="text-align: justify;">Kişi kadrosu insanlar, hayvanlar, cadı, cin, dev, peri vb. varlıklardan meydana gelen, olay örgüsü bu varlıkların gerçekleştirdikleri olağanüstülükler üzerine kurulan, zaman ve mekânlar bakımından tamamen hayal öğesine dayanan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/halk-hikayesi-2.htm">halk öyküleri</a>ne masal; asırlar boyunca masalların bu biçimde oluşturulması ve anlatılması neticesinde oluşan edebiyat geleneğine de masalcılık (masal anlatma geleneği) adı verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Masal anlatma geleneğinin, nerede başladığına dair kesin bir bilgi bulunmasa da ilk masalların Hindistan&#8217;da anlatıldığı ve bütün dünyaya buradan yayıldığı tahmin edilmektedir.<br />
Masallar, çoğunlukla anonim nitelik taşır. Bunların önemli bir bölümü, sözlü gelenekle kuşaktan kuşağa aktarılmış, daha sonra yazıya geçirilmiştir.<br />
Masal, bütün dünyada -özellikle de kitle iletişim olanaklarının gelişmediği ve yazılı metinlere ulaşmanın çok zor olduğu dönemlerde- çocukları eğlendirmenin ve eğitmenin en önemli aracı olarak düşünülmüş; bu bağlamda masalın kendisi kadar masalı anlatan kişi (masalcı) de önem kazanmıştır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3788" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi.jpg" alt="Masalcılık – Masal Anlatma Geleneği
" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/masal.htm">Masal</a>lar, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/destanlar">destanlar</a>dan farklı olarak düz yazı (mensur-nesir) biçiminde ve tamamen hayal öğesinden yararlanılarak oluşturulur. Masallarda akıcı, duru, açık ve yalın bir anlatım kullanılır; uzun betimlemelere, psikolojik çözümlemelere yer verilmez. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/olay-orgusu.htm">Olay örgüsü</a>nün anlatımında geniş zaman ya da öğrenilen (-miş&#8217;li) geçmiş zaman kipi kullanılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Masallarda kişi kadrosu çoğunlukla iyilik-kötülük, adalet-zulüm, alçakgönüllülük-kibir gibi karşıt durumları temsil eden varlıklardan (insanlar, hayvanlar, bitkiler, cansız varlıklar; dev, cin, peri vb.) oluşur. Metindeki olay örgüsü, bu varlıkların temsil ettikleri kavramların karşıtlığından doğan çatışma ya da insanların ulaşılması güç hayalleri üzerine kurulur. Masallardaki mekânlar (Kaf Dağı, devler âlemi, gerçek dünyada rastlanması imkânsız bahçe, saray, ırmak, şehir vb.) tamamen düş gücüyle yaratılır. Masallardaki olay örgüleri gerçek dünyadakine benzemeyen; gün, ay, yıl, yüzyıl gibi sürelerin anlamını yitirdiği hayalî bir zaman diliminde gerçekleşir.</p>
<p style="text-align: justify;">Masallarda millî ve dinî öğelere genellikle yer verilmez. Bu bağlamda masalların evrensel bir nitelik taşıdığı söylenebilir. Bununla birlikte her masal, oluşturulduğu topluma ait bazı izler taşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk masallarında anlatıcı, masalı anlatmaya başlamadan önce dinleyicileri masalın havasına sokmak ve masal anlatmadaki ustalığını göstermek için birtakım <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/kafiye-uyak-ve-redif.htm">kafiye</a>li sözlere, çoğunlukla da <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tekerleme.htm">tekerleme</a>lere başvurur. Bu bölüm bittikten sonra olay örgüsünü anlatmaya başlar. Olay örgüsünü anlatmayı bitirip masalı güzel bir sonuca bağladıktan sonra bu güzel sonucu dinleyiciler için de ister, bir bakıma onlar için dua eder.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Masal Türleri</strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li style="text-align: justify;"><strong>1. Asıl masallar:</strong> Masalların buraya kadar anlattığımız genel niteliklerini üzerlerinde taşıyan, masal denince akla ilk gelen masallar.</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>2. Hayvan masalları:</strong> Kişi kadrosu hayvanlardan seçilen ve daha çok öğretici nitelik taşıyan masallar</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>3. Güldürücü masallar:</strong> Dinleyicileri güldürme amacıyla oluşturulan masallar.</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>4. Zincirlemen masallar:</strong> Küçük ve önemsiz bir dizi olayın birbirine bağlanmasıyla oluşturulan masallar. .</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>5. Yapma masallar:</strong> Halk masallarına benzetilerek oluşturulan, yazarları belli olan masallar</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Destanları</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/turk-destanlari-2.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/turk-destanlari-2.htm#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 00:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Destanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1544</guid>

					<description><![CDATA[İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Dönemi&#8217;nde oluşturulan destanlar, oluş ve yayılma aşamalarından geçmiş, derlenme aşamasından geçmemiştir. Bu metinlerin tamamına yakını, Çin, İran ya da Moğol kaynaklarında yer almış, yani başka dillerde kaleme alınmıştır. Uygurca yazılan Oğuz Kağan Destanı&#8216;nı, hem Uygur Türkçesiyle ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Dönemi&#8217;nde oluşturulan destanlar, oluş ve yayılma aşamalarından geçmiş, derlenme aşamasından geçmemiştir. Bu metinlerin tamamına yakını, Çin, İran ya da Moğol kaynaklarında yer almış, yani başka dillerde kaleme alınmıştır. Uygurca yazılan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/oguz-kagan-destani.htm">Oğuz Kağan Destanı</a>&#8216;nı, hem <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/eski-turkce-uygun-donemi.htm">Uygur Türkçesi</a>yle yazılması hem de destan türünün dünyadaki diğer örnekleriyle birçok açıdan benzerlik göstermesi bakımından diğer destanlarımızdan ayrı tutmak gerekir.<br />
İslam Uygarlığı Çevresinde Gelişen Türk Edebiyatı Dönemi&#8217;nde oluşturulan destanların önemli bir bölümü manzum değil, mensurdur. Bu durum, bu metinleri destandan çok halk hikâyesine yaklaştırmaktadır.</p>
<div style="text-align: justify;">
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu destanların temaları ve olay örgüleriyle ilgili olarak şunlar söylenebilir:</strong></span></p>
</div>
<p style="text-align: justify;"><b>Yarat</b><b>ı</b><b>l</b><b>ış</b><b> Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Bu destanda evrenin ve insanın yaratılma­sı, iyilik ve kötülüğün kaynakları ve evrendeki düzen anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Alp Er Tunga Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Bu destanda Saka (İskit) Türklerinin MÖ 7. yüzyılda yaşadığı düşünülen hükümdarı Alp Er Tunga&#8217;nın ha­yatı, kahramanlıkları ve mücadeleleri anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ş</b><b>u Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Şu, MÖ 4. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen bir Sa­ka hükümdarıdır. Destanda Şu ile Büyük İskender arasındaki müca­deleler anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>O</b><b>ğ</b><b>uz Ka</b><b>ğ</b><b>an Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destana adını veren Oğuz Kağan&#8217;ın, Hun hükümdarı Mete (MÖ 209-174) olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Destanda Oğuz Kağan&#8217;ın yaşamı ve kahramanlıkları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bozkurt Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda, Türklerin, bir katliamdan sağ kur­tulan bir bebekle, onu büyüten dişi bir kurttan türemeleri anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ergenekon Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda bir savaş sonrasında sağ kalan birkaç Türk&#8217;ün sarp dağlarla çevrili bir ovaya sığınmaları, burada çoğaldıktan sonra da dağın demir kısmını eriterek tekrar büyük bir mil­let olmaları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>T</b><b>ü</b><b>reyi</b><b>ş</b><b> Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda iki ağacın gökten gelen bir ışığın etkisiyle hamile kalmaları, ardından beş çocuk doğurmaları, son­ra da bu çocuklardan birinin Uygurların hükümdarı olması anlatıl­maktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>G</b><b>öç</b><b> Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda Uygur ülkesine refah, sağlık, başarı ve bereket getiren Kutlu Dağ adındaki kayanın Çin&#8217;e götürülmesinden sonra ülkenin türlü felaketlerle karşılaşması, bunun sonucunda da Uygurların yurtlarını bı­rakarak başka bölgelere göç etmek zorunda kalmaları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Satuk Bu</b><b>ğ</b><b>ra Han Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda Karahanlılarm Müslümanlığı kabul eden ilk hükümdarı Satuk Buğra Han&#8217;ın yaşamı ve kahramanlıkları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Manas Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Dört yüz bin mısradan oluşan bu destanda eserin başkahramanı olan Manas&#8217;ın başından geçenler çerçevesinde Müslüman Kırgızlarla putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleler anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Cengiz-n</b><b>â</b><b>me: </b>Destanda Cengiz Han&#8217;ın kahramanlıkları ve yaptığı savaşlar anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Timur Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda Timur Devleti&#8217;nin kurucusu olan Timur&#8217;un hayatı, savaşları ve seferleri anlatılmak­tadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Edi</b><b>ğ</b><b>e Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda 15. yüzyılda yaşamış Nogay beylerinden Edige&#8217;nin yaşamı ve kahramanlıkları an­latılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Seyyid Battal Gazi Destan</b><b>ı</b><b> (Battaln</b><b>â</b><b>me): </b>Destanda, Emevilerin 8. yüzyılda Bizans&#8217;a karşı yürüttüğü savaş­larda ünlenen, Türkler arasında <strong>&#8220;Battal Gazi&#8221;, &#8220;Seyyid Battal&#8221;, &#8220;Seyyid Battal Gazi</strong>&#8221; adlarıyla bilinen bir Arap kah­ramanının mücadeleleri Türk bir kahramana uyarlanarak anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>D</b><b>â</b><b>ni</b><b>ş</b><b>mend Gazi Destan</b><b>ı</b><b> (D</b><b>â</b><b>ni</b><b>ş</b><b>mendn</b><b>â</b><b>me): </b>Destanda, Battal Gâzi&#8217;nin soyundan geldiğine inanılan Melik Dânişmend Ahmet Gâzi&#8217;nin Anadolu&#8217;da Müslüman olmayan topluluklarla yaptığı savaşlar anlatılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/turk-destanlari-2.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman ve Hikayelerde Çatışma (Düğüm)</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/roman-ve-hikayelerde-catisma-dugum.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2013 18:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Edebî Metinlerde Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1534</guid>

					<description><![CDATA[Anlatmaya bağlı edebî metinlerde olay örgüleri, çoğunlukla insanların hayal, tutku ve istekleri üzerine kurulur. Kişi­ler bu hayal, tutku ve istekleri gerçekleştirmeye başladıkları andan itibaren metindeki çatışma da belirginleşmeye başlar. Söz gelimi bir romanın erkek başkahramanı ile kadın başkahramanı birbirlerine âşık ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Anlatmaya bağlı edebî metinlerde olay örgüleri, çoğunlukla insanların hayal, tutku ve istekleri üzerine kurulur. Kişi­ler bu hayal, tutku ve istekleri gerçekleştirmeye başladıkları andan itibaren metindeki çatışma da belirginleşmeye başlar. Söz gelimi bir romanın erkek başkahramanı ile <a title="kadın sitesi" href="http://www.prensesce.com">kadın</a> başkahramanı birbirlerine âşık olur; ardından belli bir süre buluşur, görüşür, mutlu olurlar. Bu olaylar metinde belli bir yere kadar anlatılır, belli bir yerden sonra metindeki çatışma belirgin­leşmeye başlar. Bu çatışma genellikle başkahramanlarla rakip, düşman ya da arabozucular arasında yaşanır. Metinde­ki çatışma başka şekillerde de oluşabilir. Söz gelimi âşık, aşkına karşılık bulamaz ya da âşık olduğunu karşı tarafa söy­leyemez veya iki taraf da birbirini sever, bu kez de kişilerden biri yaşadığı şehri bir nedenden ötürü terk etmek zorunda kalır; araya ayrılık, hasret girer ya da toplumsal, ekonomik, kültürel farklardan ötürü âşıklar birbirlerine kavuşamaz. Bü­tün bunlar metin incelemesinde çatışma kavramı bağlamında ele alınır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşağıdaki parça, aşk temalı bir halk hikâyesi olan <strong>&#8220;Tahir ile Zühre&#8221;</strong>den alınmıştır. Metindeki temel çatışma, âşıkların (Tahir ile Zühre&#8217;nin) birbirlerine kavuşmalarının ve mutlu olmalarının arabozucu, rakip ve kıskanç kişiler tarafından sürekli engellenmesidir.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Düşman düşmanlığını yapmış. Gene Karadiken varıp fitlemiş bunu. Padişah dönüp kapıkullarına el etmiş, onlar da gidip bağlamışlar Tahir&#8217;i kollarından ve sürüye sürüye götürmüşler saray katına. Karısının şerrine uğradığı günden beri Tahir&#8217;e diş bileyen padişah, köpürüp küplere binmiş: &#8220;A tuz, ekmek haini! Şimdi senin boynunu cellada verirdim ama o yeşil başlı derviş gözümün önüne geldi, ona bağışlıyorum seni. Girmesine kanına girmeyeceğim ama ömrünü gününü zindanlarda çürüteceğim. Bundan geri, Zühre&#8217;m yıldız olsa başına doğmayacak senin!&#8221; deyip demir kuşaklı pehlivanların önüne katarak Mardin Kalesi&#8217;ne yollamış onu. Ama bu yol Zühre&#8217;nin köşkünün önünden geçiyormuş. Bakalım Tahir ne demiş:</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Ne darağacı ne zindan</em><br />
<em> Gönül geçer mi yârdan</em><br />
<em> Gözü çıkası baban</em><br />
<em> Sürdü beni bu diyardan</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Zühre korktuğuna uğrayınca ne diyeceğini bilememiş:</strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>İnan Tahir sözüme</em><br />
<em> Ateş düştü özüme</em><br />
<em> Sensiz bu yalan dünya</em><br />
<em> Zindan olur gözüme</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlatmaya Bağlı Edebi Metinlerde Mekan</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/anlatmaya-bagli-edebi-metinlerde-mekan.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2013 17:57:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Edebî Metinlerde Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1532</guid>

					<description><![CDATA[Mekân Anlatmaya bağlı edebî metinlerde olay örgüsünün gerçekleştiği yere mekân denir. İnsanlar , belli mekânlarda yaşar ve olay örgülerini belli mekânlarda gerçekleştirirler. Mekânların olay örgüsüne uygun olması ve başarılı şekilde tasvir edilmesi metnin etkileyiciliğini artırır. Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Mekân</strong><br />
Anlatmaya bağlı edebî metinlerde olay örgüsünün gerçekleştiği yere mekân denir. İnsanlar , belli mekânlarda yaşar ve olay örgülerini belli mekânlarda gerçekleştirirler. Mekânların olay örgüsüne uygun olması ve başarılı şekilde tasvir edilmesi metnin etkileyiciliğini artırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin 1. aşamasında metinle zihniyet arasındaki ilişkinin belirlendiğini, ikinci aşamasında ise metnin yapı bakımından çözümlendiğini söylemiştik. Bu metinleri incelemenin üçüncü kısmında metnin temasının ortaya konması vardır.<br />
Anlatmaya bağlı edebî metinlerin temaları belirlenirken <strong>&#8220;Metni meydana getiren birimlerin ortak paydası nedir?&#8221;</strong> sorusuna cevap aranır. Alınan cevabın en kısa ve kesin ifadesi (aşk, kıskançlık, yalnızlık, yaşama sevinci, ölüm korkusu, intikam, kahramanlık vb.) metnin temasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Not:  </strong>Anlatmaya bağlı edebî metinlerde tema, metindeki olay örgüsüne hâkim olan çatışmanın en kısa ifadesidir. Çatışma ise, olay örgüsünü gerçekleştiren kişilerin durumları, amaçları, hareketleri, kişilikleri bakımından birbirlerine veya kendi kendilerine karşı olmaları halinde meydana gelen  hayat karşıtlığıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlatmaya Bağlı Edebî Metinlerde Olay Örgüsü</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/anlatmaya-bagli-edebi-metinlerde-olay-orgusu.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2013 17:34:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Edebî Metinlerde Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1528</guid>

					<description><![CDATA[Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin 2. aşamasında metnin yapısının çözümlenmesi vardır. Anlatmaya bağlı edebî metinlerin yapısının oluşmasında 4 unsur görev alır: Olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekân. Bir arada bulunmak zorunda kalan en az 2 kişinin veya 2 kişi yerine ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin 2. aşamasında metnin yapısının çözümlenmesi vardır. Anlatmaya bağlı edebî metinlerin yapısının oluşmasında 4 unsur görev alır: <strong>Olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekân.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bir arada bulunmak zorunda kalan en az 2 kişinin veya 2 kişi yerine geçen 2 kavram veya  varlığın kendilerine has farklılıklarından dolayı karşı karşıya gelmeleri ya da çatışmaları neticesinde  ortaya çıkan eyleme olay denir. <span style="text-decoration: underline;">Olaylar, başka olayların oluşmasını sağlayıp bir zincire dönüştüğünde <span style="color: #ff0000; text-decoration: underline;"><strong>olay örgüsü</strong></span> ismini alır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Olay örgüsü anlatmaya bağlı edebî metinlerin omurgasını oluşturur. Bu metinlerdeki diğer yapı unsurlarına (kişi, zaman, mekân) bu metinlerde gerçekleştirilecek olay örgüleri bulunduğu için ihtiyaç duyulur.<br />
Edebî metinler, günlük hayatın gerçeklerini hiç değiştirmeden metne aktarmak için değil, okuyucuda estetik etkiler uyandırmak için oluşturulur. Bu bağlamda anlatmaya bağlı edebî metinlerde bulunan olay örgülerinin, günlük hayatta yaşanmış ya da yaşanabilir olaylara dayanması gerekmez. Zaten okuyucunun beklentisi de edebî metnin, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/gunluk.htm">günlük</a> hayatın gerçeklerini olduğu gibi yansıtması değil, belli bir kurguya dayanmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Anlatmaya bağlı bir edebî metin hangi olay örgüsü üzerine kurulursa kurulsun, önemli olan o olay örgüsünün insana özgü bir gerçeklikle ilişkisinin bulunmasıdır. <strong>&#8220;İnsana özgü gerçeklik&#8221;</strong> sözüyle sadece somut, yaşanan gerçeklik anlaşılmamalıdır. İnsanın hayalleri, tasarıları, içsel çatışmaları da insana özgü gerçeklik bağlamında değerlendirilir. Olay örgüsü, metinde anlatılan olayların özeti olarak da düşünülebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ÖRNEK OĞUZ KAĞAN DESTANI&#8217;NIN OLAY ÖRGÜSÜ</strong></span></p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">* Ay Kağan&#8217;ın bir oğlunun (Oğuz) olması<br />
* Oğuz&#8217;un büyüyerek mert biri olması<br />
* Oğuz&#8217;un gergedanı adlı hayvanı öldürmesi<br />
* Oğuz&#8217;un sunguru öldürmesi<br />
* Oğuz&#8217;un gökyüzünden inen ışığın içinde gördüğü kız ile evlenmesi; Gün, Ay, Yıldız adlı çocuklarının dünyaya gelmesi<br />
* Oğuz&#8217;un ağaç kovuğunda gördüğü kız ile evlenip Gök, Dağ, Deniz adlı çocuklarının olması<br />
* Oğuz&#8217;un hanlığını ilan edip 4 bir tarafa elçiler göndermesi<br />
* Altun Kağan&#8217;ın Oğuz Han&#8217;a itaat etmesi<br />
* Urum Kağan&#8217;ın Oğuz Han&#8217;a itaat etmesi<br />
* Oğuz Han&#8217;ın sefere çıkması ve kurdun ortaya çıkması<br />
* Kurdun orduya yol göstermesi<br />
* Oğuz Han&#8217;ın savaşı kazanması ve Uruz Bey&#8217;in oğlunun gizlendiği kente gitmesi<br />
* Uruz Bey&#8217;in oğlunun Oğuz Han&#8217;a itaat etmesi ve Saklap ismini alması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın İdil Nehri kıyısına gelmesi ve sal yapan ere Kıpçak ismini vermesi<br />
* Oğuz Han&#8217;ın kurdu tekrar görmesi, kurdun orduya tekrar yol göstermesi<br />
* Oğuz Han&#8217;ın atının dağa kaçması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın bir ev görmesi<br />
* Kurdun kaybolması ile Oğuz Han&#8217;ın Cürçed Kağan ile savaşıp onu yenmesi<br />
* Çosun Billig&#8217;in ganimetler için kağnı yapması ve Kanglı adını alması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın Suriye&#8217;yi alması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın Masar adlı kağanla savaşması<br />
* Uluğ Türük&#8217;ün rüya görüp bunu Oğuz Kağan&#8217;a anlatması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın kurultayı toplayıp devletini çocukları arasında paylaştırması</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halk Hikayesi</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/halk-hikayesi-2.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Sep 2013 23:23:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Anonim halk edebiyatı nazım biçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anonim Halk Edebiyatı Ürünleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=573</guid>

					<description><![CDATA[HALK HİKÂYESİ ♦ Eski destan geleneğinin yerini alan, genellikle âşıklar tarafından anlatılan, yer yer masal ve destan özellikleri gösterse de kişilerin ve olayların doğal boyutlara indirildiği aşk ve kahramanlık hikâyeleridir. ♦ Nesir ve nazım karışık olarak kullanılır. Olayların anlatımı nesir, ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>HALK HİKÂYESİ</strong></span></p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">♦ Eski destan geleneğinin yerini alan, genellikle âşıklar tarafından anlatılan, yer yer masal ve destan özellikleri gösterse de kişilerin ve olayların doğal boyutlara indirildiği aşk ve kahramanlık hikâyeleridir.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Nesir ve nazım karışık olarak kullanılır. Olayların anlatımı nesir, karşılıklı konuşmalar ve duyguların anlatımı nazım biçimindedir.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Döşeme denilen giriş, olay ve dua olmak üzere üç bölümden oluşur.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Âşıklar halk hikâyelerini saz eşliğinde anlatır; taklit yaparak, jest ve mimiklerle anlatımlarını canlandırırlar.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılır.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Halk hikâyelerinde kahramanlar bey, tüccar, kadı, bey kızı, fakir delikanlı, eşkıya gibi halktan kişilerdir.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Halk hikâyesinin ilk örnekleri 16.yüzyıldan itibaren görülmüştür.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Anadolu&#8217;da bilinip anlatılan halk hikâyelerinin sayısı yüze varır. Âşık Garip, Kerem ile Aslı, Emrah ile Selvi, Elif ile Mahmut, Arzu ile Kanber, Tahir ile Zühre, Köroğlu, Ferhat ile Şirin en ünlü halk hikâyeleridir.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Zaman zaman özellikle meddahlığın da işe karıştığı çok yönlü bir geleneksel gösteri sanatına dönüşen halk hikâyeciliği, kahvehane, köy odası gibi mekânlarda icra edilmiştir.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kerem ile Aslı Hikâyesi</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Asıl adı Ahmet Mirza olan Kerem, Isfahan Şahının oğludur. Şahın hazinedarlığını yapan Ermeni Keşişinin kızı Aslı ile Kerem birbirlerini severler. Şah Keşişten kızı oğluna ister. Keşiş, bir Müslüman kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddedemez; bir mühlet ister ve bu mühletin içinde gizlice memleketten kaçar. Kerem de Aslı&#8217;nın peşinden yola düşer, işte, Keremin sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu&#8217;yu baştan başa gezmesi böylece başlar.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kerem artık yanında sadık arkadaşı Sofu, omzunda sazı ile bir &#8220;Âşık&#8221; olmuştur. Her gittiği yerde, her rastladığına sazıyla ve yanık türküleriyle, Aslı&#8217;nın izini sorar, ona haber verenler de olur, vermeyenler de&#8230; Bazı defa nehirlere, dağlara, kayalara, dağlardaki hayvanlara derdini döker; yolunu bağlayan karlı, boranlı bellerden yol ister. Onun önüne çıkan engeller, bir defa inkisarına uğradılar mı iflah olmazlar.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kerem aşk ateşinde pise pise kemale erer, keramet sahibi olur. Allah onun her dileğini yerine getirir.</em><br />
<em> Bazı şehirlerde Kerem, Aslı Han&#8217;a bir zaman kavuşur. Keşişten habersizce bir müddet birbirlerine sevgilerini anlatırlar, dertlerini dökerler: Erzincan Bağlarında ve Kayseri&#8217;de olduğu gibi&#8230;</em><br />
<em> Kayseri&#8217;de musalla taşı üstünde bir cenaze görürler. Kerem cenazeye şunları söyler:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mal sahibi nice gördün halini</em><br />
<em> Felek pençesine düşmüş gidersin</em><br />
<em> Beğenmezdin türlü libas giymeyi</em><br />
<em> Şimdi üryan ceset olmuş gidersin.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tutmaz idin bir fakirin elini</em><br />
<em> Sormaz idin yoksulların halini</em><br />
<em> Haram helâl kazandığın malını</em><br />
<em> Şu fâni dünyaya dökmüş gidersin.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Malın vardı yükseklerden uçardın</em><br />
<em> Meclisler kurup da bade içerdin</em><br />
<em> Atın binip sağa sola koşardın</em><br />
<em> Şimdi kara yere koşmuş gidersin.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dertli Kerem eder nic&#8217; olur halim</em><br />
<em> Bana senden oldu ey kanlı zalim</em><br />
<em> Hiç vâdeye bakmaz erişir ölüm</em><br />
<em> Ecel şerbetini içmiş gidersin.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kerem Erzurum&#8217;da hasta yatarken, Aslı Han&#8217;ın üç gün sonra geleceğini haber verirler. O zaman şu türküyü söyler:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir han köşesinde kalmışam hasta</em><br />
<em> Gözlerim kapıda kulağım seste</em><br />
<em> Kendim gurbet elde gönül heveste</em><br />
<em> Gelme ecel gelme üç gün ara ver</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Al benim sevdamı götür yâre ver.</em><br />
<em> Erzurum dağları duman dildedir</em><br />
<em> Başım yastıktadır gözüm yoldadır</em><br />
<em> Aslı hayın yârdır adam aldadır</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gelme ecel gelme üç gün ara ver</em><br />
<em> Al benim sevdamı götür yâre ver.</em><br />
<em> Erzurum dağları kardır geçilmez</em><br />
<em> Gizli sırdır her adama açılmaz</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ayrılık şerbeti zehir içilmez</em><br />
<em> Gelme ecel gelme üç gün ara ver</em><br />
<em> Al benim sevdamı götür yâre ver.</em><br />
<em> Felek sen mi kaldın bana gelecek</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Akıttın göz yaşım kimler silecek</em><br />
<em> Kerem&#8217;e dediler Aslı&#8217;n gelecek</em><br />
<em> Gelme ecel gelme üç gün ara ver</em><br />
<em> Al benim sevdamı götür yâre ver.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sonunda Kerem Aslı&#8217;sının peşinden Halep&#8217;e varır. Halep Paşasına kendini sevdirir: Paşa, Keşişi tehdit ederek kızını Kerem&#8217;e vermeye razı eder. iki sevdalının nikâhları kıyılır. Fakat kötü ruhlu Keşiş onlara son fenalığı yapar: Kızına sihirli bir gerdeklik gömlek giydirir. Bu gömlek son düğmesine kadar açılır, tekrar kapanır imiş. Kerem sevdiğinin düğmelerini bir türlü çözemez. Yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur.</em><br />
<em> Kerem&#8217;in külleri dağılmasın diye bekleyen Aslı Han&#8217;ın saçları, küllerin içinde kalmış bir kıvılcımla tutuşur; iki âşığın ancak külleri birbirine kavuşur.</em><br />
<em> Mutlu bitmeyen bir macera olduğu için Kerem hikâyesi toy, düğün ve kış geceleri muhabbetlerinde çok sevildiği halde, başından sonuna kadar anlatılmaz; hattâ birçok yerlerde anlatılması günah sayılır.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dede Korkut Hikayeleri</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/dede-korkut-hikayeleri.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2013 16:38:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Geçiş Dönemi Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=543</guid>

					<description><![CDATA[♦ Kitabın asıl adı &#8220;Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan&#8220;dır. Anlamı &#8220;Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabıdır. ♦ Kitap bir mukaddimeden (ön söz) ve boy adı verilen on iki destansı hikâyeden oluşmuştur. Salur Kazan ve Bayındır Han gibi kahramanların, mekân ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li style="text-align: justify;">♦ Kitabın asıl adı &#8220;<strong>Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan</strong>&#8220;dır. Anlamı &#8220;Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabıdır.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Kitap bir mukaddimeden (ön söz) ve boy adı verilen <strong>on iki</strong> destansı hikâyeden oluşmuştur. Salur Kazan ve Bayındır Han gibi kahramanların, mekân ve zamanın ortak oluşuyla ve her hikâyede Dede Korkut&#8217;un ortaya çıkışıyla on iki hikâye birbirine bağlanır.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ 9-11. yüzyıllardaki Müslümanlığı yeni kabul etmiş Oğuz Türklerinin inanışlarının, yaşama biçimlerinin, geleneklerinin dile getirildiği hikâyelerde islamiyet öncesi dönemden de izler vardır.</li>
<li style="text-align: justify;">♦  Dede Korkut Hikâyeleri uzun süre sözlü gelenekte yaşatılmış, 15. yüzyılda Doğu Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasına egemen olan Akkoyunlular zamanında son şeklini almış ve bu yüzyılın sonlarında yazıya geçirilmiştir.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Oğuz Türkçesiyle yazılan hikâyelerde Arapça, Farsça sözcükler çok değildir. Anlatım hareketli ve canlıdır. Konuya uygun sözcükler ustalıkla kullanılmıştır. Deyim, atasözleri, ikilemeler yönünden zengin örnekler bulunur.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Hikâyelerde Allah sevgisi, peygambere bağlılık, mertlik , misafirperverlik, çocuk sevgisi, <a title="kadın" href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a>a verilen değer, kıskançlık gibi konular işlenmiştir.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Dede Korkut hikâyelerinde nazım- nesir bir aradadır.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Düz yazı bölümlerinde sık sık <strong>seci</strong> (düz yazıda uyak) kullanılır. Şiir bölümlerinde ise belli bir uyak ve ölçü yoktur. Gerek şiir, gerek düz yazı bölümlerinde sözcük tekrarları ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/aliterasyon.htm">aliterasyon</a>larla güçlü bir ahenk sağlanmıştır.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Eser, olağanüstülükler yönünden destana, teknik yönden hikâyeye benzemektedir. Bu hikâyelerin büyük bir destanın parçaları olduğu da düşünülmektedir. Bu yüzden &#8220;<strong>destansı halk hikâyeleri</strong>&#8221; adı altında nitelendirilebilir. Destan geleneğinden halk öykücülüğüne geçiş döneminin ürünü de denilebilir.</li>
<li style="text-align: justify;">♦ Bugün elimizdeki iki nüshadan biri tamdır ve Almanya Dresten Kitaplığı&#8217;nda bulunmaktadır. Altı hikâyenin bulunduğu eksik nüsha ise Vatikan&#8217;dadır.</li>
</ul>
<h2 style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Dede Korkut Hikâyeleri&#8217;nden </strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;"><em>Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanını beyan eder hanım hey,</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Sami otağını yeryüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gökyüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti. Hanlar hanı Bayındır yılda bir kerre ziyafet verip Oğuz beylerini misafir ederdi. Gene ziyafet tertip edip attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirmisti. Bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere kara otağ kurdurmuştu. Kimin ki oğlu kızı yok, kara otağa kondurun, kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin demiştir. Oğlu olanı ak otağa, kızı olanı kızıl otağa kondurun, oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, belli bilsin demiş idi.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> Oğuz beyleri bir bir gelip toplanmağa başladı. Meğer Dirse Han derlerdi bir beyin oğlu kızı yok idi. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Serin serin tan yelleri estiğinde Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda Büyük cins atlar sahibini görüp homurdandığında Aklı karalı seçilen çağda Göğsü güzel koca dağlara gün vuranca Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda sabahın ilk aydınlığında Dirse Han kalkarak yerinden doğrulup, kırk yiğidini beraberine alıp Bayındır Han&#8217;ın sohbetine geliyordu. Bayındır Han&#8217;ın yiğitleri Dirse Han&#8217;ı karşıladılar. Getirip kara otağa kondurdular. Kara keçe, altına döşediler. Kara koyun yahnisinden önüne getirdiler. Bayındır Han&#8217;dan buyruk böyledir hanım, dediler. Dirse Han der: Bayındır Han benim ne eksikliğimi gördü, kılıcımdan mı gördü, soframdan mı gördü, benden aşağı kimseleri ak otağa, kızıl otağa kondurdu, benim suçum ne oldu ki kara otağa kondurdu dedi. Dediler: Hanım, bugün Bayındır Han&#8217;dan buyruk şöyledir ki oğlu kızı olmayana Tanrı Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz demiştir dediler. Dirse Han yerinden kalktı, der: Kalkarak yiğitlerim yerinizden doğrulun, bu garaip bana ya bendendir ya hatundandır dedi.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dirse Han evine geldi. Çağırıp hatununa söyler, görelim ne söyler:</em><br />
<em> Deyiş Der:</em><br />
<em> Beri gel başımın bahtı evimin tahtı Evden çıkıp yürüyünce servi boylum Topuğunda sarmaşınca kara saçlım Kurulu yaya benzer çatma kaşlım Çift badem sığmayan dar ağızlım Kavunum yemişim düvleğim Görüyor musun neler oldu</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köroğlu Destanı</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/koroglu-destani.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2013 02:08:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Destanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet sonrası oluşan destanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yapma destanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=540</guid>

					<description><![CDATA[KÖROGLU DESTANI ♦ Türk destanları içinde en geç oluşan destandır. ♦ Batı Türkistan&#8217;dan Rumeli&#8217;ne kadar uzanan geniş coğrafya üzerinde, başta Azeri, Özbek İstanbul ve değişik Anadolu rivayetleri olmak üzere birçok rivayeti bulunur. ♦ Köroğlu Destanı&#8217;nın 16.yüzyılda Anadolu&#8217;da oluşan kolu, halk ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KÖROGLU DESTANI</strong></span><br />
♦ Türk destanları içinde en geç oluşan destandır.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Batı Türkistan&#8217;dan Rumeli&#8217;ne kadar uzanan geniş coğrafya üzerinde, başta Azeri, Özbek İstanbul ve değişik Anadolu rivayetleri olmak üzere birçok rivayeti bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Köroğlu Destanı&#8217;nın 16.yüzyılda Anadolu&#8217;da oluşan kolu, halk ozanı Köroğlu&#8217;nun veya hem ozan hem eşkıya Köroğlu&#8217;nun yaşamı, kişiliği ve macerasıyla birleşerek tazelenmiş ve gelişmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Köroğlu Destanı, zamanla hikâyeleşmiş; taşıdığı özellikler bakımından daha çok, halk hikâyesi türü içinde değerlendirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Köroğlu Destanı&#8217; nda ana olay şöyledir:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Köroğlu küçük bir çocukken, babası hizmet ettiği beye seçtiği 2 tayı beğendiremez. Bu nedenle gözleri şişlenerek cezalandırılır. Köroğlu, haksızlığa uğramış, zulüm görmüş bir babanın oğlu olarak büyür, yiğit bir delikanlı olur. Babasının cezalandırılmasına sebep olan taylardan biri de eşi bulunmaz bir küheylan olur. Köroğlu, babasının intikamını almak için Kırat adı verilen atıyla dağa çıkar, Çamlıbel&#8217;e yerleşir. Kısa sürede, kahramanlığı dillere destan olur. Etrafına topladığı yiğitlerle, halka zulmeden beylerin, paşaların korkulu rüyası olur. Ancak tüfeğin icat edilmesinden sonra adamlarının uzaktan kolaylıkla öldürülüşüne katlanamaz. Yiğitliğin artık tarihe karıştığını anlar ve ortalıktan kaybolur</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamzaname</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/hamzaname.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2013 02:03:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Destanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet sonrası oluşan destanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yapma destanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=538</guid>

					<description><![CDATA[♦ Hamzaname, Hazreti Muhammet&#8217;in amcası Hz. Hamza&#8217;nın hayatı etrafında oluşan destanî halk hikâyelerinin genel adıdır. ♦ Hz. Hamza&#8217;nın hayatının anlatıldığı hikâyeler X. yüzyıldan itibaren önce sözlü gelenekte oluşmuş; 14. yüzyıldan itibaren de Farsçada yazıya geçirilmiştir, ilk Türkçe Hamzaname&#8217;yi ise Ahmedî&#8217;nin ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">♦ Hamzaname, Hazreti Muhammet&#8217;in amcası Hz. Hamza&#8217;nın hayatı etrafında oluşan destanî halk hikâyelerinin genel adıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Hz. Hamza&#8217;nın hayatının anlatıldığı hikâyeler X. yüzyıldan itibaren önce sözlü gelenekte oluşmuş; 14. yüzyıldan itibaren de Farsçada yazıya geçirilmiştir, ilk Türkçe Hamzaname&#8217;yi ise Ahmedî&#8217;nin kardeşi Hamzavi kaleme almıştır. Türk nesrinin sade ve güzel ilk örneklerinden olan Hamzanameler, büyük bir halk kitlesi tarafından kahvehanelerde, yeniçeri ocaklarında, serhat kalelerinde yüzyıllarca sevilerek okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saltukname</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/saltukname.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2013 02:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Destanlar]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet sonrası oluşan destanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yapma destanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=536</guid>

					<description><![CDATA[♦ Saltukname, olağanüstü kişiliği ve hayatı bakımından Battal Gazi&#8217;ye ile Danişmend Gazi&#8217;ye benzeyen Sarı Saltuk adlı bir Türk dervişinin hayatını anlatan dinî-destanî halk hikâyesidir. ♦ Battalname geleneğini devam ettiren metinler arasında önemli bir yeri olan eser, 13. yüzyıl alperenlerinden olan ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">♦ Saltukname, olağanüstü kişiliği ve hayatı bakımından Battal Gazi&#8217;ye ile Danişmend Gazi&#8217;ye benzeyen Sarı Saltuk adlı bir Türk dervişinin hayatını anlatan dinî-destanî halk hikâyesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Battalname geleneğini devam ettiren metinler arasında önemli bir yeri olan eser, 13. yüzyıl alperenlerinden olan Sarı Saltuk&#8217;un ve Bektaşi dervişlerinin Rumeli&#8217;nin fethinde gösterdikleri kahramanlıkları konu alır.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Menkıbeye göre <strong>Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Nasrettin Hoca</strong><em> gibi tanınmış birçok şahsiyetin dostu olan <strong>Sarı Saltuk</strong> hakkında anlatılanlar <strong>Şehzade Cem Sultan</strong>&#8216;ın isteği üzerine <strong>Ebu&#8217;l Hayr Rûmî</strong> tarafından derlenerek 1480 yılında yazıya geçirilmiştir.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
