<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Servet-i Fünun Edebiyatı &#8211; Edebiyat Öğretmeni. İnfo</title>
	<atom:link href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/servet-i-funun-edebiyati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.edebiyatogretmeni.info</link>
	<description>Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin Kaynak Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 24 Dec 2023 11:09:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Servet-i Fünun Döneminde Eleştiri (Edebi Tenkit)</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/servet-i-funun-doneminde-elestiri-edebi-tenkit.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Nov 2013 17:57:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1510</guid>

					<description><![CDATA[EDEBÎ TENKİT: Bir edebiyat veya sanat eserinin her yönüyle anlaşılmasını sağlamak ve eseri değerlendirmek amacıyla kaleme alınan yazı türüne edebî tenkit denir. Zevk tercihinin ifadesi olan tenkit, bir düşünce faaliyetidir ve insanın olduğu her yerde vardır. Tenkit bir seçimdir çünkü ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>EDEBÎ TENKİT:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir edebiyat veya sanat eserinin her yönüyle anlaşılmasını sağlamak ve eseri değerlendirmek amacıyla kaleme alınan yazı türüne edebî tenkit denir. Zevk tercihinin ifadesi olan tenkit, bir düşünce faaliyetidir ve insanın olduğu her yerde vardır. Tenkit bir seçimdir çünkü insan, en basit ihtiyaçlarını kendi tercihlerine ve seçimlerine göre düzenler.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkidin pek çok çeşidi vardır: Günlük tenkit, siyasi tenkit, sosyal tenkit, edebî tenkit&#8230; Konumuz olan edebî tenkit ise bir taraftan edebiyata yakındır; diğer taraftan da temsil ettiği edebî görüşe göre siyaset, sosyoloji ve psikoloji ile ilgilidir. Yani bir yazarın eserinde, edebî olduğu kadar sosyal tenkit de bulunabilir. Edebiyatta bu durum, oldukça sık görülür çünkü edebî eserin, sosyal hayatla çok sıkı ilişkisi bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tarih boyunca tenkit kavramı da gelişmiş, değişmiş ve yeni özellikler kazanmıştır. Bu özellikler zamanın ihtiyaçlarına, sanat ve edebiyat anlayışlarına göre şekil almıştır. Tenkit, dilimizde Fransızca &#8220;critique&#8221; kelimesinin karşılığı olarak kullanılan bir edebiyat terimidir. Tanzimat&#8217;tan önce tenkit kavramı için <strong>&#8220;ilm-i nakd</strong>&#8221; ifadesi kullanılmıştır. Günümüzde ise tenkit, &#8220;<a title="eleştiri" href="https://www.edebiyatogretmeni.info/elestiri-tenkit.htm"><strong>eleştiri</strong></a>&#8221; anlamında kullanılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>EDEBÎ TENKİT (ELEŞTİRİ) TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Eleştirinin amacı, iyi ve güzel olan sanat eserinin değerini ortaya çıkarmak, sanatı iyi ve güzel olmayandan ayırt etmektir.<br />
Eleştirmen, değerlendirmeleriyle yazara ve okuyucuya yol gösterir.<br />
Eleştiriler genelde nesneldir ancak kişisel düşüncelerin ifade edildiği eleştiriler de vardır.<br />
Eleştirmen, eleştiri yapacağı alanda gerekli bilgi birikimine sahip olmalıdır.<br />
Eleştiri; sanatçı ve eser hakkında bilgi verdiği gibi dönemin özelliklerini ve sanat anlayışını da yansıtır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Edebiyatımızdaki başlıca eleştiri yazarları şunlardır:</strong> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/namik-kemal.htm">Namık Kemal</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/huseyin-cahit-yalcin.htm">Hüseyin Cahit Yalçın</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/cenap-sahabettin.htm">Cenap Sahabettin</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ali-canip-yontem.htm">Ali Canip Yöntem</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-hamdi-tanpinar.htm">Ahmet Hamdi Tanpınar</a>, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, Nurullah Ataç, Memet Fuat&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>SERVET-İ FÜNUN DÖNENİNDE EDEBÎ TENKİT:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Tanzimat&#8217;la birlikte Batı&#8217;ya yöneliş başlar. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/divan-edebiyati">Divan edebiyatı</a>na karşı bir tepki olarak doğan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/tanzimat-edebiyati">Tanzimat edebiyatı</a>nda tenkidin başlıca iki prensipten hareket ettiği görülür: Eskinin reddi ve yeninin yaratılması. Tanzimatçılar, tenkit ve edebiyat anlayışlarını bu iki prensip etrafından geliştirmişlerdir. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/tanzimat-sanatcilari">Tanzimat sanatçıları</a>; yeni bir edebiyata duydukları ihtiyacı, önce eski edebiyatın prensiplerini ve hayat görüşünü eleştirmek suretiyle ortaya koyarlar. Böylece yeni bir tenkit devresi başlamış olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/servet-i-funun-edebiyati">Servet-i Fünun Dönemi</a>nde ise Türk edebiyatının Batılılaşmasında, o zamana kadar tüm yönlerde yapılan çalışmalar çok daha yoğun bir şekilde sürdürülmüştür. Bu noktada, Servetifünun edebiyatından önce başlayıp biten <strong>&#8220;abes &#8211; muktebes</strong>&#8221; tartışmasından sonra bu neslin dâhil olduğu önemli birkaç tartışma ve eleştiriden söz etmek yerinde olur. Bunlardan biri, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-mithat-efendi.htm">Ahmet Mithat Efendi</a>&#8216;nin ünlü &#8220;<strong>Dekadanlar</strong>&#8221; makalesinin yol açtığı tartışma; diğeri <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tevfik-fikret.htm">Tevfik Fikret</a> &#8211; <strong>Ali Ekrem Bolayır</strong> tartışmasına neden olan &#8220;<strong>Şiirimiz</strong>&#8221; <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/makale.htm">makale</a>sidir. Bunların dışında Cenap Şahabettkı, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-suayp.htm">Ahmet Şuayp</a>, <strong>Hüseyin Cahit Yalçın</strong> ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/mehmet-rauf.htm">Mehmet Rauf</a>&#8216;un kimi tartışmaların dışında kaleme aldıkları edebiyat tarihimiz açısından önemli yazıları da belirtmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun hareketi; ortaya konan metinler, edebiyat anlayışlarının farklılığı ve çeşitliliği yüzünden çok eleştiri almış bir topluluktur. Yeni adına ortaya koydukları çabalar; kimi zaman haklı kimi zaman da haksız olarak eleştirilmiştir. Servetifünun sanatçılarının; başlangıçta kendilerine yöneltilen eleştirilere cevap vermek ve bir tür savunma yapmak amacıyla giriştikleri kalem tecrübeleri daha sonra karşı eleştirilerin artmasına neden olmuştur. Servetifünun sanatçıları, kendi edebiyat ve sanat anlayışlarını açıklama gereği hissetmişler ve bu yolda yazılar kaleme almışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun sanatçılarının Türk Edebiyatına önemli hizmetlerinden biri de Batılı sanatçıları Türk okuyucularına tanıtmaları, onların eserlerindeki nitelikleri kendi şiir, roman, öykü ve makalelerinde kullanmış olmalarıdır. Şiirde sembolizm, parnasizm; roman ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/hikaye-oyku.htm">öykü</a>de realizm, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/naturalizm.htm">natüralizm</a> gibi <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/edebi-akimlar">akımlar</a>ı uygulama sahasına koyan onlardır. Ayrıca, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/halit-ziya-usakligil.htm">Halit Ziya</a> ile &#8220;<strong>vak&#8217;a öyküsü</strong>&#8221; <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/">edebiyat</a>ımızda ilk güçlü örneklerini vermiştir. Edebiyat estetiğini büyük ölçüde <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/bati-edebiyati">Batı edebiyatı</a>na dayandıran bu edebiyat anlayışının bazı olumsuz yönleri de olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun sanatçıları, bir önceki kuşaktan <strong>&#8220;eski &#8211; yeni&#8221;</strong> tartışmasını miras almış; o zemin üzerinde etkileri devam eden bir eleştiri geleneği ile karşı karşıya kalmışlardır. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/muallim-naci.htm">Muallim Naci</a>&#8216;nin erken ölümü, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/recaizade-mahmut-ekrem.htm">Recaizade Mahmut Ekrem</a>&#8216;in bu tartışmayı sürdürmek istememesi gibi nedenlerle <strong>&#8220;eski -yeni&#8221;</strong> tartışması durulur gibi olmuş fakat Ahmet Mithat Efendi&#8217;nin, Servetifünun sanatçılarını Tanzimat öncesine dönmekle itham eden &#8220;<strong>Dekadanlar</strong>&#8221; makalesi bu tartışmaları yeniden alevlendirmiştir. Eserlerinde ağır bir dil kullanan ve ancak seçkin zümreye hitap eden bir edebiyat oluşturan bu topluluğun sanatçıları, Ahmet Mithat Efendi gibi kendisini halka, halk diliyle yazmaya adamış bir yazarı rahatsız etmiştir. Gerçekten de Servetifünun, seçkin sınıfa hitap eden bir edebiyattır. Bu yönüyle divan edebiyatına benzemektedir. Cenap Sahabettin, Ahmet Mithat Efendi&#8217;nin bu ithamına karşılık &#8220;<strong>Dekadizm Nedir?</strong>&#8221; adlı bir makale ile cevap vermiş; gerçek dekadanların Fransa&#8217;da olduğunu ve ilk dekadanın da <strong>Charles Baudelaire</strong> olduğunu ifade etmiştir. &#8220;<strong>Dekadanlar</strong>&#8220;, sembolizm ekolünü kuran karamsar şair ve yazarlara Fransa&#8217;da verilen addır. Bunlar; toplumun problemlerine sırtlarını çeviren, daha çok bireysel ıstıraplarını dile getiren, sanatı sanat için yapan, kullandıkları üslup ve temalarla sanatlarını sınırlamış şairler topluluğudur. Bu bakımdan yaptıkları sanat göz önüne alınırsa bu tabir Servetifünunculara tıpa tıp uymaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun edebiyatında ikinci önemli tenkit, kendi aralarında oluşan bir tartışmadır. Bu nesil arasında ilk önemli tartışma ve görüş ayrılığı Ali Ekrem Bolayır ile o sıralarda Servetifünun dergisinin yazı işleri müdürü olan Tevfik Fikret arasında meydana gelmiştir. Konunun özünde Ali Ekrem Bolayır ile <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-rasim.htm">Ahmet Rasim</a>, Servetifünun sanat ve edebiyat anlayışının kimi bozuk yönlerini düzeltmek ve edebiyat açısından daha sağlıklı bir çizgiye gelmek amacıyla bir öz eleştiri yapmak niyetinden kaynaklanan hamle vardır. Fakat derginin başında bulunan Fikret&#8217;in aşın alınganlığı ve geçimsizliği böyle bir öz eleştiriyi kaldırmamıştır. Bunun üzerine Ali Ekrem, Servetifünun şiiri hakkın-da kendi görüşlerini içeren &#8220;<strong>Şiirimiz</strong>&#8221; adlı bir makale kaleme almıştır. Tevfik Fikret, derginin yazı işleri müdürü olarak söz konusu makaleyi olduğu gibi yayımlama sözü verdiği hâlde sözünde durmamıştır. Üstelik makalenin bazı yerlerini sansürleyerek yayımlamıştır. Bunu bir hakaret sayan Ali Ekrem, o sıralarda günlük olarak çıkan &#8220;<strong>Servet</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>Malûmat</strong>&#8221; dergilerinde söz konusu makalesinin Fikret tarafından kısaltıldıktan sonra yayımlandığını ilan etmiştir. Ardından da yazısının tamamını &#8220;Malûmat&#8221; dergisinde yayımlamış ve böylece eski arkadaşlarıyla yollarını ayırmıştır. Bu makalesinde Ali Ekrem, Cenap ve Fikret&#8217;in şiirlerindeki aksaklıkları ortaya dökmüştür. Fikret ve Cenap da Ali Ekrem&#8217;e cevap vermekte gecikmemişlerdir. Ciddi bir edebiyat ve sanat tartışmasından çok, karşılıklı duygusal kırgınlıkların egemen olduğu bir eleştiri ortamı yaratılmıştır. Cenap Sahabettin, <strong>&#8220;Raik Vecdi&#8221;</strong> takma adıyla <strong>&#8220;Müntekid-i Hakiki&#8221;</strong> makalesini yazmış ve bu yazıda Ali Ekrem&#8217;in bir eleştirmen olamayacağını anlatmıştır. Çok geçmeden Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit de bu tartışmaya dâhil olmuşlardır. Tartışmayı sürdüren makalelerin bir kısmı Servetifünun&#8217;da karşıtları da Baba Tahir&#8217;in &#8220;<strong>Malûmat</strong>&#8221; dergisinde yayımlanmıştır. Bu arada Ahmet Reşit (Hüseyin Nazım) de Servetifünun&#8217;dan ayrılarak &#8220;Malûmaf&#8217;ta yazmaya başlamış, onu Menemenlizade Mehmet Tahir izlemiştir. Böylece bu topluluğun dağılıtıasına neden olacak önemli bir kalem tartışması ortaya çıkmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetıfünun sanatçılarının büyük bölümü eleştiri alanında ürün vermiştir. Bu eleştiri yazıları daha çok Servetifünun dergisinin <strong>&#8220;Musahabe-i Edebiye (Edebiyat Sohbetleri)&#8221;</strong> sütunlarında yayımlanmıştır. Bunlar arasında önemlileri şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Tevfik Fikret:</strong></span><br />
<strong>&#8220;Lisan-ı Şiir&#8221;, &#8220;Evzan-ı Aruz&#8221;, &#8220;Nazım mı Güçtür Nesir mi?&#8221;, &#8220;Tesir-i Evzan&#8221;, &#8220;Tasfiye-i Lisan&#8221;, &#8220;Romanların Tesiri</strong>&#8221; gibi birçoğu Servetifünun estetiğini kuran yazılarında düşüncelerini sıralamıştır. Şair, bu yazılarında yapıcı bir üslup kullanmıştır. Öğretici tarafları ağır basan bu yazılar, Fikret&#8217;in düşüncelerini söylediği metinler olarak değer kazanır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Cenap Sahabettin:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun dergisinde, &#8220;Esalîb-i Ezmine&#8221;de üslupların değişik zamanlarda değişik biçimlere girebileceğini yazmıştır. <strong>&#8220;Esalîb-i Milel</strong>&#8220;de, farklı milletlere mensup yazarların üsluplarının da farklı olacağını daha çok Taine&#8217;in görüşünden hareketle ifade etmiştir. <strong>&#8220;Menafi-i Edebiyye&#8221;, &#8220;Yeni Tabirat&#8221;, &#8220;Yeni Elfaz&#8221;, &#8220;Tabiata Karşı Şair&#8221;, &#8220;Müntekld-i Hakiki&#8221;</strong> gibi estetik ve eleştiri etrafında kaleme alınmış yazılarıyla bu türün gelişmesine ve yeni bir edebiyat anlayışının yerleşmesine hizmet etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Mehmet Rauf</strong></span><br />
<strong>&#8220;Bizde Hikâye&#8221;</strong> ve &#8220;<strong>Bizde Roman&#8221;</strong> adlı yazıları önemlidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ali Ekrem Bolayır:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Şiirimiz&#8221;</strong> adlı uzun yazısı ile Servetifünun edebiyatının sanat anlayışını eleştirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Hüseyin Cahit Yalçın:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Edebiyat-ı Cedide &#8211; Menşe ve Esasları&#8221;,</strong> <strong>&#8220;Romanlara Dair&#8221;, &#8220;Sanat ve Şiirin İstikbali&#8221;</strong> adlı yazıları ve özellikle <strong>&#8220;Hikmet-i Bedayiye Dair&#8221;</strong> başlığı altında yayımladığı on altı makalesiyle dikkati çekmiştir. Hüseyin Cahit; Ahmet Rasim ve Ali Kemal&#8217;le olan tartışmalarını &#8220;<strong>Kavgalarım</strong>&#8221; adı altında kitaplaştırmış ve 1910 yılında yayımlamıştır.<br />
Bu çalışmaların yanında, Servetifünun Döneminde edebî çalışmalarını sadece tenkit alanında toplayan tek sanatçı Ahmet Şuayp&#8217;tır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ TENKİDİNİN ÖZELLİKLERİ:</strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Edebî eserde estetik bir amaç arayan, edebî zevkin zamana bağlı olarak değişebileceğini düşünen, edebiyatta yararlılık amacının olmadığını ve sanatın ahlakçı bir amaç gütmediğini vurgulayan Servetifünun sanatçılarına göre tenkit kesin kurallara bağlanamaz. Eleştiri, kişisel yargıları içerir.</li>
<li>Servetifünun neslinin tenkit anlayışı, çağdaşları olan Fransız tenkidine, özellikle Hippolyte Taine (İpolit Ten)&#8217;e dayanır. Onlar, Türk edebiyatındaki tenkit anlayışını birçok noktada kusurlu bularak edebiyatımızda yeni bir tenkit görüşü yaratmak istemişlerdir. Servetifünun&#8217;dan önceki nesiller Batılı yazarların edebiyatla ilgili düşüncelerinden yararlanmışlar ancak Batılı tenkitçilerin eleştirel düşünce ve eserleri ile yakından ilgilenmemişlerdir. Servetifünun sanatçıları ise Batılı yazarların eserlerini daha büyük bir dikkatle inceledikleri gibi, tanınmış tenkitçilerin düşüncelerinden de yararlanarak bu düşünceleri eserlerinde uygulamışlardır.</li>
<li>Bu dönemde tenkit, yeni. bir tür olarak önem kazanmış ve Batılı sanatçılar incelenerek tenkit yöntemleri tanıtılmıştır.</li>
<li>Sadece Fransız tenkidini, düşünce sistemini örnek almaları, eser ve yazarın dışındaki konularla ilgilenmeleri bu dönem tenkidinin olumsuz yönüdür.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Servet-i Fünun Edebiyatı Hüseyin Cahit Yalçın Yazısı</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/servet-i-funun-edebiyati-huseyin-cahit-yalcin-yazisi.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2013 18:25:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1505</guid>

					<description><![CDATA[SERVETİFÜNUN EDEBİYATI: Servetifünun edebiyatı bir şaheser vermedi. Vermedi, ne yapalım? Keşke böyle bir başarı gösterebilseydi çünki bu, yalnız Servetifünun edebiyatının değil; bütün milletin bir başarısı olacaktı ve onunla hepimiz her zaman için övünecektik. Ne çare, herkes elinden geleni yapabiliyor. Şaheserler, ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>SERVETİFÜNUN EDEBİYATI:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun edebiyatı bir şaheser vermedi. Vermedi, ne yapalım? Keşke böyle bir başarı gösterebilseydi çünki bu, yalnız Servetifünun edebiyatının değil; bütün milletin bir başarısı olacaktı ve onunla hepimiz her zaman için övünecektik. Ne çare, herkes elinden geleni yapabiliyor. Şaheserler, öyle bir ürün ki pek nazlı yetişiyor. Servetifünun edebiyatından sonra da onu bekledik, bekleyip duruyoruz. Servetifünun yazıları içinde zamanının hayatır canlı canlı gösteren, varlıktan koparılmış bir parça gibi bize zevk veren bir roman da yok. Evet, yok. Servetifünun cular bunu da yapamadılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun edebiyatına ait bir eseri elimize aldığımız zaman üslup bizi sıkıyor; yapay bir dil, birçok Arapça ve Farsça kelime, birçok tamlama&#8230; Bu da doğru. Güya en sade yazan bendim. Şimdi bazı yazılarıma ben gülüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne yapalım? Bizim elimizden bu geliyordu, istediğimiz kadar başarılı olamamamız, kötü yapmamız, yenilerin başarılarına bir engel teşkil etmez ya! Fakat bugün başarılı olanlar, bugün Servetifünun&#8217;u okuyamayanlar acaba bizim aramızda yaşasalardı ne yapabileceklerdi ve ne kadar başarılı olacaklardı?</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun Devrinin siyasi, toplumsal ve manevi hayatındaki darlık, edebiyatı da dar ve çorak bir sahada cılız b rakıyordu. Servetifünun edebiyatı daha canlı, daha derin, daha geniş olamazdı; iki üç kişinin bir araya toplanma: büyük bir felaket oluşturan bir dönemde edebiyat, hangi hayatı görebilir ve size neyi gösterebilir? Servetifünun edebiyatını tarihte pek kıymetli bir belge olarak daima saklayacak nokta, zamanının hayatı hakkında bize en doğru bilgiyi vermesidir. Fakat bu bilgiyi doğrudan doğruya vermiyor, veremiyor; yalnız o zamanki hayatın ne olduğunu, el siklerle, cahiliyeti ile bize bildiriyor. İşte Servetifünun edebiyatı bu noktadan canlıdır. Memleket ne ise edebiyatı da öyle oldu. Bunu o zaman biz de anlamıyor muyduk? Görüyorduk ve içimiz sızlıyordu. Onun içindir ki <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tevfik-fikret.htm">Tevfik Fikret</a>, Servetifünun eserlerinden bahsederken onları &#8220;Alnının hummalı düşünceleri, kalbinin sekteli darabanı (çarpıntı)  vaktinden evvel ihtiyarlamış vücudunu, zorla sürüklüyor.&#8221; diye &#8220;mecruh (yaralı), muzdarip (acılı), sanki bir hastaneden geilir gibi&#8221; tasvir ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun yazarları, kullandıkları dili bir kuyumcu itinasıyla işlemekte bir zevk buldular. Söylenecek şeylerin darlığı, bu dar konuların bile serbest söylenememesi ifade araçlarının önemini birinci dereceye çıkarıyordu. Kelimelerin ahengi, Servetifünun edebiyatında önemli bir rol oynadı. &#8220;Tiraje&#8221;, &#8220;talâp&#8221;, &#8220;tuf gibi birtakım kelimeleri kamuslardan uyandırarak kısa ömürlü cılız bir yavru hâlinde hayata attılar. Ahmet Hikmetin küçük bir defteri vardı. Ahen hoşuna giden Arapça ve Farsça kelimeleri buraya kaydeder, sonra o kelimeleri kullanmak için yazı yazardı! Fikir için kelime aramazdı, kelime için fikir uydururdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun, sadece elindeki aracın güzelliğini ve sanatlı olmasını sağlamakla uğraşabildi; onunla bize gerçek hayatı anlatamayınca o, havada boşa dönen bir çark hâline geldi ve yapay göründü. Servetifünun dili eskidi fakat günün ve ondan sonrasının hangi dili eskimemiştir ki? On beş sene önce bugünkü gibi mi yazıyorduk? Türkçe geçirmekte olduğu hızlı değişim akıntısı içinde bugünkü yazılarımızı da yarın yine eskimiş bulacağız.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne kadar eskimiş olursa olsun, Servetifünun dili; rengi, ahengi, genişliği ve sanata saygısı ile edebiyatımızda kıymetli bir aşama olma özelliğini her zaman koruyacaktır. Sanata saygı&#8230; Bu, Servetifünun yazarları için önemli bir özelliktir, İsmail Habip Bey&#8217;in pek doğru bir görüşle söylediği gibi Servetifünun edebiyatı, okuyucunun &#8220;çok&#8221;unu değil, güzelini aradı; amacı &#8220;sanat için sanat&#8221;tı; tesellisi süslü ve seçkin görünmekti. Sanatın yalnız sanat için olduğunu haykırmak, Servetifünun için sansürün kuşkulanmalarını yatıştırmak bakımından bir zorunluluktu. Fakat o  zamanda, samimi bir düşünceydi. O zamandan beri benim bu inancım değişmeden duruyor. Sanatın bir araç olacağını kabul edemiyorum. Sanat, belki ahlaka, topluma etki edebilir; buna bir şey denilemez fakat sanatı, sanat dışındaki şeyler için bir alet olarak kullanmak onun özünü anlamamak olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/huseyin-cahit-yalcin.htm">Hüseyin Cahit Yalçın</a>, Fikir Hareketli</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Şuayp</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-suayp.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2013 17:41:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Servet-i Fünun Sanatçıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1502</guid>

					<description><![CDATA[Ahmet Şuayp Hayatı Biyografisi Ahmet Şuayp, 1876 tarihinde İstanbul&#8217;da doğdu. Daha bebekken babasını kaybetti, ilk eğitimini Fatih Rüştiyesi (ortaokul)&#8217;nde yaptı. Vefa idadisi (lise)&#8217;nde ve Mekteb-i Hukuk&#8217;ta okudu. Sonradan Sadrazam olan Hakkı Pâşa&#8217;nın muavini olarak idare ve devletler hukuku dersleri okuttu. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3720" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Ahmet-Suayp.jpg" alt="Ahmet Şuayp" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Ahmet-Suayp.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Ahmet-Suayp-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">Ahmet Şuayp Hayatı Biyografisi</h2>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Şuayp, 1876 tarihinde İstanbul&#8217;da doğdu. Daha bebekken babasını kaybetti, ilk eğitimini Fatih Rüştiyesi (ortaokul)&#8217;nde yaptı. Vefa idadisi (lise)&#8217;nde ve Mekteb-i Hukuk&#8217;ta okudu. Sonradan Sadrazam olan Hakkı Pâşa&#8217;nın muavini olarak idare ve devletler hukuku dersleri okuttu. 1908&#8217;den sonra Mekteb-i Hukuk&#8217;taki derslerinin yanında Maarif Meclisi üyeliği, Tedrisât-i iptidâiye Müdürlüğü ve İstanbul Maârif Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Divan-ı Muhasebat Müdde-i umumiliği yaparken 1910&#8217;da genç yaşta vefat etti.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Ahmet Şuayp Edebi Kişiliği ve Sanat Anlayışı</h2>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Şuayp, edebî hayatına 1896&#8217;dan itibaren Servetifünun dergisinde yazdığı makalelerle başladı. Dergide kültür hayatımızla ilgili önemli incelemeler yayımladı. Ahmet Şuayp, Servetifünun topluluğunun yalnız <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/elestiri-tenkit.htm">edebî tenkit</a> üzerinde yoğunlaşan ve sadece bu konuda eserler veren tek ismidir. Rıza Tevfik ve Mehmet Cavit&#8217;le birlikte &#8220;<strong>Ulûm-ı iktisâdiye ve İçtimâiye</strong>&#8221; dergisini kurdu. Bu dergide Fransız Devrimi ve Rusya Tarihi ile ilgili makaleler yayımladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Şuayp, sosyal bilimler alanında çalışan eleştirmenlerimizin başında gelir. Sosyoloji, edebiyat, iktisat, hukuk, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/elestiri-tenkit.htm">tenkit</a>, tarih gibi pek çok konuda Batılı normları göz önünde bulundurarak bu alanlarda ufuk açıcı yazılar yazmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Şuayp; <strong>&#8220;Hayat ve Kitaplarda&#8221;, &#8220;Hippolyte Taine&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;Gustave Flaubert&#8221;</strong> hakkında önemli araştırmalar yapmıştır. Bu yazılar, Servetifünun&#8217;da tefrika edildikten sonra <strong>&#8220;Hayat ve Kitaplar&#8221;</strong> adıyla yayımlanmıştır. Fransız basınındaki edebî tenkit ve tartışmaları yakından takip ederek onları <strong>&#8220;Esmâr-ı Matbuat&#8221;</strong> adı altında Servetifünun&#8217;da yayımlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Şuayp, Fransız eleştirmen, Hippolyte Taine hakkında yazdığı incelemesinde Taine&#8217;in metodunu takip etmiştir. Hippolyte Taine&#8217;in; edebî eserin ırk, zaman ve çevre ekseninde incelenmesi gerektiği görüşünü benimsemiştir. Ahmet Şayp, Hippolyte Taine&#8217;in bazı düşüncelerini de eleştirmiş ve kabul etmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı şekilde Servetifünun yazarlarına da toplumsal özellik taşıyan bir edebiyat yaratamadıkları için ciddi <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/elestiri-tenkit.htm">eleştiri</a>ler getirmiştir.<strong> &#8220;Son Yazılar&#8221;</strong> adlı <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/makale.htm">makale</a>sinde bu eleştirilerin dozunu artırır. Hem yerli hem de Fransız edebiyatı üzerine inceleme ve eleştirileri ile <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/servet-i-funun-edebiyati">Servet-i Fünun edebiyatı</a>nda tenkit sahasında önemli tespitlerde bulunur.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Ahmet Şuayp Eserleri:</h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Hayat ve Kitaplar: </strong></span>Fransız edebiyatından hareketle kaleme aldığı ve Servetifünun&#8217;da yayımladığı <strong>&#8220;Hayat ve Kitaplar (1901)</strong>&#8220;da Hippolytte Taine, Gabriel Monod, Ernest Lavisse, Gustave Flaubert, Niebuhr, Ranke ve Mommsen gibi Batılı yazar ve düşünürlerin eserlerini incelediği makalelerden oluşan eser, bu devirde ilk derli toplu eleştiri kitabımızdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Esmâr-ı Matbuat: </strong></span><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/servet-i-funun-dergisi-onemi-ve-olusumu.htm">Servetifünun dergisi</a>nde, daha çok Batılı bir anlayışla eleştiri türünün güzel örneklerini sergilediği makaleleridir. <strong>&#8220;Hukuk-ı idare&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;Hukuk-ı Umumiyye-i Düvel&#8221;</strong> adlı eserleri de önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanzimat ve Servet-i Fünun Edebiyatını Hazırlayan Sebepler</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/tanzimat-ve-servet-i-funun-edebiyatini-hazirlayan-sebepler.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2013 22:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1491</guid>

					<description><![CDATA[TANZİMAT VE SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATLARINI HAZIRLAYAN SEBEPLER Tanzimat Edebiyatı ► XVIII. yüzyıldan itibaren Osmanlı imparatorluğu; askerî, siyasi, ekonomik, eğitim vs. Avrupa karşısında güçsüz düşmüştür. Özellikle askerî alandaki yenilgiler, Osmanlı Devleti&#8217;ni ekonomik olarak da çok zor durumda bırakmıştır. Bu şartlar, Osmanlı ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3586" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Tanzimat-ve-Servet-i-Funun-Edebiyatini-Hazirlayan-Sebepler.jpg" alt="Tanzimat ve Servet-i Fünun Edebiyatını Hazırlayan Sebepler" width="960" height="540" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Tanzimat-ve-Servet-i-Funun-Edebiyatini-Hazirlayan-Sebepler.jpg 960w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Tanzimat-ve-Servet-i-Funun-Edebiyatini-Hazirlayan-Sebepler-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">TANZİMAT VE SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATLARINI HAZIRLAYAN SEBEPLER</h2>
<h3 style="text-align: justify;">Tanzimat Edebiyatı</h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">►</span> XVIII. yüzyıldan itibaren Osmanlı imparatorluğu; askerî, siyasi, ekonomik, eğitim vs. Avrupa karşısında güçsüz düşmüştür. Özellikle askerî alandaki yenilgiler, Osmanlı Devleti&#8217;ni ekonomik olarak da çok zor durumda bırakmıştır. Bu şartlar, Osmanlı Devleti&#8217;nin Batı dünyasına uyum sağlayabilmesi amacıyla her konuda yenileşme hareketi başlatmasını mecburi kılmıştır. Askerî alanda başlayan Batılı anlamda reform hareketleri zamanla değişik alanlarda da kendini göstermeye başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">►</span> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/tanzimat-edebiyati">Tanzimat edebiyatı</a>nı hazırlayan nedenlerin başında Osmanlı Devleti&#8217;nin çağdaş ve yeni dünyaya uymak adına yaptığı ıslahatlar gelmektedir. Osmanlı Devleti; Avrupa&#8217;yı tanımak amacı ile Fransa&#8217;ya eğitim için öğrenci göndermeye başlamıştır. Batı kültürünü öğrenen bu aydınların önderliğinde önce &#8220;<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tanzimat-fermaninin-ilan-edilme-nedenleri.htm">Tanzimat Fermanı</a>&#8221; ilan edilmiş ve daha sonra da Batı&#8217;ya giden bu ilk gençlerden biri olan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/sinasi.htm">Şinasi</a> tarafından Tanzimat edebiyatı başlatılmıştır.</p>
<h3 style="text-align: justify;">Servet-i Fünun Edebiyatı</h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">►</span> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/servet-i-funun-edebiyati">Servetifünun edebiyatı</a>nı hazırlayan sebeplerin başında, Tanzimat edebiyatı ile başlayan<strong> &#8220;eski &#8211; yeni&#8221;</strong> tartışmalarında; <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/recaizade-mahmut-ekrem.htm"><strong>Recaizade Mahmut Ekrem</strong></a>&#8216;in, yeniyi savunan gençleri bir araya getirme fikri yatmaktadır. Batılı kültür ve yaşayışı özümseyen aydınlar, Recaizade&#8217;nin bu yönlendirmesine bağlı olarak Servetifünun dergisi çevresinde bir araya gelmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">►</span> Tanzimat Dönemi sanatçılarının edebî bir grup oluşturmaları ve bu şekilde adlandırılmaları  kendilerine değil, edebiyat tarihçilerine ait bir isimlendirmedir. Servetifünun şair ve yazarları ise bilinçli olarak bir araya gelmiş ve edebî bir topluluk oluşturmuşlardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">►</span> Tanzimat Döneminde yenileşme süreci devlet eliyle başlamış ve bu dönem sanatçıları &#8211; Tanzimat&#8217;ın son dönemi hariç &#8211; genelde büyük bir baskı görmemişlerdir. Servetifünun edebiyatının doğmasında, sanatçılarının yaşama bakış ve sanat anlayışlarının oluşmasında dönemin olumsuz etkisi olmuştur. <strong>II. Abdülhamit</strong>&#8216;in padişah olduğu bu dönemde, Batılı devletlerin Osmanlı&#8217;yı parçalama emelleri iyice güç kazanmıştır. II. Abdülhamit, devletin bütünlüğünü koruma adına baskıcı bir politika uygulamıştır, <strong>istibdat Dönemi</strong>; bu sanatçıların sanat anlayışları bakımından Tanzimatçılardan ayrılmalarına, bireysel bir edebiyat oluşturmalarına neden olmuştur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edebiyat-ı Cedide Nedir Bu İfade Kimler İçin Kullanılmıştır?</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/edebiyat-i-cedide-nedir-bu-ifade-kimler-icin-kullanilmistir.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2013 21:34:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1489</guid>

					<description><![CDATA[Edebiyat-ı Cedide Nedir Bu İfade Kimler İçin Kullanılmıştır &#8220;Edebiyat-ı Cedide&#8221; sözü; öncelikle Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan gibi yenilikçi sanatçıların oluşturduğu Tanzimat Dönemi edebiyatı için kullanılmıştır. Bu dönem sanatçılarına da &#8220;yeni edebiyatçılar&#8221; anlamına ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Edebiyat-ı Cedide Nedir Bu İfade Kimler İçin Kullanılmıştır</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;Edebiyat-ı Cedide</strong>&#8221; sözü; öncelikle <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/sinasi.htm">Şinasi</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/namik-kemal.htm">Namık Kemal</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ziya-pasa.htm">Ziya Paşa</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/recaizade-mahmut-ekrem.htm">Recaizade Mahmut Ekrem</a> ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/abdulhak-hamit-tarhan.htm">Abdülhak Hamit Tarhan</a> gibi yenilikçi sanatçıların oluşturduğu <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/tanzimat-edebiyati">Tanzimat Dönemi edebiyatı</a> için kullanılmıştır. Bu dönem sanatçılarına da <strong>&#8220;yeni edebiyatçılar&#8221;</strong> anlamına gelen <strong>&#8220;Üdebâ-yı Cedîde&#8221;</strong> denilmiştir. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/servet-i-funun-sanatcilari">Servet-i fünun sanatçıları</a>, yeni <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/">edebiyat</a>ın savunucuları olarak ortaya çıkınca o dönemin sanat ortamında, bu sanatçılara; alay etmek, hafife almak amacıyla<strong> &#8220;Yeni Edebiyat-ı Cedideciler&#8221;</strong> denmiştir. Ne var ki Servetifünuncular, baştaki alaylı &#8220;<strong>yeni</strong>&#8221; sıfatını kaldırarak bu adı benimsemişlerdir. Bundan dolayıdır ki onların çeşitli yazılarında, anılarında, konuşmalarında topluluğun adı genellikle &#8220;<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/servet-i-funun-edebiyati">Edebiyat-ı Cedide</a>&#8221; olarak geçer. Edebiyat çevrelerinde, edebiyat tarihlerinde ise bu oluşum, &#8220;<strong>Servetifünun Dönemi edebiyatı</strong>&#8221; olarak anılır. Başka bir ifadeyle kendi mensupları dışında, topluluk, genelde &#8220;<strong>Servetifünun</strong>&#8221; adıyla anılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun sanatçıları gerçekten de <strong>&#8220;Edebiyat-ı Cedide&#8221;</strong> sözünü hak etmişler; şekil, duyuş, hayaller bakımından edebiyatımızı ileri noktalara taşımışlar ve edebiyatımızın yenileşmesini, Batılılaşmasını hızlandırmışlardır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanzimat Sonrası Türk Edebiyatında Eski Yeni Çatışması ve Servet-i Fünun Oluşması</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/tanzimat-sonrasi-turk-edebiyatinda-eski-yeni-catismasi-ve-servet-i-funun-olusmasi.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2013 23:31:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1479</guid>

					<description><![CDATA[TANZİMAT SONRASI TÜRK EDEBİYATINDA ESKİ &#8211; YENİ ÇATIŞMASI VE SERVETİFÜNUN EDEBİYATININ OLUŞMASI Tanzimat Döneminde Şinasi ve Namık Kemal&#8217;le hızlı bir şekilde başlayan yenileşme hareketi, II. Abdülhamit Döneminde yavaşlamıştı. 1876&#8217;da &#8220;Meclis-i Mebusan&#8220;ı kapatarak bütün yetkileri kendisinde toplayan Abdülhamit zamanında yeni bir ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3594" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Tanzimat-Sonrasi-Turk-Edebiyatinda-Eski-Yeni-Catismasi-ve-Servet-i-Funun-Olusmasi.jpg" alt="Tanzimat Sonrası Türk Edebiyatında Eski Yeni Çatışması ve Servet-i Fünun Oluşması" width="960" height="540" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Tanzimat-Sonrasi-Turk-Edebiyatinda-Eski-Yeni-Catismasi-ve-Servet-i-Funun-Olusmasi.jpg 960w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Tanzimat-Sonrasi-Turk-Edebiyatinda-Eski-Yeni-Catismasi-ve-Servet-i-Funun-Olusmasi-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">TANZİMAT SONRASI TÜRK EDEBİYATINDA ESKİ &#8211; YENİ ÇATIŞMASI VE SERVETİFÜNUN EDEBİYATININ OLUŞMASI</h2>
<p style="text-align: justify;">Tanzimat Döneminde <a title="şinasi" href="https://www.edebiyatogretmeni.info/sinasi.htm">Şinasi </a>ve Namık Kemal&#8217;le hızlı bir şekilde başlayan yenileşme hareketi, <strong>II. Abdülhamit Dönemi</strong>nde yavaşlamıştı. 1876&#8217;da &#8220;<strong>Meclis-i Mebusan</strong>&#8220;ı kapatarak bütün yetkileri kendisinde toplayan <strong>Abdülhamit</strong> zamanında yeni bir edebiyat meydana gelmişti. <strong>Namık Kemal</strong> gibi sesi çıkacak olan edebiyat ve düşünce adamlarını ceza vermeden hatta yüksek maaş ve makamlarla İstanbul&#8217;dan uzaklaştırmak, böylece İstanbul&#8217;da kendi hâkimiyetini sağlamlaştırmak, kimsenin eleştirisine fırsat vermemek, Abdülhamit&#8217;in siyasetiydi. Dış siyasette çok güçlü ve başarılı olan fakat iç siyasette zaman zaman yanlış anlaşılmalara yol açacak uygulamalarda bulunan Padişah, Osmanlı Devleti üzerinde oynanmak istenen oyunların farkındaydı ve bunlara karşı tedbir almaya çalışıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada farklı bir ses &#8211; haklı bile olsa &#8211; bu siyaseti bozabilir, zaten problemli olan ülkeyi büsbütün çıkmaza sokabilirdi. Padişahın en büyük üzüntüsü memleketin parçalanmasıydı. Bu da yanlış bir söz veya davranışla bazen bir an meselesi hâline geliyordu. Bütün bu nedenlerle toplumsal bir edebiyat, baştan yasaklanmış oluyordu. Edebiyat ve düşünce adamları İstanbul&#8217;dan ve olaylardan uzakta, dağınık bir hâldeydiler; dolayısıyla söz söyleyecek bir durumda değildiler. Önceden çıkmakta olan gazete ve dergiler, edebiyat dışı konulara yönelmişti. Fennî (bilimsel) konulara ağırlık veriliyordu. Sanatçılar, edebî hayatımızda sonradan büyük etki gösterecek olan yeni bir sahaya yönelmişlerdi: tercüme. 1891&#8217;de Servetifünun dergisi çıkmaya başladığı zaman Türk yayın hayatı işte bu durumdaydı. <strong>Mehmet Kaplan</strong>&#8216;ın <strong>&#8220;ara nesil&#8221;</strong> olarak adlandırdığı bir edebiyatçılar, daha doğrusu şairler grubu vardı. Bu sanatçılar, yeni bir edebiyatın bütün prensipleriyle yerleşmesinde rol oynayacak güçte değildiler.</p>
<p style="text-align: justify;">1880&#8217;den itibaren <span style="text-decoration: underline;">Ekrem &#8211; Naci tartışması</span> olarak bilinen <span style="text-decoration: underline;">eski ve yeni edebiyat çatışması</span> başlamıştı.<strong> Recaizade Mahmut Ekrem</strong>&#8216;e göre yeni edebiyat henüz bütün bir hayat anlayışı ile memleketimizde oluşmamıştı. Eskinin karşısına çıkacak güçlü, radikal bir topluluğa ve bu topluluğun vereceği eserlere ihtiyaç vardı. Eski edebiyat sahası da <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/muallim-naci.htm"><strong>Muallim Naci</strong></a>&#8216;nin ölümüyle yetersiz kişilerin elinde kalmıştı.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Bu dönemdeki eğilimleri şu şekilde açıklayabiliriz:</h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>a. Yeniyi Savunanlar:</strong></span> Tanzimat sonrası Türk edebiyatında Recaizade Mahmut Ekrem ve onun etrafında bir araya gelenler, yani Servetifünun sanatçıları yeniyi savunanları temsil etmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>b. Orta Yolu Savunanlar (Ilımlılar):</strong></span> Ilımlıların başında Muallim Naci yer almıştır. Muallim Naci, divan şiirine (eski edebiyata) karşı &#8220;ılımlı&#8221; yaklaşmıştır; Batı edebiyatının etkisiyle gelişen yeni edebiyata geçişin yavaş ve doğal bir süreçte gerçekleşmesi gerektiğine inanmıştır. Muallim Naci, eski edebiyatın tamamen atılmasına karşı çıkarak iyi yönlerinin korunması gerektiğini ileri sürmüş ve yeni edebiyatla bir sentez oluşturma yolu aramıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eskiyi tamamen reddetmeyen, Batı&#8217;yı da olduğu gibi taklide kalkmayan bu gruba<strong> &#8220;orta görüşte olanlar (ılımlılar)&#8221;</strong> denmiştir. Muallim Naci, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-mithat-efendi.htm">Ahmet Mithat Efendi</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-rasim.htm">Ahmet Rasim</a> gibi sanatçılar bu gruba dâhil edilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>c. Eskiyi (Divan Edebiyatı Geleneğini) Savunanlar:</strong></span> Hacı İbrahim Efendi ve grubu, eski edebiyatın kesin savunuculuğunu yapmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eski edebiyatı savunanlarla ılımlılar, geleneksel yaşama biçimini sürdürmüşler; yeniyi savunanlar ise Batılı yaşama biçimini benimsemişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hocalık özelliği sanatından güçlü olan ve sağlam teorik esaslara dayanan Ekrem, edebiyatta ve düşünce hayatındaki bu boşlukların farkındaydı ve düşündüklerini gerçekleştirmek için fırsat arıyordu.<br />
<strong>&#8220;Malumat&#8221;</strong> dergisi, 1895&#8217;te <strong>Hasan Âsaf</strong> adlı genç bir şairin &#8220;<strong>Burhan-ı Kudret</strong>&#8221; adlı şiirini yayımladı. Şiirin,</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Zerre-i nurundan iken muktebes </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mihr ü mâha etmek işaret abes </em></p>
<p style="text-align: justify;">beyti anlam ve uyak bakımından hatalı bulunuyor ve eleştiriliyordu. Eski kafiye anlayışına göre kafiye kulak için değil, göz içindi. Yani sesin aynı olması yetmezdi, yazılışı da aynı olmalıydı. Bunun için &#8220;<strong>muktebes</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>abes</strong>&#8221; sözcükleri farklı &#8220;<strong>se</strong>&#8221; harfleriyle<strong> (biri sin, diğeri peltek se)</strong> yazıldıklarından <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/kafiye-uyak-ve-redif.htm">kafiye</a> olamazdı. Şiirin anlam bakımından eleştirilmesi o kadar önemli değildi. Edebiyat tarihimizde büyük bir tartışma yaratan işte böyle şekle ait, bugün için önemsiz görünen bir kafiye sorunu oldu. Bugün için önemi olmayan bu düşünce, asırlardır devam eden klasik edebiyat (<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/divan-edebiyati">divan edebiyatı</a>) geleneğinin önemli unsurlarından biriydi. Kafiye, uzun zamandır kulağa değil göze hitap etmişti ve kulağa hitap eden bir kafiye anlayışı henüz oluşmamıştı. Divan şiiri geleneği içinde buna ihtiyaç da yoktu çünkü divan şiiri, kendi kalıplarının ve prensiplerinin içinde tartışmasız bir şekilde devam etmiş; bazı şekil zorluk: larına da çareler bulunmuştu. Yeni bir medeniyetle karşılaşan toplumda birtakım sıkıntılar işte böyle basit, anlamsız ve ayrıntı gibi görünen konular aracılığıyla varlığını belli ediyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Recaizade Mahmut Ekrem</strong>&#8216;in yeni bir edebiyat için düşündüğü şeyler, bu olayla birlikte somutlaşmıştır. Recaizade Mahmut Ekrem; o zamana kadar farklı dergilerde dağınık bir şekilde yazan ve Batılı bir edebiyata taraftar olan gençleri tek bir derginin etrafında toplayarak eski edebiyat taraftarlarına karşı tek bir cephe oluşturmak istiyordu. Recaizade;<strong> Mekteb-i Mülkiye</strong>&#8216;den öğrencisi olan <strong>Ahmet ihsan</strong>&#8216;ı, Servetifünun&#8217;u böyle bir yayın organı hâline getirilmesi konusunda razı ederek Galatasaray&#8217;dan öğrencisi olan <strong>Tevfik Fikret</strong>&#8216;i de derginin başına getirdi. Bu dönemde Servetifünun, büyük bir sanat ve edebiyat dergisi olarak kalmayıp Türk edebiyatının yenileşmesinde önemli hizmetleri olan bir yayın organı hâline gelmiştir. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tevfik-fikret.htm"><strong>Tevfik Fikret</strong></a>&#8216;ten sonra <strong><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/halit-ziya-usakligil.htm">Halit Ziya Uşaklıgil</a>,<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/cenap-sahabettin.htm"> Cenap Sahabettin</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/mehmet-rauf.htm">Mehmet Rauf</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/huseyin-cahit-yalcin.htm">Hüseyin Cahit Yalçın</a></strong> gibi sanatçılar da dergiye katılarak Servetifünun topluluğunu kurdular ve böylece Servetifünun Dönemi başlamış oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Tevfik Fikret&#8217;in, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/servet-i-funun-dergisi-onemi-ve-olusumu.htm">Servetifünun dergisi</a>nin sanat ve edebiyat yöneticisi olması, Servetifünun (<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/servet-i-funun-edebiyati">Edebiyat-ı Cedide</a>) edebiyatının da başlangıcı olarak kabul edilmiştir.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Servetifünun edebiyatını oluşturan sanatçılar şunlardır:</h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Şiirde:</strong> </span>Tevfik Fikret, Cenap Sahabettin, Hüseyin Sîret Özsever, Hüseyin Suat Yalçın, Ali Ekrem Bolayır, Süleyman Paşazade Mehmet Sami (Süleyman Nesip imzasıyla), <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/suleyman-nazif.htm">Süleyman Nazif</a>, Faik Ali Ozansoy&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Hikâye ve Romanda:</strong></span> Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu Eleştiride: Ahmet Şuayp.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu dönem şair ve yazarlarından birçoğu dergide edebiyat yazıları kaleme almışlardır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Servet-i Fünun Dergisi Önemi ve Oluşumu</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/servet-i-funun-dergisi-onemi-ve-olusumu.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2013 22:32:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1476</guid>

					<description><![CDATA[Servet-i Fünun Dergisi: Fenlerin (bilimin) hazinesi (zenginliği) anlamına gelen Servetifünun dergisi, 27 Mart 1891&#8217;de yayın hayatına başlamıştır. Aslında bu derginin çıkarılması, Ahmet İhsan Tokgöz&#8216;ün, D. Nikolaidi&#8216;in &#8220;Servet&#8221; adlı gazetesinde işe başlamasıyla gerçekleşmiştir. Servetifünun; Mikolaidis&#8217;in &#8220;Servet&#8221; adlı gazetesine ek olarak haftada ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3687" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Servet-i-Funun-Dergisi-Onemi-ve-Olusumu.jpg" alt="Servet-i Fünun Dergisi Önemi ve Oluşumu
" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Servet-i-Funun-Dergisi-Onemi-ve-Olusumu.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Servet-i-Funun-Dergisi-Onemi-ve-Olusumu-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">Servet-i Fünun Dergisi:<span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></h2>
<p style="text-align: justify;">Fenlerin (bilimin) hazinesi (zenginliği) anlamına gelen Servetifünun dergisi, 27 Mart 1891&#8217;de yayın hayatına başlamıştır. Aslında bu derginin çıkarılması, <strong>Ahmet İhsan Tokgöz</strong>&#8216;ün, <strong>D. Nikolaidi</strong>&#8216;in &#8220;<strong>Servet</strong>&#8221; adlı gazetesinde işe başlamasıyla gerçekleşmiştir. Servetifünun; Mikolaidis&#8217;in &#8220;<strong>Servet</strong>&#8221; adlı gazetesine ek olarak haftada bir çıkarılmasına &#8211; fen ve teknoloji konularını ele alması koşuluyla &#8211; izin verilen bir dergidir. O günün koşullarında farklı olan &#8220;<strong>Servetifünun</strong>&#8221; adı, böylece mabeyn (saray &#8211; yönetim) tarafından dergiye verilmiş olur.<br />
Başlangıçta imtiyaz sahibi olarak <strong>Nikolaidis</strong>&#8216;in adı göze çarparken &#8220;<strong>Servetifünun</strong>&#8220;, bir yıl sonra el değiştirmiş ve <strong>Ahmet İhsan</strong>&#8216;ın adıyla yayımlanmaya başlanmıştır.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Servet-i Fünun Dergisi Önemi:</h2>
<p style="text-align: justify;">Servetifünun dergisinin, 1891 tarihinde Ahmet İhsan Tokgöz tarafından çıkarılmaya başlandığını belirtmiştik. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/recaizade-mahmut-ekrem.htm">Recaizade Mahmut Ekrem</a>&#8216;in Galatasaray&#8217;dan öğrencisi olan Ahmet ihsan, Fransızcadan tercüme ettiği romanları bu dergide yayımlamıştır. Servetifünun dergisinde; popüler fen, sağlık bilgileri ve Avrupa&#8217;da yapılan bilimsel keşiflerle ilgili haberlere yer verilmiştir. Adından da anlaşıldığı gibi dergi, o zamanlar edebiyattan çok uzaktı. Derginin edebiyatla olan ilgisi, tercüme roman yayımlamakla sınırlı olmuştur. İyi bir eğitim görmüş olan Ahmet İhsan, Batı&#8217;daki basın ve yayın tekniğini yakından takip etmiş; dergiyi resimli olarak çıkarmıştır. Bu özellikleriyle Servetifünun, okuyucuların ilgisini çekmiş, görünüş bakımından devrindeki diğer dergi ve gazetelerden farklı bir özellik taşımıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">O Derginin Türk edebiyatındaki asıl önemi, Tanzimat yazarlarından sonra ikinci bir yenilik hareketi olarak ortaya çıkmasıdır. Recaizade Mahmut Ekrem, farklı dergilerde yazan ve dağınık hâlde bulunan yenilikçi gençleri bu dergi etrafında toplayarak yeni bir edebiyat hamlesini başlatmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk edebiyatının bu devrine &#8220;<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/servet-i-funun-edebiyati">Servetifünun Dönemi</a>&#8221; denilmesi, bu edebî hareketin Servetifünun dergisinde gerçekleşmesiyle ilgilidir. Bu da <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tevfik-fikret.htm">Tevfik Fikret</a>&#8216;in, bu derginin yazı işlerini üstlenmesiyle başlamıştır (7 Şubat 1896, sayı: 256).</p>
<p style="text-align: justify;">Şiir, hikaye, roman, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/elestiri-tenkit.htm">edebî tenkit</a>, tercüme faaliyeti ile Servetifünun tam anlamı ile bir sanat ve edebiyat dergisi kimliğini kazanmıştır. Bu oluşum, <strong>Ali Ekrem</strong>&#8216;in otokritik niteliğindeki &#8220;<strong>Şiirimiz</strong>&#8221; adlı <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/makale.htm">makale</a>sinin kaleme alınışına kadar devam eder. Bu yazı, topluluğun arasında ilk ciddi kırgınlığı ve hatta kopukluğu yaratır. Fikret, yazı işlerinden ayrılır. Bu görevi <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/huseyin-cahit-yalcin.htm">Hüseyin Cahit Yalçın</a> üstlenir. Onun da <span style="text-decoration: underline;">Fransızcadan çevirdiği &#8220;<strong>Edebiyat ve hukuk</strong>&#8221; adlı yazısı üzerine dergi bir süre kapatılır</span>. Bu kapanış, topluluğun dağılmasını hızlandırmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Servet-i Fünun Edebiyatı ile Tanzimat Edebiyatının Karşılaştırılması</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/servet-i-funun-edebiyati-ile-tanzimat-edebiyatinin-karsilastirilmasi.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Oct 2013 11:56:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=961</guid>

					<description><![CDATA[SERVETİFÜNUN EDEBİYATI İLE TANZİMAT EDEBİYATININ KARŞILAŞTIRILMASI 1. Fransız edebiyatını örnek alarak edebiyatımızı yenileştirmek, divan edebiyatına benzemeyen bir edebiyat kurmak, hem Tanzimat edebiyatçılarının hem Servetifünuncuların ortak amacıdır. 2. Tanzimatın birinci döneminde benimsenen &#8220;toplum için sanat&#8221; anlayışı, ikinci dönemde yerini &#8220;sanat için ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>SERVETİFÜNUN EDEBİYATI İLE TANZİMAT EDEBİYATININ KARŞILAŞTIRILMASI</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1.</strong> </span>Fransız edebiyatını örnek alarak edebiyatımızı yenileştirmek, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/divan-edebiyati">divan edebiyatı</a>na benzemeyen bir edebiyat kurmak, hem <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/tanzimat-sanatcilari">Tanzimat edebiyatçıları</a>nın hem Servetifünuncuların ortak amacıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>2.</strong></span> Tanzimatın birinci döneminde benimsenen &#8220;<strong>toplum için sanat</strong>&#8221; anlayışı, ikinci dönemde yerini &#8220;<strong>sanat için sanat</strong>&#8221; anlayışına bırakmış; bu anlayış Servetifünun Dönemi&#8217;nde de sürdürülmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>3.</strong> </span>Tanzimat&#8217;ın birinci döneminde savunulan ve özellikle <a title="şinasi" href="https://www.edebiyatogretmeni.info/sinasi.htm">Şinasi</a> ve Ahmet Mithat Efendi&#8217;de daha başarılı bir biçimde uygulanan dilde sadeleşme düşüncesi, ikinci dönemde önemsenmemiş; dil yeniden ağırlaşmıştır. Servetifünun Dönemi&#8217;nde ise divan edebiyatında bile olmayan Arapça ve Farsça sözcüklere, tamlamalara yer verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>4.</strong></span> Tanzimat&#8217;ın birinci döneminde Şinasi ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-vefik-pasa.htm">Ahmet Vefik Paşa</a>&#8216;da klasisizn etkileri, diğer sanatçılarda romantizm etkileri görülür, ikinci dönemde ise romantizm ile birlikte realizm etkileri de başlar. Servetifünun&#8217;da ise realizm, parnasizm ve sembolizm etkili olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>5.</strong></span> Tanzimatın özellikle birinci döneminde önem verilen tiyatro ve gazete, Servetifünun&#8217;da önemsizlesir, <span style="text-decoration: underline;">gazetenin yerini dergi alır</span>.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>6.</strong> </span><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/tanzimat-edebiyati">Tanzimat Dönemi</a>&#8216;ndeki romanlarda görülen teknik yetersizlikler ve romantizmden gelen özellikler (duygusal, acıklı konular; tesadüflere yer verme; yazarın kişiliğini gizlememesi; iyi &#8211; kötü karşıtlığı vb.) <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/servet-i-funun-edebiyati">Servetifünun Dönemi</a>&#8216;nde artık görülmez. Servetifünun romanlarında güçlü bir teknik vardır, olayın akışını keserek bilgi verme yöntemine hiç başvurulmaz; realist ilkeler başarıyla uygulanır (olayın gerçeğe uygunluğu; olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri; yazarın tarafsız olması, kişiliğin gizlenmesi, kahramanların iyi ve kötü yönlerinin sergilenmesi vb.).</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>7.</strong></span> Tanzimat dönemi şiirlerinde kullanılan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/divan-edebiyati-nazim-sekilleri-bicimleri">divan şiiri nazım biçimleri</a> ve beyit nazım birimi Servetifünun şiirinde kullanılmamıştır. Tanzimat&#8217;ın birinci döneminde işlenen toplumsal temalar ikinci dönemde yerini bireysel temalara bırakmıştır. Servetifünun şiiri ise bireysel temaları daha da zenginleştirmiştir. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/aruz-olcusu-vezni.htm">Aruz ölçüsü</a> hem Tanzimat, Hem Servetifünun şiirinde önemini korumuştur. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/tanzimat-sanatcilari">Tanzimat şairleri</a>nin birkaç şiirle de olsa denedikleri hece ölçüsü, Servetifünun şairlerince (<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tevfik-fikret.htm">Tevfik Fikret</a>&#8216;in Meşrutiyet sonrasında çocuklar için yazdığı &#8220;<strong>Şermin</strong>&#8221; dışında) küçümsenmiş ya da önemsenmemiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Servet-i Fünun Edebiyatında Tiyatro</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/servet-i-funun-edebiyatinda-tiyatro.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Oct 2013 11:21:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=959</guid>

					<description><![CDATA[SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA TİYATRO ♦ Tanzimat Dönemi&#8216;nde büyük bir atılım yapan Türk tiyatrosu II. Abdülhamit&#8216;in İstanbul&#8217;da Gedikpaşa&#8216;daki Osmanlı Tiyatrosu&#8217;nu yıktırması üzerine gerilemiş, sanat ve fikir değeri taşıyan eserlerin oynanmasına izin verilmeyince de Türk sahnelerini tuluat kumpanyalarının melodram ve farsları doldurmaya ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA TİYATRO</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">♦ <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/tanzimat-edebiyati">Tanzimat Dönemi</a>&#8216;nde büyük bir atılım yapan Türk tiyatrosu<strong> II. Abdülhamit</strong>&#8216;in İstanbul&#8217;da <strong>Gedikpaşa</strong>&#8216;daki <strong>Osmanlı Tiyatrosu&#8217;</strong>nu yıktırması üzerine gerilemiş, sanat ve fikir değeri taşıyan eserlerin oynanmasına izin verilmeyince de Türk sahnelerini tuluat kumpanyalarının melodram ve farsları doldurmaya başlamıştır. Tuluat kumpanyalarının bu hâkimiyeti 1908&#8217;e kadar sürmüş; Türk <a title="kadın" href="http://www.kadinlarweb.com">kadın</a>ın henüz sahneye çıkamadığı bu süre içinde çoğunluğu Ermeni sanatçılarca çeviri ya da adapte eserler oynanmış, Türk seyircisi sahnede iyi konuşulan Türkçeden yine yoksun kalmıştır. Bu dönemde en ünlü tuluat oyuncuları<strong> Mınakyan, Abdürrezzak</strong> ve <strong>Kel Hasan</strong> olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Servetifünun sanatçıları, böyle bir atmosferde <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/abdulhak-hamit-tarhan.htm">Abdülhak Hamit</a> ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ahmet-mithat-efendi.htm">Ahmet Mithat Efendi</a>&#8216;nin sarıldıkları &#8220;<strong>okunmak için piyes</strong>&#8221; tarzına rağbet göstermemişler; <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/tiyatro">tiyatro</a> türünde eser yazmak için koşulların değişmesini beklemişlerdir. Bu nedenle Servetifünun yazarları tiyatro ile ancak 1908&#8217;den sonra uğraşmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ 1908&#8217;den sonra tiyatro eseri veren Servetifünun yazarlarının başlıcaları <strong>Hüseyin Suat</strong> (Servetifünuncular içinde tiyatro ile en çok ilgilenen sanatçı) <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/mehmet-rauf.htm">Mehmet Rauf</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/cenap-sahabettin.htm">Cenap Sahabettin</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/halit-ziya-usakligil.htm">Halit Ziya Uşaklıgil</a>, <strong>Faik Ali Ozansoy, Ali Ekrem Bolayır</strong> ve <strong>Safveti Ziya</strong> &#8216;dır.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Bu yazarların verdikleri eserler, tiyatro tekniği ve günlük konuşma diline uygunluk bakımından Tanzimat dönemi eserlerinden daha başarılıdır. Ancak eski alışkanlıkların bir devamı olarak, halkın sorunlarına değinilmemiş; konular aile çevresinde, genellikle evlenme, boşanma, kadın hakları gibi temalar etrafında dönmüştür.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eylül Özeti</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/eylul-ozeti.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Oct 2013 11:12:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Servet-i Fünun Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=957</guid>

					<description><![CDATA[Eylül Romanı İlk Ne? Eylül romanı edebiyatımızdaki ilk psikolojik romandır. Servetifünun&#8216;un en büyük ikinci romancısı olan Mehmet Rauf tarafından kaleme alınmıştır. Eylül Romanı Konusu: Evli bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk anlatılmaktadır. Eylül Romanı ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3297 size-full" title="eylül özeti" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/10/eylul-ozeti.jpg" alt="eylül özeti" width="800" height="444" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/10/eylul-ozeti.jpg 800w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/10/eylul-ozeti-768x426.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<h3>Eylül Romanı İlk Ne?</h3>
<p>Eylül romanı edebiyatımızdaki ilk psikolojik romandır. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/servet-i-funun-edebiyati-ozellikleri.htm">Servetifünun</a>&#8216;un en büyük ikinci romancısı olan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/mehmet-rauf.htm">Mehmet Rauf</a> tarafından kaleme alınmıştır.</p>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Eylül Romanı Konusu:</strong></h3>
<p>Evli bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk anlatılmaktadır.</p>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Eylül Romanı Özeti</strong></h3>
<p style="text-align: justify;">Beş yıldır mutlu bir evlilik sürdüren <strong>Süreyya Bey</strong>&#8216;le <strong>Suat Hanım</strong>, bir yaz Boğaziçi&#8217;nde bir yalı kiralarlar. Süreyya&#8217;nın arkadaşı <strong>Necip</strong> de sık sık yalıda misafir olarak kalır. Müzik zevkleri Necip ile Suat&#8217;ı birbirlerine yaklaştırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Necip&#8217;in Suat&#8217;a duyduğu büyük saygı, giderek derin bir aşka dönüşmeye başlar. Ancak Necip, arkadaşı Süreyya&#8217;ya ihanet edecek karakterde bir insan değildir. Bu yüzden sevgisini içinde gizler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün Suat&#8217;ın eldivenin bir tekini ondan habersizde aldıktan sonra hastalanır. Ateşi yükseldiğinde bu eldiveni sayıklar durur. Suat bunu öğrenince Necip&#8217;in duygularına eldiveninin diğer tekini de ona vererek karşılık verir. Ancak bu iki sevgili birbirlerine büyük bir aşkla bağlanmış olsalar da ahlak değerleri bu aşkı açığa vurmalarına izin vermemektedir. Bu arada yaz sezonu kapanmış, tekrar konağa taşınılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Necip de Suat da içlerinde saklı tuttukları aşka büyük acılar pahasına direnmişler, bu duyguya kendilerini teslim etmemişlerdir. Bir gün konakta çıkan yangın bu iki sevgilinin sonunu hazırlar. Suat yangın sırasında içerde kalmış ve Necip onu kurtarmak için eve girmiştir. Ancak başarılı olamamış, Suat ve Necip birlikte can vermiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
