<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>9. Sınıf Dil ve Anlatım İletişim Dil Kültür &#8211; Edebiyat Öğretmeni. İnfo</title>
	<atom:link href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/9-sinif-dil-ve-anlatim-iletisim-dil-kultur/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.edebiyatogretmeni.info</link>
	<description>Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin Kaynak Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 06 Sep 2023 15:49:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Eski Türkçe &#8211; Göktürk Dönemi</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/eski-turkce-gokturk-donemi.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2013 22:42:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım İletişim Dil Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1101</guid>

					<description><![CDATA[Eski Türkçe &#8211; Göktürk Dönemi 6-13. yüzyıllar arasını kapsayan bu dönem üç alt dönemden oluşmaktadır: A. Göktürk (Köktürk) Dönemi B. Uygur Dönemi C. Karahanlı Dönemi GÖKTÜRK DÖNEMİ Bu dönemde oluşturulan en önemli metinler Göktürk Yazıtları&#8217;dır. Türk diliyle oluşturulan ilk metinler ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Eski Türkçe &#8211; Göktürk Dönemi</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">6-13. yüzyıllar arasını kapsayan bu dönem üç alt dönemden oluşmaktadır:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><em>A. Göktürk (Köktürk) Dönemi</em></li>
<li><em>B. Uygur Dönemi</em></li>
<li><em>C. Karahanlı Dönemi</em></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>GÖKTÜRK DÖNEMİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu dönemde oluşturulan en önemli metinler Göktürk Yazıtları&#8217;dır. Türk diliyle oluşturulan ilk metinler olan Göktürk (Köktürk) Yazıtlarının Orhun Abideleri olarak da anılmasının nedeni, bu taşların Moğolistan&#8217;daki Koço Çaydam Gölü civarındaki Orhun (Orhon, Orkun) Irmağı&#8217;nın eski yatağının yakınlarında bulunmasıdır. Aslında bu bölge civarında pek çok dikili taş vardır fakat bunlar içinde üçü; Türk dili, edebiyatı ve kültürü bakımından son derece önemlidir. Bunlar şunlardır: Bilge Kağan Yazıtı, Kül Tigin Yazıtı, Tonyukuk Yazıtı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kül Tigin Yazıtı:</strong></span> Göktürk hükümdarı Bilge Kağan tarafından 731&#8217;de ölen kardeşi Kül Tigin adına 732&#8217;de dikilmiştir. Bu taşın yazıcısı, Yollug Tigin&#8217;dir. Bu metinde Göktürk tarihine ait önemi olaylar nakledilerek topluma birlik bütünlük mesajı verilmiştir.<br />
Tonyukuk Yazıtı&#8217;nı, Bilge Kağan&#8217;ın başyardımcı olan Tonyukuk diktirmiştir. 716&#8217;da dikildiği sanılan bu yazıtta, Göktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtuldukları ve Tonyukuk&#8217;un devlet yönetiminde neler yaptığı anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/gokturk-alfabesi.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-1102 alignleft" alt="gokturk-alfabesi" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/gokturk-alfabesi.jpg" width="286" height="423" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/gokturk-alfabesi.jpg 510w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/gokturk-alfabesi-202x300.jpg 202w" sizes="(max-width: 286px) 100vw, 286px" /></a>Bilge Kağan Yazıtı:</strong></span> Bilge Kağan&#8217;ın ölmesi üzerine 735&#8217;te dikilmiştir. Yazıtta devletin nasıl büyüdüğü ve Kül Tigin&#8217;in ölümünden sonra nelerin yaşandığı anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;">Türk adını bir devlet adında kullanan ilk Türk topluluğu olan Göktürkler</span> (Köktürkler) tarafından dikilen bu yazıtlar, bir çeşit yazılı nutuk örneği sayılabilir. Bu metinler yabancı kelimelerin kullanılmadığı öz Türkçe ile oluşturulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Göktürk Yazıtlan&#8217;nda kullanılan Göktürk (Köktürk) alfabesi, otuz sekiz harften oluşmuştur. Bu harflerden dördü, ünlüleri karşılamış; her ünlü harf, Turkçenin sekiz temel ünlüsünden ikisini yazmak için kullanılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>EK BİLGİ:</strong> </span>Yenisey Irmağı kıyısında bulunan ve Kırgızlar tarafından 5. yüzyılda dikildiği sanılan bazı mezar taşlarında Türkçe yazılara rastlanmıştır. Fakat bu yazıların, bir metin oluşturabilecek ölçüde gelişmiş olmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle de Türkçenin ilk yazılı metinlerinin bunlar değil, Göktürk Yazıtları olduğu kabul edilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/dillerin-siniflandirilmasi-ve-turkcenin-dunya-dilleri-arasindaki-yeri.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2013 22:01:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım İletişim Dil Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1094</guid>

					<description><![CDATA[Dil bilimi çalışmaları neticesinde dünyada ölü veya yaşayan 3000&#8217;in üzerinde dil olduğu; bu diller arasında ses sistemi, yapı, söz dizimi, söz dağarcığı vb. açılardan bazı benzerlikler bulunduğu tespit edilmiştir. Bu benzerliklerden yola çıkılarak diller kökenlerine ve yapılarına göre sınıflandırılmıştır. Köken ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em><strong>Dil bilimi çalışmaları neticesinde dünyada ölü veya yaşayan 3000&#8217;in üzerinde dil olduğu; bu diller arasında ses sistemi, yapı, söz dizimi, söz dağarcığı vb. açılardan bazı benzerlikler bulunduğu tespit edilmiştir. Bu benzerliklerden yola çıkılarak diller kökenlerine ve yapılarına göre sınıflandırılmıştır.</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Köken Bakımından Diller</strong></span><br />
Bir ana dilden ayrılarak zamanla birer bağımsız dile dönüşen dillere akraba diller denir. Akraba dillerin oluşturduğu diller topluluğuna dil ailesi denir. Günümüzde tespit edilebildiği kadarıyla yeryüzünde 40&#8217;a yakın dil ailesi vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/Dil-Aileleri-Kavram-Haritasi.jpg"><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-1095" alt="Dil-Aileleri-Kavram-Haritasi" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/Dil-Aileleri-Kavram-Haritasi.jpg" width="599" height="340" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/Dil-Aileleri-Kavram-Haritasi.jpg 924w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/Dil-Aileleri-Kavram-Haritasi-300x170.jpg 300w" sizes="(max-width: 599px) 100vw, 599px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Yapı Bakımından Diller</strong></span><br />
Diller, gramer özelliklerine göre tek heceli, eklemeli ve çekimli diller olmak üzere üç başlık altında sınıflandırılmıştır:</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1. Tek heceli diller:</strong></span> Bu dillerdeki bütün kelimeler tek hecelidir. Bu kelimelerin ek almaları ve çekimlenmeleri söz konusu değildir.<br />
Her dilde yeni kavram, durum, nesne, eylem vb.nin karşılanmasını sağlayan bazı yöntemler vardır. Söz gelimi Türkçede yeni kavram, durum, nesne, eylem vb.ni karşılamak için kelime kök ve gövdelerine yapım ekleri getirilerek yeni kelimeler türetilir. Tek heceli dillerde böyle bir durum söz konusu değildir. Bu dillerde yeni kavram, durum, nesne, eylem vb.nin karşılanması için kelimelerin cümle içinde farklı yerlerde kullanılmasından, kelime birleştirilmesinden ve yazıda da belli edilen zengin bir tonlama ve vurgu sisteminden yararlanılır. Çince, Tibetçe, Vietnamca ile bazı Himalaya, Afrika ve Endonezya dilleri tek heceli diller başlığı altında sınıflandırılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>2. Eklemeli diller:</strong></span> Bu dillerde tek ve çok heceli kelime kökleriyle bunlara eklenen çeşitli ekler vardır. Kelimelerin başına ya da sonuna gelen ekler, kelimelerin anlam veya görevlerinde çeşitli değişiklikler yapar. Bu sırada kelimelerin köklerinde herhangi bir ses değişikliği olmaz. Moğolca, Mançuca, Tunguzca, Korece, Fince, Macarca, Japonca eklemeli dillerdendir. Türkçede ekler, kelimelerin sonuna gelir. Bu bağlamda Türkçe, sondan eklemeli bir dildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>3. Çekimli diller</strong></span>: Bu gruba giren dillerde de tek veya çok heceli köklerle çeşitli görevlerde kullanılan ekler vardır. Fakat eklemeli dillerden farklı olarak çekimli dillerde kelime türetme ya da çekim sırasında kelimelerin köklerindeki ünlülerde bazı değişiklikler olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumu Arapçadaki ketebe(yazdı) fiilinde gösterebiliriz:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>üktüb : yazdınız</li>
<li>kâtîb : yazan</li>
<li>mektûb: yazılmış şey</li>
<li>mekteb : okul</li>
<li>kitabe : yazıt</li>
<li>kitabet : yazma, yazı yazma sanatı</li>
<li>küttâb : yazanlar</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi çekim ve türeme sırasında kelimelerin kökündeki ünlülerde çeşitli değişiklikler olmakta ama ünsüzler korunmaktadır. Fakat bu gruba giren bazı dillerde, kök, çekime girdiğinde tümüyle değişebilmekte ve tanınmaz, hâle gelebilmektedir. İngilizcedeki &#8220;<strong>gitmek</strong>&#8221; fiilinin <strong>&#8220;go, went, göne&#8221;</strong> şeklinde çekimlenmesi bu duruma örnek gösterilebilir.<br />
Arapça, İngilizce, Almanca ve Fransızca çekimli diller başlığı altında sınıflandırılır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dil Kültür İlişkisi</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/dil-kultur-iliskisi.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2013 21:20:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım İletişim Dil Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1092</guid>

					<description><![CDATA[İnsanoğlu, dille düşünür, dille hisseder; yaşadıklarını, düşündüklerini, hissettiklerini konuştuğu dilden yararlanarak başkalarıyla paylaşır. Bu yönüyle dil, millî kültürün ve kimliğin oluşmasında son derece önemli bir işlev üstlenir. Kültür ve sanat etkinlikleri, dille gerçekleştirilir. Tecrübeler, kültürel ürünler, bilimsel buluşlar; kuşaktan kuşağa ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsanoğlu, dille düşünür, dille hisseder; yaşadıklarını, düşündüklerini, hissettiklerini konuştuğu dilden yararlanarak başkalarıyla paylaşır. Bu yönüyle dil, millî kültürün ve kimliğin oluşmasında son derece önemli bir işlev üstlenir. Kültür ve sanat etkinlikleri, dille gerçekleştirilir. Tecrübeler, kültürel ürünler, bilimsel buluşlar; kuşaktan kuşağa dille aktarılır. Hiçbir dil, ilk ortaya çıktığı zamanki hâlini aynen devam ettirmez. Her dil zamana ve dilin konuşulduğu coğrafyaya bağlı olarak birtakım değişikliklere uğrar. Bu değişiklikler <strong>lehçe, şive, ağız</strong> gibi terimlerle ifade edilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">Lehçe:</span></strong><span style="text-decoration: underline;"> Bir dilin metinlerle takip edilemeyen karanlık dönemlerinde kendisinden ayrılan kollarına <span style="color: #ff0000; text-decoration: underline;"><strong>lehçe</strong></span> denir.</span> Türkçenin metinlerle takip edilebilen dönemleri, içinde bulunduğumuz zamandan<strong> Orhun Abideleri</strong>&#8216;nin yazıldığı zaman dilimine kadarki tarihsel aralıktır. O hâlde Türkçenin lehçeleri için şunu söylemek olanaklıdır: <span style="text-decoration: underline;">Orhun Abideleri&#8217;nin yazılmasından önce Türkçeden ayrılan kollar, Türkçenin lehçeleridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir dille o dilin lehçeleri arasında ses, yapı, söz dizimi bakımlarından büyük farklılıklar vardır. Araya siyasi, coğrafi, tarihsel ve kültürel kopukluklar da girip bir dilin ayrı lehçelerini konuşan kişiler birbirlerini anlayamaz duruma geldiklerinde o lehçeler artık birer lehçe değil, dil kabul edilir. <span style="text-decoration: underline;">Türkçenin en önemli lehçeleri Çuvaşça ve Yakutçadır</span>.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Şive:</strong></span><span style="text-decoration: underline;"> Bir dilin metinlerle takip edilebilen dönemlerinde kendisinden ayrılmış olup bazı ses ve şekil farklılıkları gösteren kollarına <span style="color: #ff0000; text-decoration: underline;"><strong>şive</strong></span> denir.</span> <strong>Azeri Türkçesi, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi; Türkçenin şiveleridir</strong>. Günlük dilde &#8220;<strong>şive</strong>&#8221; kelimesi, &#8220;<strong>ağız</strong>&#8220;la aynı anlamı karşılamakta, bir dilin belli bir yöreye ya da etnik gruba bağlı olarak kazandığı farklı şekilleri anlatmaktadır: Karadeniz şivesi, Rum şivesi vb.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ağız:</strong></span> <span style="text-decoration: underline;">Bir dilin bir yöreye ya da bir etnik topluluğa bağlı olarak ortaya çıkan kollarına <span style="color: #ff0000; text-decoration: underline;"><strong>ağız</strong> </span>denir</span>. Bir ülkedeki ağızlarla o ülkede kullanılan ortak yazı dili arasındaki değişiklikler, bazı kelimelerin farklı şekillerde söylenişleriyle sınırlıdır. &#8220;<strong>Geliyorum</strong>&#8221; kelimesinin &#8220;<strong>geliyom</strong>,<strong> geliyem, celiyrem, celeyrüm</strong>&#8221; şeklinde telaffuzlarının olması ağız farklılıklarından kaynaklanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Lehçe ve şiveler zamanla kendi yazı dillerini oluştururken her ağzın ayrı yazı dili oluşmaz. Bir ülkedeki ağızlardan herhangi biri, çeşitli nedenlerden ötürü o ülkenin ortak kültür dili durumuna gelir. <span style="color: #ff0000;"><strong>Ortak dil</strong></span>, aynı zamanda <span style="color: #ff0000;"><strong>resmî dil</strong></span> olur ve o ülkede <span style="color: #ff0000;"><strong>yazı dili</strong></span> olarak kullanılır. <span style="color: #ff0000;"><strong>Bilimsel dil</strong></span> o ülkenin yazı dili üzerine kurulur. Türkiye Türkçesinin yazı dili olarak <span style="color: #ff0000;"><strong>İstanbul ağzı</strong></span> kabul edilmiştir.<br />
Kendilerine özgü kültür, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/">edebiyat</a> ve medeniyetleri olan milletlerin, konuşma dillerinin yanı sıra tarihsel süreç içinde oluşmuş ve günümüze dek ulaşmış yazı dilleri de bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanların sözlü iletişimde başvurdukları dile <span style="color: #ff0000;"><strong>konuşma dili</strong></span> denir. Konuşma diliyle yazı dili çeşitli açılardan farklılıklar gösterir. <span style="text-decoration: underline;">Konuşma dilinde yazı dilinden farklı olarak ses tonu, söyleyiş tarzı; el, yüz ve vücut hareketleri de iletişim kurmada önemli bir işlev üstlenir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Her ülkede farklı meslek grupları kendi aralarında ortak dilden belli ölçülerde farklı bir dil kullanır. Ortak dildeki kelimelere ve kelime gruplarına bir grubun verdiği yeni anlam ve değerlerle ya da bu grubun türettiği ya da uydurduğu yeni kelimelerle oluşan bu dil eskiden <span style="color: #ff0000;"><strong>argo</strong> </span>terimiyle karşılanırken günümüzde daha çok <span style="color: #ff0000;"><strong>jargon</strong> </span>terimiyle karşılanmaktadır. Günümüz Türkçesinde argo, her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken, çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyimlerden oluşan kelime dağarcığı anlamında kullanılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Diller ve Konuşma Nasıl Doğmuştur?</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/ilk-diller-ve-konusma-nasil-dogmustur.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2013 20:59:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım İletişim Dil Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1090</guid>

					<description><![CDATA[İnsanoğlu iletişim etkinliğini çoğunlukla dil sayesinde sürdürür. Dil dışında da birtakım iletişim sistemleri vardır. Ama bunların hiçbiri dil kadar gelişmiş ve kullanışlı değildir. Dillerin nasıl doğduğu, konuşmanın ne zaman ve nasıl başladığıyla ilgili pek çok görüş ileri sürülmüştür. Bunlardan bazılarına ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsanoğlu iletişim etkinliğini çoğunlukla dil sayesinde sürdürür. Dil dışında da birtakım iletişim sistemleri vardır. Ama bunların hiçbiri dil kadar gelişmiş ve kullanışlı değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;">Dillerin nasıl doğduğu, konuşmanın ne zaman ve nasıl başladığıyla ilgili pek çok görüş ileri sürülmüştür. Bunlardan bazılarına göre konuşma, insanın tabiattaki sesleri taklit etmesi sonucunda oluşmuş, bazılarına göre de bütün dünya dilleri tek bir kaynaktan doğmuştur.</span> En eski yazılı belgelerin günümüzden ancak 5500 yıl öncesine ait olması, ilk insanların ise bundan çok daha önce yaşamış olması, dillerin nasıl doğduğuyla ilgili bilimsel ve kesin yargılara ulaşılmasını güçleştirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dil, göndericinin iletiyi oluşturma amacına göre çeşitli işlevlerde kullanılır. Bkz &gt;&gt;&gt; <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/dilin-islevleri" rel="tag">Dilin İşlevleri</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dil Dışı Göstergeler</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/dil-disi-gostergeler.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/dil-disi-gostergeler.htm#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2013 20:44:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım İletişim Dil Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1083</guid>

					<description><![CDATA[1. Belirti: Amacı olmayan, istem dışı gerçekleşen doğal göstergelere belirti denir. Belirti ancak onu yorumlamayı bilene bir şeyler anlatır. Bir binanın pencerelerinden dumanların çıkması ve itfaiyecilerin o binanın etrafında koşuşturmaları, o binanın yandığının belirtisidir. Bir çocuğun ateşlenmesi ve öksürmeye başlaması, ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1. Belirti:</strong></span> Amacı olmayan, istem dışı gerçekleşen doğal göstergelere belirti denir. Belirti ancak onu yorumlamayı bilene bir şeyler anlatır.<br />
Bir binanın pencerelerinden dumanların çıkması ve itfaiyecilerin o binanın etrafında koşuşturmaları, o binanın yandığının belirtisidir. Bir çocuğun ateşlenmesi ve öksürmeye başlaması, o çocuğun hastalandığının, bir otomobilin birdenbire yavaşlaması ya da durması, otomobilin yakıtının bittiğinin ya da başka bir sorunu olduğunun belirtisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Belirtide gösteren ile gösterilen arasındaki ilişki, nedenlidir. Pek çok kişi bir yerde duman görünce orada ateş olduğunu anlar. Çünkü bir yerde duman oluşmasının nedeni, çoğunlukla orada ateşin olması, bir şeylerin yanmasıdır. Aşağıdaki belirtilerde gösteren ile gösterilen arasındaki nedenselliğe dikkat ediniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>2. Belirtke:</strong></span> İletişim kurma, ileti aktarma, bilgi verme amacı taşıyan, göstereni ile gösterileni arasında uzlaşıma bağlı bir ilişki bulunan göstergelere belirtke denir. Tehlike ve alarm işaretleri, gemilerde kullanılan bayraklar, sirenler, demir yollarında kullanılan semaforlar, izcilerin ileti taşıyan vücut hareketleri, belirtkelere örnek gösterilebilir. Bu tür göstergelerde gösteren ile gösterilen arasında nedensiz ve uzlaşmaya bağlı bir ilişki vardır. Bu durumu birkaç örnekle açıklayalım. Bir üçgen şekli, tek başına düşünüldüğünde geometrik bir şekilden başka bir şey değildir. Fakat bu şekil bir trafik levhasında yer aldığında bir ileti taşır, kendi dışında başka bir şeyin yerini tutar, yani bir göstergeye dönüşür. Bir trafik levhasında kullanılan <span style="color: #ff0000;"><strong>V</strong></span> işareti, &#8220;<strong>yol ver</strong>&#8221; anlamına gelir. &#8220;Yol ver&#8221; iletisiyle bu işaret (gösteren) arasındaki ilişki nedensiz ve rastlantısaldır. Bu işaretin yerine başka bir işaret de pekâlâ kullanılabilirdi. Kişilerin bu gösterene (bu şekle) baktıklarında zihinlerinde bu gösterilenin (bu işaretin anlamı: yol ver) oluşması, uzlaşımsal bir ilişkiyle açıklanabilir. Yani kişiler bu işaretin &#8220;yol ver&#8221; anlamına gelmesi konusunda uzlaştıkları için bu işaret bu anlama gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Aşağıdaki tabloda yer alan trafik işaretleri, birer belirtkedir. Bu belirtkelerin gösterenleri olan şekillerin belli anlamlara (gösterilen) gelmeleri, nedensiz ve uzlaşımsal bir ilişkiyle açıklanabilir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Mors alfabesi, kısa ve uzun işaretler (çizgi-nokta) kullanılarak iletişim kurulmasını sağlayan bir koddur. Bu kodda harf ve rakamları gösteren her bir gösterge, bir belirtkedir. Bir lamba Mors alfabesine göre kısa veya uzun yakılarak ileti taşıyabilir.<br />
<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/mors-alfabesi.jpg"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1086" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/mors-alfabesi.jpg" alt="mors alfabesi" width="597" height="535" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/mors-alfabesi.jpg 597w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/mors-alfabesi-300x268.jpg 300w" sizes="(max-width: 597px) 100vw, 597px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> Mors alfabesi</p>
<p style="text-align: justify;">Uçak ya da helikopterden görülmesi için yerde oluşturulan aşağıdaki göstergeler de birer belirtkedir</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>3. Görsel gösterge (ikon):</strong></span> Bir gerçekliği doğrudan doğruya aktaran bütün şekil, fotoğraf, çizim, resim vb. görsel unsurlara görsel gösterge denir.<br />
Bir kişinin yağlı boya tablosu ya da fotoğrafı, o kişinin kendisi değildir; boyanmış bir bez ya da matbaada basılmış bir kâğıt parçasıdır. O fotoğraf ya da tablo, anlam olarak o kişiyi düşündürttüğü, onun yerini alabildiği için bir göstergedir. Görsel göstergenin temelinde gösteren ile gösterilen arasındaki benzerlik ilişkisi vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>4. Simge:</strong></span> Uzlaşmaya bağlı olarak kavramların yerini tutan göstergelere simge denir. Bir görsel, söz gelimi bir güvercin resmi, kullanıldığı &#8220;bağlam&#8221;a göre, simge de görsel gösterge de olabilir. Bir kişi bir güvercin resmi çizmişse somut bir gerçekliği kâğıda aktarmış, yani bir görsel gösterge oluşturmuş olur. Ama aynı resim, Birleşmiş Milletler binasının duvarında durduğunda bir simgeye dönüşür. Çünkü bu resmin gönderme yaptığı şey, artık güvercinin kendisi değil, bir uzlaşma sonucunda ulaşılan &#8220;<strong>barış</strong>&#8220;tır. Kalp, aşkın; dengede duran terazi, adaletin; kum saati, zamanın simgesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi simgedeki anlam, uzlaşma ilişkisi içinde, kültürel ve toplumsal değere sahip soyut bir gerçeklikle, bir kavramla özdeşleşmiştir. Bir göstergenin simge sayılması için evrensel bir uzlaşının ürünü olması gerekmez. Aynı gösterge -örneğin bir renk- her toplum ve medeniyet için ayrı bir şeyin simgesi olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Simge ile görsel gösterge arasındaki fark, göstergenin dil dışı gerçeklikle (nesnenin kendisiyle) kurduğu ilişkiye bağlıdır. Simge bir toplumda bir gösteren ile gösterilen arasında sürekliliğini koruyan, uzlaşımsal ve çoğunlukla da nedensiz bir ilişkiye dayanır.<br />
Göstergelerle ilgili olarak anlattıklarımızı şöyle özetleyebiliriz: Her göstergenin bir gösteren bir de gösterilen boyutu vardır. Gösteren, göstergenin fiziksel (ses, biçim, görüntü); gösterilen ise anlamsal boyutudur.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/dil-disi-gostergeler.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İletişim Nedir İletişimin Öğeleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/9-sinif-dil-ve-anlatim-iletisim-konusu.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2013 09:46:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sınıf Dil ve Anlatım İletişim Dil Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1078</guid>

					<description><![CDATA[İletişim Nedir İletişimin Öğeleri Nelerdir? Bu sayfada Gönderici Alıcı Kanal Kod (Şifre) İleti Gösterge gönderge bağlam kavramlarını öğreneceksiniz. İnsan, doğası gereği, duygu, düşünce, hayal, amaç, ilke, niyet, tecrübe, gözlem vb.ni başkalarına anlatmak, onları da bunlardan haberdar etmek ister. Aslında bu, ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>İletişim Nedir İletişimin Öğeleri Nelerdir?</h2>
<p>Bu sayfada Gönderici Alıcı Kanal Kod (Şifre) İleti Gösterge gönderge bağlam kavramlarını öğreneceksiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan, doğası gereği, duygu, düşünce, hayal, amaç, ilke, niyet, tecrübe, gözlem vb.ni başkalarına anlatmak, onları da bunlardan haberdar etmek ister. Aslında bu, tek yönlü bir istek değildir. İnsan bir ta-raftan haberdar etmek isterken bir taraftan da haberdar olmak, yani başkalarının amaç, duygu, düşünce, hayal, ilke, niyet, tecrübe ve gözlemlerini öğrenmek ister. İki yönlü bu istek, iletişim eyleminin özünü oluşturur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3194" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/iletisim-tablosu.jpg" alt="" width="887" height="264" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/iletisim-tablosu.jpg 887w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/iletisim-tablosu-768x229.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 887px) 100vw, 887px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>İletişim;</strong></span> duygu, düşünce, hayal, bilgi, amaç, ilke, niyet, tecrübe, gözlem vb.nin akla gelebilecek her türlü yolla (ses, yazı, davranış, görüntü vb.) başkalarına aktarılmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanoğlu iletişim ihtiyacını karşılamak için en eski çağlardan beri çeşitli yollar aramış, bu isteği gerçekleştirmek için de çeşitli iletişim sistemleri kurmuş ve kullanmıştır. Bu sistemler içinde en gelişmiş olanı dildir. Seslerden oluşan bir iletişim sistemi olan dil, kendimizi ifade etmemize, iletilerimizi etkili ve anlaşılır şekilde başkalarına aktarmamıza olanak sağlar.<br />
Her türlü iletişimde bir gönderici ile bir alıcı bulunur. Belli bir göndergeyi ifade eden her ileti, belli bir bağlamda alıcıya ulaştırılır. İletişimde gönderici ile alıcı arasında ilişkiyi sağlayan bir kanal vardır. İletiler bu kanaldan bir şifre (kod) aracılığıyla alıcıya gönderilir. Şimdi bu kavramları inceleyelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1. Gönderici:</strong> </span>İletiyi hazırlayıp muhatabına sunan kişiye gönderici denir. İki kişi arasında gerçekleşen sözlü bir dilsel iletişimde, gönderici, konuşan kişidir. Yazılı iletişimde gönderici, metnin yazarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>2. Alıcı:</strong></span> İletinin sunulduğu kişiye alıcı denir. Bir konuşmanın dinleyicileri, bir metnin okuyucuları; iletişim tablosunda alıcı olarak gösterilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>3. Kanal:</strong></span> İletilerin gönderilmesi için kullanılan somut araçlara kanal denir. Üzerine bir şeyler yazılmış bir taş parçasından bir bilgisayar ekranına, bir CD&#8217;den bir kitap sayfasına kadar pek çok kanal vardır. Sözlü bir dilsel iletişim olan konuşmada kullanılan kanal, ses dalgalarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>4. Kod (Şifre):</strong> </span>İletinin üretildiği şifreleme sistemine kod denir. Her dil, belli iletilerin aktarılmasını sağlayan, kendi içinde kuralları olan, ancak o kuralları bilenlerin anlayabildiği, iletilerini çözebildiği bir şifreleme sistemidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>5. İleti:</strong> </span>Göndericinin göstergelerden yararlanarak alıcıya ilettiği bilgi, duygu, düşünceye ileti denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>6. Gösterge:</strong></span> İletilerin oluşturulmasında kullanılan gösterge, kendi dışında bir başka şeyi gösteren, düşündüren, zihnimizde onun yerini alabilen her türlü nesne, görünüş ya da olgudur. Bir nesne, görünüş ya da olgunun, kendi dışında bir başka şeyin yerini alarak bir göstergeye dönüşmesini birkaç örnekle açıklayalım:</p>
<p style="text-align: justify;">Fiziksel bir varlık olarak banknot (kâğıt para), gelişmiş bir baskı yöntemi kullanılarak matbaada oluşturulan bir kâğıt ürünüdür. Yani para, sonuçta bir kâğıt parçasıdır. Ama gerçek hayatta öyle değildir. Çünkü o kâğıt parçası, gerçek hayatta kendisi (kâğıt olması) dışında başka bir şeyin yerini tutmakta, kâğıt olmasının çok ötesinde bir anlam taşımakta, kendisi dışında bir başka şeyi göstermekte, düşündürmekte, onun yerini almaktadır. O hâlde para, bir göstergedir. Bir kişinin o kâğıtlara az ya da çok sahip olması ya da onda bu kâğıtlardan hiç olmaması da bir göstergedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Göstergeyle ilgili şöyle bir örnek de verebiliriz: Asker ve polislerin üniformalarında belli işaretler yer alır. Aslında bu işaretler, tek başlarına düşünüldüklerinde birer geometrik çizimden ibarettir. Ama bunlar, o üniformalarda yer aldıklarında kendileri (çizgi, yıldız, çelenk çizimleri) dışında başka bir şeyi karşılar, başka bir şeyin yerini tutar, kişilerin rütbelerini ifade ederler. O hâlde bunlar da birer göstergedir. Çünkü bu çizimler, çizim olmalarının ötesinde başka bir anlam ifade etmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir nesne, görünüş ya da olgunun, kendi dışında bir başka şeyin yerini alarak bir göstergeye dönüşmesini açıklamak için şu örneği de verebiliriz: Beyaz bir bez, başka bir şeyi düşündürmediğinde, başka bir şeyin yerini tutmadığında, yani sadece kendisi olduğunda beyaz bir bezdir. Bu bez temizlik için de bir yarayı sarmak için de kullanılabilir. Ama bu bez, bir savaş esnasında kullanıldığında teslim olmayı ya da görüşme yapma isteğini bildirir. İşte o zaman, bu beyaz bez, bir beyaz bez olmasının ötesinde başka bir anlam ifade eder, kendisi dışında başka bir şeyin yerini tutar, bir göstergeye dönüşür.</p>
<p style="text-align: justify;">Göstergeler dil göstergeleri ve dil dışı göstergeler olmak üzere iki ana başlık altında toplanır. Kelimeler, birer dil göstergesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Söz gelimi &#8220;<strong>kitap</strong>&#8221; kelimesi bir dil göstergesidir. Bu kelime, kendi dışında (k, i, t, a, p seslerinden oluşan bir ses grubu olmasının dışında) somut dünyada var olan bir gerçekliğin, yani &#8220;ciltli ya da ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü&#8221;nün yerine geçtiği, dilde onun yerini tuttuğu için bir göstergedir. Yani bir nesne olarak kitabın kendisi başka, onun dildeki karşılığı başkadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Her gösterge bir gösteren ile bir gösterilenden oluşur. Dil göstergeleri olan kelimelerin gösterenleri, onların sesteki ya da yazıdaki karşılıklarıdır.<br />
Yani kulağımızla duyduğumuz &#8220;k. i. t. a. p.&#8221; sesi ya da gözümüzle gördüğümüz &#8220;kitap&#8221; yazısı, &#8220;kitap&#8221; göstergesinin gösterenidir. Gösterilen ise bir dil göstergesini duyduğumuzda o göstergeyle ilgili olarak zihnimizde beliren içerik, anlam ve açıklamadır.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<strong>Kitap</strong>&#8221; göstergesinin gösterenlerini algıladığımız, yani &#8220;<strong>k. i. t. a. p</strong>.&#8221; sesini duyduğumuz ya da &#8220;kitap&#8221; kelimesini bir metin içinde gördüğümüzde zihnimizde oluşan kitap kavramı, &#8220;kitap görüntüsü&#8221;; &#8220;kitap&#8221; göstergesinin gösterilenidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>6. Gönderge:</strong></span> Bir göstergenin gerçek dünyadaki karşılığına gönderge denir. Gönderge, kendisinden söz edilen nesne, kişi ya da kavramın kendisidir. Söz gelimi, &#8220;masa&#8221; kelimesi bir gösterge, masanın kendisi ise bir göndergedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>7. Bağlam:</strong></span> İletişimde görev alan unsurların (gönderici, alıcı, ileti, kanal, kod, gönderge) birlikte meydana getirdikleri ortama bağlam denir. Her iletişim bir bağlamda gerçekleşir. İletişimde görev alan unsurların herhangi birinde meydana gelen herhangi bir değişiklik iletişimin bağlamının da değişmesine neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir iletişimde görev alan unsurlardan beşi değişmese, sadece biri değişse iletişimin bağlamı değişir. Söz gelimi bir ileti farklı alıcılara iletildiğinde ya da aynı ileti aynı kişiye farklı zamanlarda iletildiğinde iletişimin bağlamı değişmiş olur. Bu da alıcıların o iletileri farklı şekillerde algılamasına neden olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir ileti hangi zaman diliminde söylenmiş, o iletiden önce ve sonra hangi iletiler oluşturulmuş, iletişim nasıl bir ortamda meydana gelmiş, iletiyi gönderen ve alan kişilerin o anki psikolojik, ekonomik, sosyal vb. durumları nasıldır, bütün bunlar iletişimin gerçekleşmesinde rol oynayan, dolayısıyla da iletişimin bağlamını belirleyen etkenlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi de iletişimde görev alan unsurları bir örnek üzerinde gösterelim. Bir gazete yazısında geçen &#8220;<em>Türkiye&#8217;de trafik kazaları artıyor</em>.&#8221; cümlesini ele alalım. Bu iletişimde <span style="text-decoration: underline;">gönderici</span> &#8220;<strong>yazar</strong>&#8220;, <span style="text-decoration: underline;">alıcı</span> ise &#8220;<strong>okuyucudur</strong>&#8220;.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İleti</strong>, bir saptama olan &#8220;Türkiye&#8217;de trafik kazaları artıyor.&#8221; yargısıdır. Bu iletişimde kullanılan kanal, &#8220;gazete sayfası&#8221;; kod ise gönderici ve alıcının ortak dili olan Türkçedir. İletinin gönderme yaptığı durum (gönderge), dil dışı bir gerçekliktir. Bu dil dışı gerçeklik (Türkiye&#8217;de trafik kazalarının artması), dört dil göstergesi (Türkiye, trafik, kazaları, artıyor) ile ifade edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Her bir göstergenin bir göstereni bir de gösterileni vardır. Biz bu göstergelerden birini inceleyelim:</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<strong>Kazaları</strong>&#8221; göstergesinin gösterenleri, yazarın yazısını okurken gördüğümüz &#8220;<strong>k. a. z. a. I. a. r. ı</strong>.&#8221; harfleridir. Bu göstereni gördüğümüzde ya da duyduğumuzda zihnimizde oluşan görüntü, içerik ve anlamlar ise bu göstergenin gösterilenidir. Kazaların kendisi ise dil dışı bir gerçekliktir yani bir göndergedir. Bu iletişimde rol alan unsurların birlikte meydana getirdikleri ortam ise iletişimin bağlamıdır. Yani alıcının (gazete okuyucusunun) o anki durumu, bir trafik kazasına şahit olup olmaması, herhangi bir trafik kazasında bir yakınını kaybedip kaybetmemesi, yazarın iletisinden önce ve sonra kurduğu diğer cümleler, verdiği örnekler, televizyon ekranlarında tanık olunan görüntüler, daha önceden bu konuda okunmuş yazıların oluşturduğu birikim vb. durumlar, bu iletişimin bağlamını belirleyen unsurlardan birkaçıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
