Hümanizm ve Rönesans’ın Doğuşu

HÜMANİZM VE RÖNESANS’IN DOĞUŞ ZEMİNİ
XIV. yüzyıla kadarki Orta Çağ Avrupa’sı, yaklaşık bin yıldır, Eski Grek – Latin kültür, medeniyet ve inançlarıyla olan bağlarını koparmış, tamamıyla Hristiyanlığın belirlediği skolastik bir düşünce dünyası içinde yaşamaktaydı. Aristokratlar, ruhbanlar, köleler ve köylülerden oluşan üçlü bir katı sınıf yapısı içindeki bu dünyada, hiçbir hür düşünceye hayat hakkı yoktu. Kalabalıklar, bir avuç aristokrat ve ruhban tarafından yönetilir ve sömürülürdü. Pek çok şey gibi, eski eserleri okumak günah; hatta kâfirlik olarak kabul edilirdi. Zaten Eski Yunan ve Latin edebiyatına ait birçok eser kaybolmuştu. Ancak devlet ve kilise dili Latince idi. Bazı ilahiyatçılar, filozoflar ve analistler; Latince vasıtasıyla Grek – Latin eserlerine, bu eserlerdeki düşünceye yöneldiler. Söz konusu yöneliş, zaman içinde yaygınlık kazandı; hatta bir hayranlığa dönüştü. Bu sebeple hümanizm, çok büyük oranda Eski Grek – Latin eserlerine, düşüncesine, kültür ve edebiyatına dönüş; ona duyulan hayranlık olarak gelişti. Söz konusu gelişme, bu eserlerin tercüme ve (matbaanın icadından sonra da) basım-yayım sürecini hızlandırdı. Latince eğitimi yaygınlaştı. Eleştirel düşünce gelişti. Böylece içinde yaşanılan dinî, sosyal, ekonomik, kültürel ve felsefi değerler ve bunları temsil eden müesseseler sorgulanmaya başlandı. Sonunda da insan merkezli ve insanla sınırlı hümanist felsefe oluştu.

Bu noktada hümanist felsefe ile Rönesans ve reform hareketlerinin temelini, ilk çağ felsefesi ve felsefecilerinin düşüncelerinin oluşturduğu gerçeğini belirtmemiz gerekir. Bunların başında da Eflatun ve Aristo’nun Tanrı, varlık, insan ve sanat hakkındaki düşünceleri gelir.

Hümanizm, Rönesans ve reformun doğuşunda, bunun dışında çeşitli düzeylerde etkili olan başka iç ve dış faktörler mevcuttur. Bunları kısaca şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • ■=> Matbaanın icadıyla birlikte kitap ve okuyucu sayısının artması, bilgi ve düşüncenin daha geniş kitlelere daha çabuk yayılması, edebiyatın daha geniş kitlelere hitap etmesi;
  • ■=> Coğrafi keşiflerle yeni dünyaların ve bu dünyalara ait yeni kültür ve medeniyetlerin tanınması, böylece dinî, ahlaki, sosyal, ekonomik ve kültürel hareketliliğin artması;
  • ■=>■ Katolik mezhebine karşı Protestan mezhebinin ortaya çıkması,
  • ■=> Topun icadıyla derebeyliklerin ortadan kaldırılması ve ardından gelen iç savaşlarla yeni bir sosyal yapılanmanın gerçekleşmesi,
  • ■=> Haçlı Seferleri ve diğer birtakım sebeplerle Doğu ve özellikle İslam medeniyet ve düşüncesinin tanınması; şehirleşmenin gelişmesi ve çeşitli faktörlere bağlı olarak maddi refahın artması, burjuva sınıfının oluşması;
  • ■=> Avrupa milletlerine ait dillerin gittikçe gelişmesi.

İslam kültür ve medeniyeti ile bu medeniyetin önemli temsilcilerinin (İbni Rüşt, İbni Sina, Farabi vb.) Batılılarca tanınmasının; hümanizm, Rönesans ve reformun oluşum ve gelişmesinde önemli rolünün olduğunu da belirtmek gerekir.
İlk belirtileri XIV. yüzyılın başlarında İtalya’da görülmeye başlayan hümanizm ve Rönesans, asıl gücüne XV. yüzyılda ulaştı ve XVI. yüzyılın sonuna kadar da varlığını sürdürdü. Dante, Petrarca ve Boccacio, hümanizm ve Rönesans’ın ilk müjdecileridir, italya’dan sonra XV. Yüzyılda İspanya, Portekiz, Fransa, ingiltere ve Almanya’ya sıçrayan hümanizm ve Rönesans, bu ülkelerde de birbirine çok yakın anlayış içinde hayat bulmuştur.

Reform ise hümanizm ve Rönesans’la başlayan Avrupa’daki fikrî, sosyal, kültürel, ekonomik değişmelerin sonucunda, İncil’in millî dillere çevrilmesi, dinin tartışmaya açılması ve bu alanda yeni düzenlemeler getirilmesi hareketidir.
Reform hareketini başlatan kişi Martin Luther’dir (1483 -1546). Luther’in 517 yılında gerçekleştirdiği 95 maddelik reformunun özü şudur: İnsan sezgi gücü sayesinde Tanrı ile iletişim kurabilir, her ferdin kilisesi kendi yüreğidir, kutsal kitap herkes tarafından okunup anlaşılabilir ve uygulanabilir. Böylece Luther, asırlardır ruhban sınıfı ile inanan Hristiyanlar arasındaki ayrımı kaldırmış; bir anlamda fertle Tanrı arasındaki kilisenin egemenliğini kırmıştır.