<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>9. Sınıf Türk Edebiyatı &#8211; Edebiyat Öğretmeni. İnfo</title>
	<atom:link href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/9-sinif-turk-edebiyati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.edebiyatogretmeni.info</link>
	<description>Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin Kaynak Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jan 2024 20:46:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/guzel-sanatlar-icinde-edebiyat-yeri.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Nov 2023 20:26:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sanatlar ve Edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=3520</guid>

					<description><![CDATA[Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri İnsanın Olduğu Her Yerde Sanat da Vardır ♦ Hayatın biyolojik olarak sürdürülmesi açısından insanoğlunun sanatsız yaşayabileceği kabul edilebilir bir yargıdır; fakat bunun hiçbir zaman yapılmamış olduğu görülüyor, insanoğlunun olduğu her zamanda ve her yerde bugün ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3598" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2023/11/Guzel-Sanatlar-Icinde-Edebiyatin-Yeri.jpg" alt="Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri" width="960" height="540" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2023/11/Guzel-Sanatlar-Icinde-Edebiyatin-Yeri.jpg 960w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2023/11/Guzel-Sanatlar-Icinde-Edebiyatin-Yeri-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<h2>Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri</h2>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>İnsanın Olduğu Her Yerde Sanat da Vardır</strong></span><br />
♦ Hayatın biyolojik olarak sürdürülmesi açısından insanoğlunun sanatsız yaşayabileceği kabul edilebilir bir yargıdır; fakat bunun hiçbir zaman yapılmamış olduğu görülüyor, insanoğlunun olduğu her zamanda ve her yerde bugün adına <span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;sanat&#8221;</strong></span> dediğimiz bir etkinliğin de olduğu, sanat tarihçilerinin ortak görüşü.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Güney Fransa ve İspanya&#8217;daki mağaraların duvarları üzerinde bulunan ve buzul çağı insanlarınca yapıldığı anlaşılan ilkel resimler; Mısır, Mezopotamya, Girit, Aztek uygarlıklarından günümüze kalan kabartmalar, duvar resimleri, heykeller, vazolar, anıtlar, tapınaklar, sanatın insanlıkla neredeyse yaşıt olduğunu düşündüren olgulardır.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Çağımızda Afrika, Avustralya ve Güney Amerika&#8217;da yaşadıkları keşfedilen ilkel toplulukların da sanat kapsamı içinde ele alabileceğimiz birçok etkinlikte bulunduğunu görüyoruz. Bu topluluklarda yaşayanlar taş aletlerle tahtaları oyuyor, süslü sepetler örüyor, dövme yapıp bedenlerini boyuyor, kum ve istiridye kabuklarıyla, tüylerle özenli resimler yapıyorlar. Ayrıca ağaç kabuğundan ya da doğadaki türlü malzemeyi kullanarak müzik aletleri yapıyor ve ritmik ezgilere bedenlerini uydurarak dans ediyor, şarkılar söylüyorlar. Günümüz ilkel topluluklarının bu yaşayışları herhalde yüzlerce, hatta binlerce yıllık bir geleneğin devamı.</p>
<p style="text-align: justify;">♦ Sanatın bu ilkel ya da arkaik (güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan) örneklerinden başka eski Yunan ve Latin dönemlerinden bugüne dek gelen zaman içerisinde sayısız örneği, günümüz modern toplumlarında sanatsever bireylerin ilgi alanları arasında: <strong>Parthenon Tapınağı, St.Etienne ve Notre-Dame de Paris kiliseleri, Süleymaniye ve Sultanahmet camileri, Tac-Mahal Türbesi</strong> gibi mimarlık şaheserleri; <strong>Leonardo da Vinci, Michalengelo ve Rafael</strong> gibi Rönesans döneminin en ünlü sanatçılarının tablo ve heykelleri; <strong>Mozart, Beethoven, Chopin</strong> gibi müzik dehalarının besteleri; <strong>Shakespeare, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/moliere.htm">Moliere</a>, Racine</strong> gibi ustaların oyunları; <strong>Balzac, Dickens, Dostoyovski</strong> gibi yazarların romanları, öyle sanılıyor ki gelecek kuşakların da sanat zevkini beslemeye devam edecek sanat eserlerinden sadece bir bölüğü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>&#8220;<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/sanat-nedir.htm">Sanat</a>&#8220;</strong> adı verilen bir şey yoktur aslında, yalnızca sanatçılar vardır; yani bir zamanlar renkli toprakla bir mağaranın duvarına becerebildiklerince bizon resimleri çizikken, bugünse boya satın alıp reklam afişleri yapan ve yüzyıllardan beri daha birçok başka şeyler üreten insanlar&#8230; Tüm bu etkinlikleri sanat diye tanımlamakta hiçbir sakınca yok, yeter ki bu sözcüğün yer ve zamana göre birbirinden değişik anlamlara gelebileceği unutulmasın. (Sanatın Öyküsü, E.H.Gombrich)</p>
<p style="text-align: justify;">Dilin nasıl doğduğunu bilmediğimiz gibi, sanatın da nasıl doğduğunu bilmiyoruz. Eğer tapınak ve ev yapımı, resim ve heykel yaratımı veya dokuma gibi etkinlikleri sanat sayarsak, dünyada sanatçının bulunmadığı tek bir topluluk yoktur. Yok, sanat deyince, müze ve sergilerde tadılan veya seçkin salonların güzel süslemelerinde kullanılan, az rastlanır, nefis bir şey anlıyorsak; sözcüğün bu  özel anlamının pek yakınlarda geliştiğini ve geçmişin en büyük yapıcılarının, ressam veya heykelcilerinin bu sözü akıllarından bile geçirmediklerini bilmek zorundayız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>9. Sınıf Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları (Şiir)</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/9-sinif-turk-edebiyati-bosluk-doldurma-sorulari-siir.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 23:19:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı Soru Bankası]]></category>
		<category><![CDATA[Boşluk doldurma soruları]]></category>
		<category><![CDATA[Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1572</guid>

					<description><![CDATA[9. Sınıf Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları (Şiir Ünitesi) 1&#8230;&#8230;&#8230; ; duygu, düşünce ve olay­ların ölçülü, çoğu zaman da kafiyeli mıs­ralarla anlatılması yöntemidir. 2. Düz yazıyla da anlatılabilecek olay ve durumların, belli bir ölçü, kafiye düzeni ve nazım şekline bağlı kalınarak dile ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3869" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/9.-Sinif-Edebiyat-Bosluk-Doldurma-Sorulari-Siir.jpg" alt="9. Sınıf Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları (Şiir)" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/9.-Sinif-Edebiyat-Bosluk-Doldurma-Sorulari-Siir.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/9.-Sinif-Edebiyat-Bosluk-Doldurma-Sorulari-Siir-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<h2>9. Sınıf Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları (Şiir Ünitesi)</h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>1</strong>&#8230;&#8230;&#8230; ; duygu, düşünce ve olay­ların ölçülü, çoğu zaman da <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/kafiye-uyak-ve-redif">kafiye</a>li <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/dize-misra.htm">mıs­ra</a>larla anlatılması yöntemidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2.</strong> Düz yazıyla da anlatılabilecek olay ve durumların, belli bir ölçü, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/kafiye-uyak-duzeni">kafiye düzeni</a> ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/nazim-sekilleri">nazım şekli</a>ne bağlı kalınarak dile getirilmesiyle oluşturulan kısa metinlere &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3</strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. şiirlerde çoğunlukla aşk, yalnızlık, özlem gibi <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/siirde-tema.htm">tema</a>lar işlenir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4.</strong> Satirik anlatımla oluşturulan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/metin">metin</a>lere <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/halk-edebiyati">halk edebiyatı</a>nda &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/divan-edebiyati">divan edebiyatı</a>nda &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. denmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5.</strong> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/pastoral-siir.htm">Pastoral</a> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/manzume-ve-siir.htm">manzume</a>lerin, bir kişinin ağzından dile getirilenlerine &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..  diyalog biçiminde olanlarına &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..  denir.</p>
<div style="text-align: justify;">
<p><strong>6.</strong> Bilim, sanat, felsefe, ahlak, din vb. alan­larla ilgili bazı kural ve ilkeleri öğretme­yi, bu konularda bilgi vermeyi hedefleyen manzumelere,&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. manzume denir.</p>
<p><strong>7. </strong>    Monolog ve diyalogları manzum sözler­den oluşan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/tiyatro-eserleri">tiyatro eserleri</a>ne &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. manzume denir.</p>
<p><strong>8.</strong>  Doğal ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/yapma-destan.htm">yapma destanlar</a> ile kahramanlı­ğın ve savaşçılığın ön plana çıkarıldığı şi­ir ve manzumelerde &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. anlatım ağır basar.</p>
<p>9. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.manzumelerde bir kimseyi,bir düşünceyi, bir durumu doğrudan ya da dolaylı olarak eleştirmek söz konusudur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>CEVAPLAR: </strong></span></p>
<p>1. <strong>Nazım   , 2. Manzume    3.  <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/lirik-siir.htm">Lirik</a>     4. Taşlama &#8211; hicviye    5. İdil &#8211; eglog    6. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/didaktik-siir.htm">Didaktik</a>      7.  <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/dramatik-siir.htm">Dramatik</a>   8. Epik (<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/destan.htm">Destan</a>sı)</strong><br />
<strong>9. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/satirik-siir.htm">Satirik</a></strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiir Türleri Uygulama Soruları</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/siir-turleri-uygulama-sorulari.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 22:25:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı Soru Bankası]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı Uygulama Soruları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1567</guid>

					<description><![CDATA[Şiir Türleri Uygulama Soruları 1. Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir Tevfik Fikret &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;şiir 2.Bir damla yaş ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3871" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Siir-Turleri-Uygulama-Sorulari.jpg" alt="Şiir Türleri Uygulama Soruları" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Siir-Turleri-Uygulama-Sorulari.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Siir-Turleri-Uygulama-Sorulari-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<h2>Şiir Türleri Uygulama Soruları</h2>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1.</strong></span> Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir<br />
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir<br />
Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir<br />
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir<br />
<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tevfik-fikret.htm">Tevfik Fikret</a></p>
<p style="padding-left: 30px;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>2.</strong></span>Bir damla yaş gibi sıcacık<br />
Bakışlarında eylül bahçeleri<br />
Bir gül gibi topluyorum usulca<br />
Uykusuz geceleri<br />
<strong>Feyzi Halıcı</strong><br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>3. </strong></span>Ormanda büyüyen adam azgını<br />
Çarşıda pazarda insan beğenmez<br />
Medrese kaçkını softa bozgunu<br />
Selam vermeye dervişan beğenmez<br />
<strong>Kazak Abdal</strong><br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>4.</strong> </span>En çok söz edenler barış adına<br />
Geceli, gündüzlü üç vardiyada<br />
Silah üretiyor, savaşanlara<br />
Barış, rüyalarda sürüp gidiyor<br />
<strong>Özcan işler</strong><br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>5.</strong></span> Sana çok şükürler olsun Allah&#8217;ım<br />
Hayvan karşısında insan yarattın<br />
Cemalin görmektir hevesim, ahım<br />
Akıl fikir verdin, iman yarattın<br />
<strong>Âşık Reyhanî</strong><br />
&#8230;&#8230;&#8230;..şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>6.</strong></span> Çobanın ağzında türkü yanık<br />
Bülbüller de buna tanık<br />
Dinleyicisi sadık bir köpek<br />
Ya da toprağı tepen köstebek<br />
<strong>Necmi Unsal</strong><br />
&#8230;&#8230;&#8230;.şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>7.</strong> </span>Ankara&#8217;dır yurdun çarpan yüreği<br />
İstanbul&#8217;dur memleketin direği<br />
Zonguldak&#8217;ta sallar işçi küreği<br />
Petrol veren Batman&#8217;ın var Türkiye&#8217;m<br />
<strong>Rahim Taş</strong><br />
&#8230;&#8230;&#8230;şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>8.</strong></span> Durduk, süngü takmış kâfir ayakta<br />
Bizde süngü yok<br />
Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden<br />
Dehşetten daha çok<br />
Durduk, süngüsü düşmanın pırıl pırıl<br />
Önümüze çıktı bir gündüz bir gece<br />
Korku değil hâşâ<br />
Bir büyük düşünce<br />
<strong><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/fazil-husnu-daglarca.htm">Fazıl Hüsnü Dağlarca</a></strong><br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>9.</strong></span> Dadaloğlu yarın kavga kurulur<br />
Öter tüfek davlumbazlar vurulur<br />
Nice koçyiğitler yere serilir<br />
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir<br />
<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/dadaloglu.htm"><strong>Dadaloğlu</strong></a><br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.şiir</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>CEVAPLAR:</strong></span></p>
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li style="list-style-type: none;">
<ul>
<li>1. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/satirik-siir.htm">Satirik</a></li>
<li>2. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/lirik-siir.htm">Lirik</a></li>
<li>3. Satirik</li>
<li>4. Satirik</li>
<li>5. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/didaktik-siir.htm">Didaktik</a></li>
<li>6. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/pastoral-siir.htm">Pastoral</a></li>
<li>7. Didaktik</li>
<li>8. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/epik-siir-nedir-ornekleri.htm">Epik</a></li>
<li>9. Epik</li>
</ul>
</li>
</ul>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiir Yorumlama</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/siir-yorumlama.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/siir-yorumlama.htm#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 19:09:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Tahlili]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Yorumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1562</guid>

					<description><![CDATA[Yorumlamak, bir yazıyı ya da sözü yorum yaparak açıklamak, o yazı ya da söz üzerinde kendine göre bir yargıya, çıkarıma varmak demektir. Tanımdan da anlaşıldığı üzere, yorumda en önemli faktör anlamdır. Anlamsa bir sözcükten, bir sözden, bir davranış ya da ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3704" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Siir-Yorumlama.jpg" alt="Şiir Yorumlama" width="1200" height="300" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Siir-Yorumlama.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Siir-Yorumlama-768x192.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Yorumlamak, bir yazıyı ya da sözü yorum yaparak açıklamak, o yazı ya da söz üzerinde kendine göre bir yargıya, çıkarıma varmak demektir. Tanımdan da anlaşıldığı üzere, yorumda en önemli faktör anlamdır. Anlamsa bir sözcükten, bir sözden, bir davranış ya da olgudan anlaşılan şeydir. O hâlde <span style="text-decoration: underline;">bir şiiri yorumlayabilmek için öncelikle o şiiri anlamak, o şiirde anlatılmak ve hissettirilmek istenenleri kavramak gerekir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Şair; coşku, heyecan, hayal ve duyarlıklarını dile getirip düş gücü ile oluşturduğu imgeleri ifade etmek için kelimeleri alışılmış ve alışılmamış bağdaştırmalar yöntemi ile bir araya getirir. Oluşturduğu dize, beyit, bent gibi birimleri önceden belirlenmiş bir nazım biçimine ya da kendi isteğine göre düzenleyerek metnin yapısını meydana getirir. Şiiri yazmayı bitirdiğinde şiirin genel anlam çerçevesini de çizmiş olur. Okuyucuya düşen, şiirde açıkça dile getirilmiş anlamdan hareketle açıkça dile getirilmeyip okuyucunun bilgi, birikim ve sezgisine bırakılmış anlam ve çağrışımları yakalamak, o şiiri belli bir bağlamda anlayıp yorumlamaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şairlerin, şiirlerinde kullandıkları sözcüklerin çok önemli bir kısmı <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/gunluk.htm">günlük</a> dilde de vardır. Bu kelimelerin birçoğunun anlam çerçevesi, şairler bunları kullanmadan önce belirlenmiştir. Şairler, yazdıkları metinlerde çoğunlukla bu tür kelimelere yer verirler. Bu tür kelimelerin kullanılması, yazdıkları şiirlerden herkesin belli bir anlam çıkarmasını, bu şiirleri herkesin belli bir düzeyde anlamasını sağlar. Bu, şiirin ilk bakışta kendini ele veren, herkese açık olan anlamıdır. Çoğu şiirde bunun yanında bir de ilk bakışta kendini ele vermeyen, açıkça ifade edilmeyen bir anlam vardır. Şiiri yorumlayabilmek için şiirde açıkça ifade edilmeyenleri de kavramak ve hissetmek gerekir. Okuyucu, şairin şiire yüklediği anlam ile metnin sezdirdiği farklı anlamları belirler, her iki anlam değeri arasında ilişki kurarsa metni daha rahat yorumlar. Şiirdeki imgeleri fark edemeyen, ahenk unsurlarının şiire kattığı havayı yakalayamayan, kelimelerin çağrışım boyutlarını algılayamayan bir yorum, dar kapsamlı olmaktan öteye geçemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir şiir aynı okuyucu tarafından onlarca, yüzlerce defa okunabilir. Herkesin bu biçimde okuduğu, ezberlediği bir veya  birkaç şiir elbette vardır. Bu durum belli bir ölçüde bütün edebî metinler için söz konusudur. Yani bir roman, bir <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/hikaye-oyku.htm">hikaye</a> de birden çok defa okunabilir. Fakat bunların, şiirler kadar çok okunması pek de mümkün değildir. Bunda, şiirin roman ve öyküye göre daha kısa ve belleğe kolayca yerleşebilen bir metin çeşidi olmasının mutlaka bir etkisi vardır. Ancak bu, sınırlı ölçüde bir etkidir. Herhalde bunun en önemli sebebi , şiirin, okuyucunun kültürüne, anlayışına, zevkine, içinde bulunduğu somut koşullara ve psikolojik durumuna göre yeni anlam değerleri kazanmaya çok uygun bir metin türü olmasıdır.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;"><strong>MEMLEKET İSTERİM</strong></span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Memleket isterim</em><br />
<em> Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;</em><br />
<em> Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.</em><br />
<em> Memleket isterim</em><br />
<em> Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;</em><br />
<em> Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.</em><br />
<em> Memleket isterim</em><br />
<em> Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;</em><br />
<em> Kış günü herkesin evi barkı olsun.</em><br />
<em> Memleket isterim</em><br />
<em> Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;</em><br />
<em> Olursa bir şikâyet ölümden olsun.</em><br />
<em> Cahit Sıtkı Tarancı</em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu şiirde şair, içinde yaşayan herkesin mutlu olacağı bir memleket imgesi oluşturmuştur. Öyle ki bu mutluluk sadece insanları değil, doğayı da kapsayacaktır. Şair, bu anlamı pekiştirmek için doğayla ilgili unsurları en olumlu yanlarıyla yansıtan, çağrışım gücü yüksek kelimeler kullanmıştır: Gök, ne bulutludur, ne akşam kızıllığındadır ne de yağmur yüklüdür. Kendi rengindedir. Umut doludur. Mavidir. Dal, yeşildir, canlıdır, en güzel hâliyledir, kurumamıştır. Tarlalar sarıdır. Çünkü toprak bereketlidir, ekinler olgunlaşmıştır, mahsul iyidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şairin düşlediği memlekette insanların hiçbir maddî sorunu yoktur: Orada zengin-fakir farkı ortadan kalkmıştır, herkesin kendi evi vardır. Hiç kimse kışta kıyamette nerede kalacağım endişesi taşımamaktadır. İnsanların hiçbir derdinin, hasret çekmenin bile olmadığı, yaşamanın sevmekle bir tutulduğu bu memlekette, insanlar bir tek şeyden şikâyet edebileceklerdir: Ölüm. Şairin düşlediği bu memlekette ölüm dışında insanların şikâyet edebileceği hiçbir şey yoktur.</p>
<p>Bkz. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/merdiven-siiri-incelemesi-tahlili.htm" rel="bookmark">Merdiven Şiiri İncelemesi (Tahlili)</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/siir-yorumlama.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Destanları</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/turk-destanlari-2.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/turk-destanlari-2.htm#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 00:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Destanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1544</guid>

					<description><![CDATA[İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Dönemi&#8217;nde oluşturulan destanlar, oluş ve yayılma aşamalarından geçmiş, derlenme aşamasından geçmemiştir. Bu metinlerin tamamına yakını, Çin, İran ya da Moğol kaynaklarında yer almış, yani başka dillerde kaleme alınmıştır. Uygurca yazılan Oğuz Kağan Destanı&#8216;nı, hem Uygur Türkçesiyle ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı Dönemi&#8217;nde oluşturulan destanlar, oluş ve yayılma aşamalarından geçmiş, derlenme aşamasından geçmemiştir. Bu metinlerin tamamına yakını, Çin, İran ya da Moğol kaynaklarında yer almış, yani başka dillerde kaleme alınmıştır. Uygurca yazılan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/oguz-kagan-destani.htm">Oğuz Kağan Destanı</a>&#8216;nı, hem <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/eski-turkce-uygun-donemi.htm">Uygur Türkçesi</a>yle yazılması hem de destan türünün dünyadaki diğer örnekleriyle birçok açıdan benzerlik göstermesi bakımından diğer destanlarımızdan ayrı tutmak gerekir.<br />
İslam Uygarlığı Çevresinde Gelişen Türk Edebiyatı Dönemi&#8217;nde oluşturulan destanların önemli bir bölümü manzum değil, mensurdur. Bu durum, bu metinleri destandan çok halk hikâyesine yaklaştırmaktadır.</p>
<div style="text-align: justify;">
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu destanların temaları ve olay örgüleriyle ilgili olarak şunlar söylenebilir:</strong></span></p>
</div>
<p style="text-align: justify;"><b>Yarat</b><b>ı</b><b>l</b><b>ış</b><b> Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Bu destanda evrenin ve insanın yaratılma­sı, iyilik ve kötülüğün kaynakları ve evrendeki düzen anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Alp Er Tunga Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Bu destanda Saka (İskit) Türklerinin MÖ 7. yüzyılda yaşadığı düşünülen hükümdarı Alp Er Tunga&#8217;nın ha­yatı, kahramanlıkları ve mücadeleleri anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ş</b><b>u Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Şu, MÖ 4. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen bir Sa­ka hükümdarıdır. Destanda Şu ile Büyük İskender arasındaki müca­deleler anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>O</b><b>ğ</b><b>uz Ka</b><b>ğ</b><b>an Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destana adını veren Oğuz Kağan&#8217;ın, Hun hükümdarı Mete (MÖ 209-174) olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Destanda Oğuz Kağan&#8217;ın yaşamı ve kahramanlıkları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bozkurt Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda, Türklerin, bir katliamdan sağ kur­tulan bir bebekle, onu büyüten dişi bir kurttan türemeleri anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ergenekon Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda bir savaş sonrasında sağ kalan birkaç Türk&#8217;ün sarp dağlarla çevrili bir ovaya sığınmaları, burada çoğaldıktan sonra da dağın demir kısmını eriterek tekrar büyük bir mil­let olmaları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>T</b><b>ü</b><b>reyi</b><b>ş</b><b> Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda iki ağacın gökten gelen bir ışığın etkisiyle hamile kalmaları, ardından beş çocuk doğurmaları, son­ra da bu çocuklardan birinin Uygurların hükümdarı olması anlatıl­maktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>G</b><b>öç</b><b> Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda Uygur ülkesine refah, sağlık, başarı ve bereket getiren Kutlu Dağ adındaki kayanın Çin&#8217;e götürülmesinden sonra ülkenin türlü felaketlerle karşılaşması, bunun sonucunda da Uygurların yurtlarını bı­rakarak başka bölgelere göç etmek zorunda kalmaları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Satuk Bu</b><b>ğ</b><b>ra Han Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda Karahanlılarm Müslümanlığı kabul eden ilk hükümdarı Satuk Buğra Han&#8217;ın yaşamı ve kahramanlıkları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Manas Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Dört yüz bin mısradan oluşan bu destanda eserin başkahramanı olan Manas&#8217;ın başından geçenler çerçevesinde Müslüman Kırgızlarla putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleler anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Cengiz-n</b><b>â</b><b>me: </b>Destanda Cengiz Han&#8217;ın kahramanlıkları ve yaptığı savaşlar anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Timur Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda Timur Devleti&#8217;nin kurucusu olan Timur&#8217;un hayatı, savaşları ve seferleri anlatılmak­tadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Edi</b><b>ğ</b><b>e Destan</b><b>ı</b><b>: </b>Destanda 15. yüzyılda yaşamış Nogay beylerinden Edige&#8217;nin yaşamı ve kahramanlıkları an­latılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Seyyid Battal Gazi Destan</b><b>ı</b><b> (Battaln</b><b>â</b><b>me): </b>Destanda, Emevilerin 8. yüzyılda Bizans&#8217;a karşı yürüttüğü savaş­larda ünlenen, Türkler arasında <strong>&#8220;Battal Gazi&#8221;, &#8220;Seyyid Battal&#8221;, &#8220;Seyyid Battal Gazi</strong>&#8221; adlarıyla bilinen bir Arap kah­ramanının mücadeleleri Türk bir kahramana uyarlanarak anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>D</b><b>â</b><b>ni</b><b>ş</b><b>mend Gazi Destan</b><b>ı</b><b> (D</b><b>â</b><b>ni</b><b>ş</b><b>mendn</b><b>â</b><b>me): </b>Destanda, Battal Gâzi&#8217;nin soyundan geldiğine inanılan Melik Dânişmend Ahmet Gâzi&#8217;nin Anadolu&#8217;da Müslüman olmayan topluluklarla yaptığı savaşlar anlatılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/turk-destanlari-2.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Destancılık (Destan Anlatma Geleneği)</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/destancilik-destan-anlatma-gelenegi.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 00:34:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Destan Dönemi Türk Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1541</guid>

					<description><![CDATA[DESTANCILIK (DESTAN ANLATMA GELENEĞİ) Bilinmeyen zamanlarda yaşanan önemli olaylar (göçler, savaşlar, felaketler, kahramanlıklar vb.) milletlerin hafızalarından uzun süre silinmemiş, sözlü gelenek yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Bu süreçte, anlatılanlara olağanüstülükler eklenmiş; yaşanan gerçekler ya tümden unutulmuş ya da önemli ölçüde değişikliğe ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>DESTANCILIK (DESTAN ANLATMA GELENEĞİ)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bilinmeyen zamanlarda yaşanan önemli olaylar (göçler, savaşlar, felaketler, kahramanlıklar vb.) milletlerin hafızalarından uzun süre silinmemiş, sözlü gelenek yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Bu süreçte, anlatılanlara olağanüstülükler eklenmiş; yaşanan gerçekler ya tümden unutulmuş ya da önemli ölçüde değişikliğe uğramıştır. Yüzyıllar boyunca devam eden bu anlatma sürecinden sonra bir edebiyatçı bu olayları derleyerek manzum biçimde yazıya aktarmıştır. Bu şekilde oluşan uzun manzum eserlere destan denmektedir. Destan, bilinen en eski edebî metin türü; destan anlatma geleneği de bilinen en eski edebiyat geleneğidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Destanları geleneksel biçimde sözlü olarak anlatan kişilere destancı denir. Bu kişiler için Türk lehçelerinde &#8220;<strong>bahşı, jırav, akın, ozan, şair</strong>&#8221; kelimeleri de kullanılmıştır. Günümüz Türkiye&#8217;sinde eski zamanlardaki gibi sürdürülen bir destan anlatma geleneği yoktur.<br />
Her destan, ait olduğu milletin mitolojisi, tarihi, efsaneleri, kahramanları, inanç sistemleri vb. hakkında önemli ipuçlarını barındırır. Destanlardaki olay örgülerinde tarihsel olaylarla efsaneler iç içe geçmiş biçimde anlatılır. Destanların kişi kadroları; insanlar, tanrılar, yarı insan yarı tanrı varlıklar, canavarlar, ejderhalar vb.den oluşur. Bu metinlerde zaman ve mekânlar belirsiz biçimde verilir.<br />
Destanlar ikiye ayrılır: Doğal destanlar ve yapma destanlar. Doğal destanlar, oluş, yayılma ve derlenme aşamalarından geçerek oluşan destanlardır.<br />
<strong>1. Oluş dönemi:</strong> Destanda anlatılan olayların gerçekleşmesi.<br />
<strong>2. Yayılma dönemi:</strong> Bu olayların olağanüstülükler eklenerek kuşaktan kuşağa aktarılması.<br />
<strong>3. Derlenme dönemi:</strong> Bir edebiyatçının bunları derleyerek manzum biçimde ifade etmesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı edebiyatçılar, toplumu derinden etkileyen, gerçekleşme zamanlan belli tarihsel olayları ya da kendi düş güçleriyle oluşturdukları olay örgülerini destan (<strong>epope</strong>) türünün kurallarına uygun şekilde yazıya aktarmışlardır. Yapma destan denilen bu metinleri doğal destanlardan ayıran en önemli fark, oluş, yayılma, derlenme aşamalarından geçmeyip bir tek kişi tarafından yaratılmalarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazıya aktarılması bakımından dünyanın bilinen ân eski destanı, ismini başkahramanından alan <strong>Gılgamış&#8217;tır</strong>. Metinde anlatıldığına göre Gılgamış&#8217;ın, üçte ikisi tanrı, üçte biri insandır. Destanda, tanrıların güçlü bir kral olan Gılgamış&#8217;a savaş açıp onu yok etmesi için Endiku&#8217;yu yatmaları; ardından da Endiku ile Gılgamış&#8217;m anlaşarak tanrılara karşı birlikte savaşmaları ve Gılgamış&#8217;ın ölümsüzlüğü araması anlatılmıştır, yaklaşık 3 bin sene önce yazıya geçirilen bu destanda Nuh Tufanı&#8217;ndan Sümerlerin günlük yaşamlarına kadar pek çok bilgiye rastlamak da mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;">MÖ 7 ya da 8. yüzyılda oluşturulduğu tahmin edilen <strong>İlyada ve Odise (Odysseia</strong>) Destanları, destan söyleme ve yazma geleneğinin en önemli metinleri arasında kabul edilmektedir. Homeros&#8217;un, Yunan mitolojisine konu olan efsane ve hikâyeleri derleyerek oluşturduğu bu destanlardan İlyada&#8217;da on yıl süren Troya (Truva) Savaşı; Odise&#8217;de ise İthake kralı Odysseus&#8217;un Troya Savaşı&#8217;nın bitmesinin ardından ülkesi Ithake&#8217;ye yaptığı maceralarla dolu on yıllık uzun yolculuk anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İranlı şair <strong>Firdevsî</strong> (934-1020) tarafından kaleme alınan <strong>Şehname</strong>, destan yazma geleneğinin en önemli ve özgün metinlerinden biridir. Altmış bin beyitten oluşan bu destanda İranlıların Müslüman olmadan önceki 1000 yıllık tarihleri anlatılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Metin ve Gelenek</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/metin-ve-gelenek.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/metin-ve-gelenek.htm#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2013 23:33:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Metin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1538</guid>

					<description><![CDATA[METİN VE GELENEK Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin beşinci aşamasında metnin ait olduğu gelenek içindeki yerinin, bu gelenekten ne ölçüde etkilendiğinin ve bu geleneğin gelişmesine ne ölçüde katkıda bulunduğunun belirlenmesi vardır. Tarihin belli bir döneminde ortaya çıkan, gelişen, birçok kişi tarafından ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>METİN VE GELENEK</strong></span><br />
Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin beşinci aşamasında metnin ait olduğu gelenek içindeki yerinin, bu gelenekten ne ölçüde etkilendiğinin ve bu geleneğin gelişmesine ne ölçüde katkıda bulunduğunun belirlenmesi vardır. Tarihin belli bir döneminde ortaya çıkan, gelişen, birçok kişi tarafından uzunca bir süre devam ettirilen bir anlatma biçimi, bir edebiyat anlayışı, bir metin oluşturma yöntemi, zamanla bir geleneğe dönüşür. Bu bağlamda anlatmaya bağlı edebî metin oluşturma geleneğinin, kökü destanlara dayanan binlerce yıllık bir geçmişinin olduğu söylenebilir. Gelenek; geçmişi, bugünü ve geleceği kapsayan uzun bir süreci ve köklü bir birikimi ifade eder. Edebiyatçılar, bir taraftan gelenekten yararlanır bir taraftan da oluşturdukları eserlerle geleneği zenginleştirerek gelecek kuşaklara aktarırlar. Anlatmaya bağlı edebî metin türlerinin her biri, zaman içinde kendi geleneğini oluşturmuştur. Bu gelenekleri, metin türleri bağlamında şu sırayla ele alacağız: Destancılık, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/masal.htm">masal</a>cılık, halk hikâyeciliği, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/mesnevi.htm">mesnevi</a>cilik, manzum hikâyecilik, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/hikaye-oyku.htm">öykü</a>cülük, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/roman.htm">roman</a>cılık.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/metin-ve-gelenek.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman ve Hikayelerde Çatışma (Düğüm)</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/roman-ve-hikayelerde-catisma-dugum.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2013 18:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Edebî Metinlerde Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1534</guid>

					<description><![CDATA[Anlatmaya bağlı edebî metinlerde olay örgüleri, çoğunlukla insanların hayal, tutku ve istekleri üzerine kurulur. Kişi­ler bu hayal, tutku ve istekleri gerçekleştirmeye başladıkları andan itibaren metindeki çatışma da belirginleşmeye başlar. Söz gelimi bir romanın erkek başkahramanı ile kadın başkahramanı birbirlerine âşık ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Anlatmaya bağlı edebî metinlerde olay örgüleri, çoğunlukla insanların hayal, tutku ve istekleri üzerine kurulur. Kişi­ler bu hayal, tutku ve istekleri gerçekleştirmeye başladıkları andan itibaren metindeki çatışma da belirginleşmeye başlar. Söz gelimi bir romanın erkek başkahramanı ile <a title="kadın sitesi" href="http://www.prensesce.com">kadın</a> başkahramanı birbirlerine âşık olur; ardından belli bir süre buluşur, görüşür, mutlu olurlar. Bu olaylar metinde belli bir yere kadar anlatılır, belli bir yerden sonra metindeki çatışma belirgin­leşmeye başlar. Bu çatışma genellikle başkahramanlarla rakip, düşman ya da arabozucular arasında yaşanır. Metinde­ki çatışma başka şekillerde de oluşabilir. Söz gelimi âşık, aşkına karşılık bulamaz ya da âşık olduğunu karşı tarafa söy­leyemez veya iki taraf da birbirini sever, bu kez de kişilerden biri yaşadığı şehri bir nedenden ötürü terk etmek zorunda kalır; araya ayrılık, hasret girer ya da toplumsal, ekonomik, kültürel farklardan ötürü âşıklar birbirlerine kavuşamaz. Bü­tün bunlar metin incelemesinde çatışma kavramı bağlamında ele alınır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşağıdaki parça, aşk temalı bir halk hikâyesi olan <strong>&#8220;Tahir ile Zühre&#8221;</strong>den alınmıştır. Metindeki temel çatışma, âşıkların (Tahir ile Zühre&#8217;nin) birbirlerine kavuşmalarının ve mutlu olmalarının arabozucu, rakip ve kıskanç kişiler tarafından sürekli engellenmesidir.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Düşman düşmanlığını yapmış. Gene Karadiken varıp fitlemiş bunu. Padişah dönüp kapıkullarına el etmiş, onlar da gidip bağlamışlar Tahir&#8217;i kollarından ve sürüye sürüye götürmüşler saray katına. Karısının şerrine uğradığı günden beri Tahir&#8217;e diş bileyen padişah, köpürüp küplere binmiş: &#8220;A tuz, ekmek haini! Şimdi senin boynunu cellada verirdim ama o yeşil başlı derviş gözümün önüne geldi, ona bağışlıyorum seni. Girmesine kanına girmeyeceğim ama ömrünü gününü zindanlarda çürüteceğim. Bundan geri, Zühre&#8217;m yıldız olsa başına doğmayacak senin!&#8221; deyip demir kuşaklı pehlivanların önüne katarak Mardin Kalesi&#8217;ne yollamış onu. Ama bu yol Zühre&#8217;nin köşkünün önünden geçiyormuş. Bakalım Tahir ne demiş:</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Ne darağacı ne zindan</em><br />
<em> Gönül geçer mi yârdan</em><br />
<em> Gözü çıkası baban</em><br />
<em> Sürdü beni bu diyardan</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong>Zühre korktuğuna uğrayınca ne diyeceğini bilememiş:</strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>İnan Tahir sözüme</em><br />
<em> Ateş düştü özüme</em><br />
<em> Sensiz bu yalan dünya</em><br />
<em> Zindan olur gözüme</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlatmaya Bağlı Edebî Metinlerde Olay Örgüsü</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/anlatmaya-bagli-edebi-metinlerde-olay-orgusu.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2013 17:34:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Edebî Metinlerde Yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatmaya Bağlı Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1528</guid>

					<description><![CDATA[Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin 2. aşamasında metnin yapısının çözümlenmesi vardır. Anlatmaya bağlı edebî metinlerin yapısının oluşmasında 4 unsur görev alır: Olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekân. Bir arada bulunmak zorunda kalan en az 2 kişinin veya 2 kişi yerine ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Anlatmaya bağlı edebî metinleri incelemenin 2. aşamasında metnin yapısının çözümlenmesi vardır. Anlatmaya bağlı edebî metinlerin yapısının oluşmasında 4 unsur görev alır: <strong>Olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekân.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bir arada bulunmak zorunda kalan en az 2 kişinin veya 2 kişi yerine geçen 2 kavram veya  varlığın kendilerine has farklılıklarından dolayı karşı karşıya gelmeleri ya da çatışmaları neticesinde  ortaya çıkan eyleme olay denir. <span style="text-decoration: underline;">Olaylar, başka olayların oluşmasını sağlayıp bir zincire dönüştüğünde <span style="color: #ff0000; text-decoration: underline;"><strong>olay örgüsü</strong></span> ismini alır.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Olay örgüsü anlatmaya bağlı edebî metinlerin omurgasını oluşturur. Bu metinlerdeki diğer yapı unsurlarına (kişi, zaman, mekân) bu metinlerde gerçekleştirilecek olay örgüleri bulunduğu için ihtiyaç duyulur.<br />
Edebî metinler, günlük hayatın gerçeklerini hiç değiştirmeden metne aktarmak için değil, okuyucuda estetik etkiler uyandırmak için oluşturulur. Bu bağlamda anlatmaya bağlı edebî metinlerde bulunan olay örgülerinin, günlük hayatta yaşanmış ya da yaşanabilir olaylara dayanması gerekmez. Zaten okuyucunun beklentisi de edebî metnin, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/gunluk.htm">günlük</a> hayatın gerçeklerini olduğu gibi yansıtması değil, belli bir kurguya dayanmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Anlatmaya bağlı bir edebî metin hangi olay örgüsü üzerine kurulursa kurulsun, önemli olan o olay örgüsünün insana özgü bir gerçeklikle ilişkisinin bulunmasıdır. <strong>&#8220;İnsana özgü gerçeklik&#8221;</strong> sözüyle sadece somut, yaşanan gerçeklik anlaşılmamalıdır. İnsanın hayalleri, tasarıları, içsel çatışmaları da insana özgü gerçeklik bağlamında değerlendirilir. Olay örgüsü, metinde anlatılan olayların özeti olarak da düşünülebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ÖRNEK OĞUZ KAĞAN DESTANI&#8217;NIN OLAY ÖRGÜSÜ</strong></span></p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">* Ay Kağan&#8217;ın bir oğlunun (Oğuz) olması<br />
* Oğuz&#8217;un büyüyerek mert biri olması<br />
* Oğuz&#8217;un gergedanı adlı hayvanı öldürmesi<br />
* Oğuz&#8217;un sunguru öldürmesi<br />
* Oğuz&#8217;un gökyüzünden inen ışığın içinde gördüğü kız ile evlenmesi; Gün, Ay, Yıldız adlı çocuklarının dünyaya gelmesi<br />
* Oğuz&#8217;un ağaç kovuğunda gördüğü kız ile evlenip Gök, Dağ, Deniz adlı çocuklarının olması<br />
* Oğuz&#8217;un hanlığını ilan edip 4 bir tarafa elçiler göndermesi<br />
* Altun Kağan&#8217;ın Oğuz Han&#8217;a itaat etmesi<br />
* Urum Kağan&#8217;ın Oğuz Han&#8217;a itaat etmesi<br />
* Oğuz Han&#8217;ın sefere çıkması ve kurdun ortaya çıkması<br />
* Kurdun orduya yol göstermesi<br />
* Oğuz Han&#8217;ın savaşı kazanması ve Uruz Bey&#8217;in oğlunun gizlendiği kente gitmesi<br />
* Uruz Bey&#8217;in oğlunun Oğuz Han&#8217;a itaat etmesi ve Saklap ismini alması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın İdil Nehri kıyısına gelmesi ve sal yapan ere Kıpçak ismini vermesi<br />
* Oğuz Han&#8217;ın kurdu tekrar görmesi, kurdun orduya tekrar yol göstermesi<br />
* Oğuz Han&#8217;ın atının dağa kaçması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın bir ev görmesi<br />
* Kurdun kaybolması ile Oğuz Han&#8217;ın Cürçed Kağan ile savaşıp onu yenmesi<br />
* Çosun Billig&#8217;in ganimetler için kağnı yapması ve Kanglı adını alması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın Suriye&#8217;yi alması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın Masar adlı kağanla savaşması<br />
* Uluğ Türük&#8217;ün rüya görüp bunu Oğuz Kağan&#8217;a anlatması<br />
* Oğuz Han&#8217;ın kurultayı toplayıp devletini çocukları arasında paylaştırması</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manzume ve Şiir</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/manzume-ve-siir.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2013 12:47:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Bilgisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1526</guid>

					<description><![CDATA[En eski zamanlardan bu yana gerek edebî gerekse de öğretici metinler, şu ifade ediş yöntemlerinden biriyle oluşturulmuştur: Nazım ve nesir. Nazım; duygu, düşünce ve olayların ölçülü, çoğu zaman da kafiyeli mısralarla anlatılması yöntemidir. Nazımla yazılmış kısa metinlere manzume, uzun metinlere ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">En eski zamanlardan bu yana gerek edebî gerekse de öğretici metinler, şu ifade ediş yöntemlerinden biriyle oluşturulmuştur: <strong>Nazım ve nesir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nazım;</strong> duygu, düşünce ve olayların ölçülü, çoğu zaman da kafiyeli mısralarla anlatılması yöntemidir. Nazımla yazılmış kısa metinlere manzume, uzun metinlere manzum eser denir. Eskiden manzum olarak yazılmış metinlerin çok büyük bir bölümü şiir olarak da kabul ediliyor, bu bağlamda manzume ile şiir arasında önemli bir fark görülmüyordu. Günümüzde ise manzume ile şiir arasında nitelik bakımından önemli farklar olduğu kabul edilmektedir. <strong>Bugün manzume denildiğinde daha çok şu anlaşılmaktadır</strong>: <span style="text-decoration: underline;">Düz yazıyla (nesirle) da anlatılabilecek olay ve durumların, belli bir ölçü, kafiye düzeni ve nazım şekline bağlı kalınarak dile getirilmesiyle oluşturulan, didaktik (öğretici) yönü ağır basan metin.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Belli bir ölçüye, uyak düzenine ve nazım biçimine bağlı kalınarak oluşturulan her kısa metin bir manzumedir fakat şiir değildir. Bu nitelikler, bir metnin şiir sayılması için yeterli hatta gerekli değildir.<span style="text-decoration: underline;"> Manzumeler, çoğunlukla oluşturuldukları zaman diliminin günlük konuşma dilindeki anlaşılır kelime ve söyleyişlerle yazılır.</span> Çünkü bu metinlerdeki öncelikli hedef; coşku, heyecan, imge ve hayallerin ifade edilmesi değil, <span style="text-decoration: underline;">bir olayın anlatılması ya da herhangi bir konuda okuyucuların bilgilendirilmesidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bir mısralar dizisinin şiir sayılması için</strong> <span style="text-decoration: underline;">o mısralarda; coşku, heyecan ve hayalleri etkileyici biçimde yansıtan özgün imgelerin ve ahenkli söyleyişlerin bulunması gerekir.</span> <span style="text-decoration: underline;">Şiir, düşünceden çok düş gücüne dayanır, insanı duygu bakımından etkiler, bir bakıma onun kalbine ve hislerine seslenir.</span> Şiir açısından bu nitelikler, mısraların kafiyeli ve ölçülü olmasından çok daha önemlidir. Gerçek ya da hayalî bir olay, ilgi çekici ve ahenkli olması için; herhangi bir bilgi de akılda daha kolay kalması ve çabucak unutulmaması için nazımla (manzum olarak) kaleme alınabilir. Bu durum, bu şekilde oluşturulan metinleri şiir yapmaz. Ama sadece bir tek dize bile özgün bir imgeye, ahenkli bir söyleyişe, etkileyici bir anlatıma sahip olduğunda şiirsel bir nitelik kazanmış olur. Aşağıdaki metin parçası, manzum bir hikâyeden alınmıştır. Bu manzumede, düz yazıyla da anlatılabilecek bir olay örgüsü vardır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
