Manzume ve Şiir Arasındaki Farklar

MANZUME
♦ Nazım yoluyla yazılan eserlere manzume denir. Şiirin ölçülü ve uyaklı yazıldığı geleneksel edebiyatımızda nazım ile şiir bir tutulmuş, bu sözcükler anlamdaş sözcükler olarak birbirinin yerine kullanılmıştır. Örneğin Nedim’in bir gazeline ya da Baki’nin bir kasidesine şiir de manzume de denmiştir.

♦ Ne var ki belli bir nazım biçimiyle, ölçülü ve uyaklı yazılmış her sözün şiir sayılamayacağı görüşünün egemen olmasıyla şiir ve manzume kavramları birbirinden ayrılmış, eş anlamlı sözcükler olmaktan çıkmıştır, buna göre her şiir nazımdır; ama her nazım şiir değildir. Çünkü bir sözün şiir sayılması için nazım biçiminde yazılması yetmez. Nazım sadece bir anlatım yoludur. Bu anlatım yolunun sanatsal değer taşıyacak biçimde kullanılmasıyla şiire ulaşılabilir.

Günümüzde manzume sözcüğü, nazım biçiminde yazılmış; ancak imge ve sanat değeri taşımayan dil ürünleri için kullanılmaktadır. Manzumelerde dil, şiirsel işlevden çok göndergesel işlevde kullanılır. İmge ve çağrışım değeri zayıftır. Sözcükler genellikle gerçek anlamlarıyla kullanım alanına çıkar. Söyleyiş ve biçim güzelliği kaygısı yoktur. Kolayca düz yazıya çevrilebilir ve bu durumda anlamı pek değişmez. Kısaca, estetik boyutu olmayan nazım parçalarıdır manzumeler.

Örneğin, aşağıdaki ilk metin bir manzume; ikinci metin ise şiirdir.

KAR

Yükseklerde uçan kara bulutlar
Serpiyor göklerden kucak kucak kar.
Bembeyaz dallara serçeler konmuş.
Hep yollar kapanmış, dereler donmuş.
Bütün sertliğiyle geldi kara kış;
Damların üstünde karlar bir karış.
Ağaçlar kökünden kopacak gibi
Bir türlü dinmiyor başlayan tipi.

KAR
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu’dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!

Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram…
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır – tek, tenha – bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
Ahmet Muhip Dıranas