<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler &#8211; Edebiyat Öğretmeni. İnfo</title>
	<atom:link href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/cosku-ve-heyecani-dile-getiren-metinler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.edebiyatogretmeni.info</link>
	<description>Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin Kaynak Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jan 2024 20:36:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>9. Sınıf Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları (Şiir)</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/9-sinif-turk-edebiyati-bosluk-doldurma-sorulari-siir.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 23:19:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı Soru Bankası]]></category>
		<category><![CDATA[Boşluk doldurma soruları]]></category>
		<category><![CDATA[Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1572</guid>

					<description><![CDATA[9. Sınıf Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları (Şiir Ünitesi) 1&#8230;&#8230;&#8230; ; duygu, düşünce ve olay­ların ölçülü, çoğu zaman da kafiyeli mıs­ralarla anlatılması yöntemidir. 2. Düz yazıyla da anlatılabilecek olay ve durumların, belli bir ölçü, kafiye düzeni ve nazım şekline bağlı kalınarak dile ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3869" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/9.-Sinif-Edebiyat-Bosluk-Doldurma-Sorulari-Siir.jpg" alt="9. Sınıf Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları (Şiir)" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/9.-Sinif-Edebiyat-Bosluk-Doldurma-Sorulari-Siir.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/9.-Sinif-Edebiyat-Bosluk-Doldurma-Sorulari-Siir-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<h2>9. Sınıf Edebiyat Boşluk Doldurma Soruları (Şiir Ünitesi)</h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>1</strong>&#8230;&#8230;&#8230; ; duygu, düşünce ve olay­ların ölçülü, çoğu zaman da <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/kafiye-uyak-ve-redif">kafiye</a>li <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/dize-misra.htm">mıs­ra</a>larla anlatılması yöntemidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2.</strong> Düz yazıyla da anlatılabilecek olay ve durumların, belli bir ölçü, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/kafiye-uyak-duzeni">kafiye düzeni</a> ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/nazim-sekilleri">nazım şekli</a>ne bağlı kalınarak dile getirilmesiyle oluşturulan kısa metinlere &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3</strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. şiirlerde çoğunlukla aşk, yalnızlık, özlem gibi <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/siirde-tema.htm">tema</a>lar işlenir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4.</strong> Satirik anlatımla oluşturulan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/metin">metin</a>lere <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/halk-edebiyati">halk edebiyatı</a>nda &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/divan-edebiyati">divan edebiyatı</a>nda &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. denmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5.</strong> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/pastoral-siir.htm">Pastoral</a> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/manzume-ve-siir.htm">manzume</a>lerin, bir kişinin ağzından dile getirilenlerine &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..  diyalog biçiminde olanlarına &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..  denir.</p>
<div style="text-align: justify;">
<p><strong>6.</strong> Bilim, sanat, felsefe, ahlak, din vb. alan­larla ilgili bazı kural ve ilkeleri öğretme­yi, bu konularda bilgi vermeyi hedefleyen manzumelere,&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. manzume denir.</p>
<p><strong>7. </strong>    Monolog ve diyalogları manzum sözler­den oluşan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/tiyatro-eserleri">tiyatro eserleri</a>ne &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. manzume denir.</p>
<p><strong>8.</strong>  Doğal ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/yapma-destan.htm">yapma destanlar</a> ile kahramanlı­ğın ve savaşçılığın ön plana çıkarıldığı şi­ir ve manzumelerde &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. anlatım ağır basar.</p>
<p>9. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.manzumelerde bir kimseyi,bir düşünceyi, bir durumu doğrudan ya da dolaylı olarak eleştirmek söz konusudur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>CEVAPLAR: </strong></span></p>
<p>1. <strong>Nazım   , 2. Manzume    3.  <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/lirik-siir.htm">Lirik</a>     4. Taşlama &#8211; hicviye    5. İdil &#8211; eglog    6. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/didaktik-siir.htm">Didaktik</a>      7.  <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/dramatik-siir.htm">Dramatik</a>   8. Epik (<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/destan.htm">Destan</a>sı)</strong><br />
<strong>9. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/satirik-siir.htm">Satirik</a></strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiirde Gerçeklik ve Anlam</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/siirde-gerceklik-ve-anlam.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2013 23:52:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1517</guid>

					<description><![CDATA[ŞİİRDE GERÇEKLİK VE ANLAM Elbette şairler; sanatçı fakat öncelikle de insan oldukları için, bu dünyanın gerçekleri ile içli dışlı olmak; ileteceklerinin, hissettireceklerinin önemli bir kısmını da bu dünyanın somut ve soyut gerçeklerinden seçmek veya bu gerçekler ile ilişkilendirmek zorundadırlar. Bu ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>ŞİİRDE GERÇEKLİK VE ANLAM</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Elbette şairler; sanatçı fakat öncelikle de insan oldukları için, bu dünyanın gerçekleri ile içli dışlı olmak; ileteceklerinin, hissettireceklerinin önemli bir kısmını da bu dünyanın somut ve soyut gerçeklerinden seçmek veya bu gerçekler ile ilişkilendirmek zorundadırlar. Bu seçme ve ilişkilendirme, şiirde farklı bir bağlamda gerçekleşir. Şiirde, insana ve dış dünyaya özgü somut ve soyut gerçekler; genellikle duygu, düşünce ve hayallerle birleştirilerek imgelere dayalı bir dille tekrardan yaratılır. Yani yaşananlar ve hayal edilenler, şiirde, çoğunlukla somut dünyadaki gerçeklikleriyle anlatılmaz. Bunlar, yoğunlaştırılır, yorumlanır ve değiştirilir. Bu sebeple de şiirde kendine has bir gerçeklik ortaya çıkar. Bu gerçekliğin meydana gelişinde sezgi, duyuş, tasarım ve izlenimler de rol oynar.</p>
<p style="text-align: justify;">Nasıl ki şiirin dili, günlük hayatta kullanılan dilin içinde oluşturulan ikinci bir dil gibiyse şiirdeki gerçeklik de somut dünyanın gerçekleri içinde yaratılan ama ondan çoğu yerde bağımsız olan bir gerçekliktir.</p>
<p style="text-align: justify;">Şiirde ele alınan <a title="şiirde tema" href="https://www.edebiyatogretmeni.info/siirde-tema.htm">tema</a>ların önemli bir bölümü gerçek hayatta da vardır. Şair, ele aldığı temayı; çağrıştırmak, hissettirmek istediği hususlara ve kendi bakış açısına göre şiirinde konulaştırır. İmgeleminde oluşturduğu gerçekliği kelimelerle ifade etmek için dilin bütün anlatım olanaklarını kullanır, kelimelerin ses ve anlam değerlerinden olabildiğince yararlanır, şiire özgü bir gerçeklik yaratır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şiirdeki gerçekliği anlatmak için şöyle bir örnek verebiliriz: Geçen zamanın farkında olmamak, zamandan yakınmak insana özgü bir gerçekliktir. Ayrıca “Yıl, saat, gökyüzü, uçurtma, durmak, uçurmak” da herkesin bildiği nesne, kavram ve fiilleri karşılayan, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/gunluk.htm">günlük </a>hayatta kullanılan kelimelerdir. Yani bütün bunların günlük dilde de gerçek hayatta da karşılıkları vardır.</p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;"><em>Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum</em></p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;"><em>Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Necip Fazıl Kısakürek</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şair, bu kelime ve gerçeklerden yola çıkarak özgün, etkileyici ve çağrışım gücü son derece kuvvetli bir imge oluşturmuştur: Otuz yıl boyunca saati çalışıp kendisi duran, bir anlamda saatiyle kendisi yer değiştiren, bununla da kalmayıp gökyüzünden habersiz uçurtma uçuran bir insan.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kişinin, otuz yıl boyunca saatinin işlemesine karşın kendisinin olduğu yerde hareketsiz durması ve gökyüzünün farkına varmadan uçurtma uçurması, gerçek hayatta mümkün müdür? Gerçek hayatta olmasa bile şiirin kendine özgü gerçekliğinde evet! Bunlar şiir gerçekliğinde mümkün göründüğü için okuyucuya yadırgatıcı gelmemekte, aksine şiire büyük bir güç katmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şair, gerçekte saati otuz yıl boyunca düzenli çalışmasına karşın kendisi hareketsiz duran ve gökyüzünden habersiz uçurtma uçuran bir insan olmamakla birlikte o insan gibidir: Bozuk bir saat gibi zamanın farkında değildir. Gökyüzünün farkında olmadan uçurtma uçuran, uçurmaya çalışan bir insan gibi cahil, şaşkın ve habersizdir. Gökyüzünü görememek, onun apaçık ortada olan gerçekliğinin farkına varamamak&#8230; Otuz yıl sonra, çok geç fark edilen bir gerçeklik&#8230; Boşu boşuna geçen, bir daha asla geri dönemeyecek otuz koca yıl&#8230; Telafisi mümkün olma- yan çok kıymetli otuz yıl&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Şair, içinde bulunduğu durumu, yaşadığı olayları, hissettiği duyguları, pişmanlıkları, hataları, şaşkınlıkları ve hayıflanmaları; şiirin kendine özgü gerçekliğinde böyle ifade etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşağıdaki metin parçası, <strong>Bâkî</strong>’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü üzerine yazdığı <strong>“Kanuni Mersiyesi’</strong>nden alınmıştır. Şair, bu şiirde tarihî ve somut bir gerçeği ele almıştır: Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünün, onu sevenler üzerinde yarattığı hüzün. Şair, bu temayı ele alırken sadece insanların değil, gezegenlerden nesnelere, hayvanlardan bitkilere hemen her varlığın Kanuni için ağladığını, üzüldüğünü dile getirmiş; böylece somut bir gerçeği şiirsel gerçeklik bağlamında yeniden yaratmıştır. Bir şiirde dile getirilen her hususu, somut dünyanın gerçeklerine göre değerlendirmeye kalkışmak yanlıştır. Çünkü şiir, zaten gerçekleri günlük dilde anlatıldığından farklı, daha etkili, daha coşkulu bir dille, hayallerle, imgelerle harmanlayarak anlatmak için vardır. Bu durum bilindiğinden gerçek dünyada olmayacak şeylerin şiirde olması okuyucuya yadırgatıcı gelmez. Zaten okuyucu da gerçekleri, şiirin penceresinden görmek; gerçeklere, şiire özgü gerçeklik dünyasından bakmak ister. Şair, şiir yazarak bu dünyanın gerçeklerini yoğunlaştırır, yorumlar, değiştirir. Yazdığı metinle, coşku, heyecan, duygu, düşünce ve hayallerini etkileyici bir dille okuyucuya yansıtabildiğinde de amacına ulaşmış olur.</p>
<figure id="attachment_1518" aria-describedby="caption-attachment-1518" style="width: 600px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/kanuni-mersiyesi.jpg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-1518" alt="kanuni mersiyesi" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/kanuni-mersiyesi.jpg" width="600" height="418" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/kanuni-mersiyesi.jpg 600w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/kanuni-mersiyesi-300x209.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1518" class="wp-caption-text">kanuni mersiyesi</figcaption></figure>
<p style="text-align: justify;">Divan şiirinin gerçeklik dünyasında edebî sanatlardan sıkça yararlanılmıştır. Halk edebiyatı şiir geleneğinde oluşturulan aşağıdaki şiir, Bâkî’nin şiiriyle benzer bir temaya sahip olmasına rağmen, edebî sanatlar bakımından ondan daha sadedir. Bu şiirde şair, ömrünün sonuna yaklaşmış bir insan olarak bu dünyayla ilgili duygu, düşünce ve izlenimlerini dile getirmiş, insanlardan tek beklentisinin hatırlanmak olduğunu belirtmiştir. Şair, bunları yaparken yer yer benzetme ve istiare sanatına başvurmuş, böylece izlenimlerini çağrışım gücü yüksek kelimelerle ifade etmiş ve şiirsel bir gerçeklik yaratmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ben giderim, adım kalır,</em><br />
<em> Dostlar beni hatırlasın.</em><br />
<em> Düğün olur, bayram gelir,</em><br />
<em> Dostlar beni hatırlasın.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Açar solar türlü çiçek,</em><br />
<em> Kimler gülmüş, kim gülecek?</em><br />
<em> Murat yalan, ölüm gerçek,</em><br />
<em> Dostlar beni hatırlasın.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gün ikindi, akşam olur,</em><br />
<em> Gör ki başa neler gelir!</em><br />
<em> Veysel gider, adı kalır,</em><br />
<em> Dostlar beni hatırlasın.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Âşık Veysel</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiir Dili</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/siir-dili.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2013 10:04:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[9. Sınıf Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1295</guid>

					<description><![CDATA[ŞİİR DİLİ NEDİR? &#8220;Coşku ve heyecanı dile getiren metinleri incelemenin dördüncü aşamasında metnin dil ve anlatım bakımından çözümlenmesi yer alır. Şiirlerde kullanılan kelimelerin önemli bir bölümünün günlük dilde de kullanılmasına karşın şiirin; köşe yazısı, deneme, makale, eleştiri gibi metinlerde ve ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3512" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/siir-dili.jpg" alt="şiir dili" width="960" height="540" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/siir-dili.jpg 960w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/siir-dili-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<h2>ŞİİR DİLİ NEDİR?</h2>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Coşku ve heyecanı dile getiren metinleri incelemenin dördüncü aşamasında metnin dil ve anlatım bakımından çözümlenmesi yer alır.<br />
Şiirlerde kullanılan kelimelerin önemli bir bölümünün günlük dilde de kullanılmasına karşın şiirin; <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/kose-yazisi.htm">köşe yazısı</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/deneme.htm">deneme</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/makale.htm">makale</a>, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/elestiri-tenkit.htm">eleştiri</a> gibi metinlerde ve günlük konuşmalarda kullanılan dilden farklı, kendine özgü bir anlatma biçimi, bir bakıma kendine özgü bir dili vardır. Şiir dilindeki bu kendine özgülüğü yaratan en önemli unsur, imgedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İmge, edebî metinlerde yansıtılmak isteneni daha canlı, daha etkili ve görünür kılmak amacıyla zihinde canlandırılmaya çalışılan görüntüdür. Şair, düş gücüyle kendi zihninde özgün bir görüntü oluşturur; oluşturduğu bu görüntüyü kelimelerle dile getirerek somutlaştırır. İmge, şairin hayal ettiği, tasarladığı, zihninde oluşturduğu bu görüntünün dil göstergeleriyle (kelimelerle) somutlaştırılmış şeklidir. Bilim adamının o güne kadar bilinmeyen bir şeyi icat etmesi neyse, bir şairin de özgün bir imge yaratması odur. Her özgün imge, bir buluştur; her buluş da biriciktir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İmge</strong>, şairin <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/siir-bilgisi">şiir</a> oluşturma, hayal edebilme gücünün somut bir göstergesidir; şiirin, edebî metinlerin ve güzel sanatların özüdür. Bilim, terimlerle; felsefe, kavramlarla; güzel sanatlar da imgelerle varlık bulur. İmgeden yoksun bir şiir; coşku, heyecan ve hayalleri ancak basit ve sıradan bir şekilde ifade etmiş olur. Özgün imgeler, o güne dek yaratılmamış, ifade edilmemiş hayal ve görüntüler, okuyuculara zengin çağrışımların kapılarını açar.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Karlı dağların başında</em><br />
<em> Salkım salkım olan bulut</em><br />
<em> Saçın çözüp benim için</em><br />
<em> Yaşın yaşın ağlar mısın</em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/yunus-emre.htm">Yunus Emre</a> bu dörtlükte, düş gücüyle oluşturduğu bir görüntüyü, kelimelerle özgün bir imgeye dönüştürmüştür: Bu, gökte şair için ağlayan bir bulut görüntüsüdür. Şair, bu dizelerde <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/teshis-kisilestirme.htm">kişileştirme sanatın</a>dan yararlanarak buluta insansı nitelikler vermiştir. Bulut, şairin acısına ortak olmakta ve bir insan gibi saçını çözüp şair için yaşın yaşın (gizli gizli) ağlamaktadır. Bu özgün bir bulut imgesidir.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Kadirsin Allah&#8217;ım sen de kadirsin</em><br />
<em> Üstümüze dört direkli çadırsın</em><br />
<em> Çağırdığımız yerde hâzır nazırsın</em><br />
<em> Cümlemiz üstüne yürüyüp gider</em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/pir-sultan-abdal.htm"><strong>Pir Sultan Abdal</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Şairin, bu dörtlükte Allah&#8217;ın koruyuculuğunu, gözetimini insanların üzerine gerilmiş dört direkli bir çadır olarak görüntüleyerek ilginç bir imge oluşturmuştur.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Karac&#8217;oğlan gene coştu bunaldı</em><br />
<em> İnip aşkın deryasına dolandı</em><br />
<em> Güzel gitti diye pınar ağladı</em><br />
<em> Acıdı yüreğim yandı pınara</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karacaoğan</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şair, bu dörtlükte özgün bir pınar imgesi oluşturmuştur: Sevgi linin gidişi üzerine ağlayan bir pınar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge</em><br />
<em> Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı</em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu beyitte şair, yalnızlık <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/siirde-tema.htm">tema</a>sını özgün imgelerle ifade etmiştir: Anlaşıldığı kadarıyla şairin yalnızlığını paylaşan iki varlık vardır: Gönlündeki ateş ve sabah rüzgârı. Şair için üzülen tek varlık, kendi gönlündeki ateş, kapısını açan tek varlık da sabah rüzgârıdır. Onlar da olmasa şair tümden yalnız kalacaktır. Bu imgeler, şairin yalnızlığını ve insanların ona karşı ilgisizliğini çok başarılı biçimde dile getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Karac&#8217;oğlan der öldüğümü bilsinler</em><br />
<em> Toplansınlar namazımı kılsınlar</em><br />
<em> Mezarımı yol üstüne kursunlar</em><br />
<em> Geçerken uğrasın yolu kızların</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karacaoğlan</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şair, bu dörtlükte kendi mezarıyla ilgili bir hayal, bir imge oluşturmuştur: Şair, kızların geçerken uğramaları için, mezarının, onların geçtikleri yolun kenarına yapılmasını istemektedir.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>fatih&#8217;te yoksul bir gramofon çalıyor</em><br />
<em> eski zamanlardan bir Cuma çalıyor</em><br />
<em> durup köşe başında deliksiz dinlesem</em><br />
<em> sana kullanılmamış bir gök getirsem</em><br />
<em> haftalar ellerimde ufalanıyor</em><br />
<em> ne yapsam ne tutsam nereye gitsem</em><br />
<em> ben sana mecburum sen yoksun</em></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/attila-ilhan.htm"><strong>Âttila İlhan</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Şair, bu parçada ne yapacağını tam olarak bilemeyen çaresiz bir âşık imgesi oluşturmuştur. Zaman, çabucak geçmekte; şair, sevgilisi için bir şey yapamamaktadır. Bu arada şairin aklına bir fikir gelir: Sevgilisine bir hediye vermek: Ona kullanılmamış bir gök getirmek. Bu, masumiyeti ve umutlu olmayı çağrıştıran özgün bir imgedir.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Yeşil pencerenden bir gül at bana</em><br />
<em> Işıklarla dolsun kalbimin içi</em><br />
<em> Geldim işte mevsim gibi kapına</em><br />
<em> Gözlerimde bulut saçlarımda çiy</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ahmet Muhip Dıranas</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şair, bu dörtlükte kendisinin, sevgilisinin kapısına gelmesini bir mevsimin (ilkbahar) bir memlekete gelmesine benzeterek ilginç bir imge oluşturmuştur: Şair de tıpkı bir mevsim gibi gelmektedir sevgilisinin kapısına: Gözlerinde bulut, saçlarında çiy.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.</em><br />
<em> Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.</em><br />
<em> Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,</em><br />
<em> &#8220;Medeniyet!&#8221; dediğin tek dişi kalmış canavar?</em></p>
<p style="text-align: justify;">Şair, bu dörtlükte ilginç bir medeniyet imgesi oluşturmuştur. Şair, medeniyeti &#8220;tek dişi kalmış bir canavar&#8221; olarak görüntülemiş, zihninde böyle bir hayal oluşturmuştur. Şairin medeniyet dediği, medeniyetin (uygarlığın) kendisi değil; medeniyeti temsil edenler yani Kurtuluş Savaşı&#8217;nda vatanımızı elimizden almaya çalışan Avrupalı devletlerdir. Şair, bu devletleri, onların askerlerini ve silah güçlerini, tek dişi dışında bütün dişleri dökülmüş, tek dişi kaldığı için de parçalamaya gücü yetmeyen, sadece ulumaya, gürültü çıkarmaya gücü yeten, ama cüssesinden ve ulumasından ötürü bazı insanları korkutan bir canavar olarak hayal etmiştir. Şair, bu canavardan korkutmaması gerektiğini ifade etmek istemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan zihninin hayal yaratma yetisi (düş gücü, imgelem, muhayyile) sınırsızdır, insan her şeyi hayal edebilir, zihninde her şeyi canlandırabilir, her görüntüyü oluşturabilir. Fakat insanın zihninde yarattığı her görüntüyü konuşma dilinin sınırları içinde anlatması neredeyse olanaksızdır. Çünkü hayaller sınırsız ama kelimeler sınırlıdır. Hiçbir dilde sonsuz zenginlikte bir kelime dağarcığından söz edilemez. Her dil; kelime sayısı, dil bilgisi kuralları; kelime, kelime grubu ve cümle oluşturma yöntemleri vb. bakımlardan sınırlıdır. Üstelik günlük konuşma dili; bir anlamda otomatikleşmiş, günlük yaşamın ihtiyaçlarını karşılamaya yeten, anlam çerçeveleri herkesçe bilinen birkaç yüz kelimeyle sınırlanmış, bu kelimelerin de alışılmış cümle kalıplarıyla kullanıldığı bir dildir Yani günlük konuşma dilinin sınırları içinde kalarak imge yaratmak çok zordur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durum, şairleri, günlük dilin olanaklarından yararlanarak yeni bir dil, bir şiir dili, yaratmaya zorlar. Şair,&#8217;zihninde oluşturduğu hayalleri, düş gücüyle var ettiği görüntüleri, yani soyut dünyada olanları; içinde yaşadığımız somut dünyaya taşımaya, onları bu dünyaya ait unsurlarla yani kelimelerle yeniden var etmeye çalışır. Onlar zaten şairin imgeleminde vardır. Yani bir kez yaratılmıştır. Şair bunları kelimelerle ifade ederek başkalarına iletmek ister. Aslında bu, sadece şairlerin değil, bütün sanatçıların isteğidir: Hayal dünyalarında yarattıklarını gerçek dünyada yeniden yaratmak. Şair bunu kelimelerle yapar, ressam renklerle, müzisyen notalarla&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Şair, imgeleminde var ettiklerini gerçek dünyada da var etmeye yani şiir yazmaya çalışırken dilin ses, anlam, söz dizimi vb. ile ilgili olanaklarından olabildiğince yararlanır. Bu olanakların, imgeleminde yarattığı hayal ve imgeleri ifade etmeye yetmeyeceğini düşündüğü anda da dilin alışılmış kurallarının dışına çıkar. Söz gelimi kelimelere o güne dek yüklenmemiş anlamlar yükler, yeni kelimeler yaratır, kelimeleri o güne kadar bir arada kullanılmamış kelimelerle bir arada kullanır, dilin kabul edilmiş yazım kurallarının dışına çıkar, mısralara küçük harfle başlar&#8230; Bütün bunlar, dil biliminde sapma terimiyle karşılanır. Sapma, şiirde bilinçli olarak günlük dilin ses, anlam ve söz dizimiyle ilgili alışılmış kural ve kullanımlarının dışına çıkmayı, bunlarda çeşitli değişiklikler yaparak dilde bulunmayan kelime ve anlatım olanaklarını keşfetmeyi, böylelikle de özgün bir şiir dili yaratmayı olanaklı kılar. <strong>Şiir dilindeki sapmalar</strong> altı başlık altında incelenebilir:<strong> Sözcüksel, eksel, sessel, söz dizimsel, yazımsal ve anlamsal sapmalar.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Şiir dilindeki en önemli sapma çeşidi, <strong>anlamsal sapma</strong>dır. Anlamsal sapma, kelimelere alışılmış ve bilinen anlamlarının dışında yeni anlamlar yüklemedir. Şiirdeki anlamsal sapmalar edebî sanatlardan ve alışılmamış bağdaştırmalardan yararlanılarak yapılır.<br />
Kelimeleri bir araya getirerek deyim, tamlama vb. kelime grupları üretmeye; bu kelimeleri ve kelime gruplarını da bir araya getirerek cümleler ve mısralar üretmeye bağdaştırma denir. Bağdaştırma ikiye ayrılır: Alışılmış bağdaştırma ve alışılmamış bağdaştırma.<br />
Mantığın ve günlük dilin rahatlıkla kabul ettiği, yadırgatıcı olmayan bağdaştırmalara alışılmış bağdaştırma; günlük dilin ve mantığın ilk bakışta kabul etmediği, somut hayatın gerçekleri, dilin alışılmış söz dizimi kuralları ve anlamsal nitelikleriyle çelişir görünen bağdaştırmalara ise alışılmamış bağdaştırma denir. Şairler, özellikle de günümüz şairleri, imgelerinin bir bölümünü <strong><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/siir-dilinde-alisilmamis-bagdastirmalardan-yararlanma.htm">alışılmamış bağdaştırma</a>lar</strong>dan yararlanarak oluştururlar.</p>
<p style="text-align: justify;">İçinde &#8220;<strong>yalnızlık</strong>&#8221; ve &#8220;<strong>başkent</strong>&#8221; kelimelerinin yer aldığı &#8220;yalnızlığın zorluğu, yalnızlığı sevmemek, yalnızlıktan bıkmak, başkentin sokakları, Türkiye&#8217;nin başkenti, başkentteki insanlar vb.&#8221; kelime grupları, dilin ve mantığın rahatlıkla kabul ettiği, yadırgatıcı olmayan, herkesin kullandığı ve anladığı bağdaştırmalara (alışılmış bağdaştırmalara) örnek gösterilebilir.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;"><em>Biliyorsun ben hangi şehirdeysem</em><br />
<em> Yalnızlığın başkenti orası</em></p>
<p style="text-align: justify;">Cemal Süreya&#8217;nın &#8220;<strong>Göçebe</strong>&#8221; isimli şiirinde geçen yalnızlığın başkenti imgesi, alışılmamış bağdaştırmaya örnek gösterilebilir. Şair &#8220;<strong>yalnızlık</strong>&#8221; kelimesini kullanarak &#8220;çok yalnızım, yalnızlık zor&#8221; gibi alışılmış bağdaştırmalar yapabilirdi. Ama bunlar, şairin hissettiği yalnızlığı tam anlamıyla dile getirmeye yetmeyeceğinden şair &#8220;Biliyorsun ben hangi şehirdeysem/Yalnızlığın başkenti orası&#8221; dizelerini kurarak yalnızlıktan kurtulmasının mümkün olmadığını anlatmak istemiştir. Öyle ki yalnızlıktan kaçmak için yaşadığı şehri bile değiştirse yalnızlığı onunla birlikte oraya da yerleşecektir: O şehir artık sıradan bir şehir olmaktan çıkacak ve yalnızlığın başkenti olacaktır. Yalnızlığın başkenti&#8230; Yani yalnızlığın merkezi, yalnızlığın dünyada en çok olduğu yer, yalnızlığın kalbi, beyni, her şeyi&#8230; Görüldüğü gibi şairin bu alışılmamış bağdaştırmaya başvurması, şiiri çağrışım bakımından da oldukça zenginleştirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çağrışım, sözlük anlamıyla bir düşünce, görüntü, varlık ya da göstergenin başka bir düşünce, görüntü, varlık ya da göstergeyi hatırlatmasıdır. Şiir dili açısından çağrışım, kelimelerin, şiirdeki kullanımlarına bağlı olarak söyleyişin ve sesin de yardımıyla kazandıkları anlam değerleridir. Bir şiiri okuyan kişiye o şiirdeki kelimelerin, kelime gruplarının, seslerin, imgelerin, mısraların ve bir bütün olarak şiirin kendisinin hatırlattığı, düşündürdüğü, hayal ettirdiği her şey, çağrışım bağlamında ele alınır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir şair, ne kadar özgün imgeler bulursa bulsun, bu imgeleri çağrışım bakımından ne kadar güçlü kelimelerle ifade ederse etsin; okuyucu bu imgeleri anlayamıyor, şairin hissettirmek istediklerini hissedemiyorsa o şiirler &#8220;okuyucuya çağrışım bakımından oldukça yavan gelecektir. Çünkü çağrışım sonuçta okuyucuyla ilgili bir durumdur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir okuyucunun düş gücü ne kadar zengin, bilgi birikimi ne kadar fazla, edebî duyarlıkları ne kadar gelişmişse okuyacağı şiirlerdeki özgün ve etkileyici imgelerin o okuyucuya çağrıştıracakları da o ölçüde zengin olacaktır. Şairler çağrışım gücü yüksek imgeler oluşturmak için genellikle <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/soz-sanatlari">edebî sanatlar</a>dan yararlanırlar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihniyet Nedir / Şiir ve Zihniyet</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/zihniyet-nedir-siir-ve-zihniyet.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/zihniyet-nedir-siir-ve-zihniyet.htm#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jun 2013 21:44:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metin]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[9. Sınıf Edebiyat Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=20</guid>

					<description><![CDATA[Zihniyet Nedir / Şiir ve Zihniyet Türkçe Sözlük&#8217;teki karşılığı &#8220;anlayış&#8221; olan &#8220;zihniyet&#8221; kavramı, sosyo-psikolojik bir terim olarak, &#8220;bir toplumda, bireyler arası farklılıklar bir yana bırakıldığında geride kalan istikrarlı psikolojik yapı ve tüm bireylerde ortak olan birtakım inançlar, yargılar ve temsiller ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3529 size-full" title="Zihniyet Nedir / Şiir ve Zihniyet" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/06/zihniyet-nedir-Siir-ve-Zihniyet.jpg" alt="Zihniyet Nedir / Şiir ve Zihniyet" width="1000" height="558" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/06/zihniyet-nedir-Siir-ve-Zihniyet.jpg 1000w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/06/zihniyet-nedir-Siir-ve-Zihniyet-768x429.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">Zihniyet Nedir / Şiir ve Zihniyet</h2>
<p style="text-align: justify;">Türkçe Sözlük&#8217;teki karşılığı <strong>&#8220;anlayış&#8221;</strong> olan <strong>&#8220;zihniyet&#8221;</strong> kavramı, sosyo-psikolojik bir terim olarak, &#8220;<em>bir toplumda, bireyler arası farklılıklar bir yana bırakıldığında geride kalan istikrarlı psikolojik yapı ve tüm bireylerde ortak olan birtakım inançlar, yargılar ve temsiller bütünü</em>&#8221; olarak tanımlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;<span style="color: #ff0000;"><strong>Zihniyet</strong></span>&#8221; <em><strong>terimi ile bir dönemdeki sosyal, siyasi, idari, adli, askerî, dinî güçlerin; sivil toplum örgütlerinin, ticari hayatın, eğitim etkinliklerinin birlikte oluşturduğu ortam ve bunların hiçbirine indirgenemeyen duygu, anlayış ve zevk bütünü kastedilmektedir</strong></em>.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplum veya kültürlere özgü zihinsel bir yapı olan zihniyetin toplumdan topluma, kültürden kültüre ve zamana bağlı olarak değiştiği görülür.<br />
Dogmatik zihniyet, pozitif zihniyet, ilkel zihniyet, modern zihniyet gibi belirli zihniyet tiplerinden söz edilebilir.<br />
♦Zihniyet, toplumsal hayatın bireyde içselleşmesi ile oluştuğu için zihniyet kavramının çerçevesini de toplumsal hayatın öğeleri oluşturur. Bu çerçeveyi aşağıdaki şema ile gösterebiliriz:</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-23" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/metin-ve-zihniyet.jpg" alt="metin-ve-zihniyet" width="500" height="265" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/metin-ve-zihniyet.jpg 500w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/metin-ve-zihniyet-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>ŞİİR ve ZİHNİYET</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Sanatçının dünya görüşü, kişiliği, duygu ve düşünce evreni, toplumun zihniyetinden bağımsız olamaz. Sanatçı, içinde yaşadığı toplumun o dönemdeki zihniyetini taşır; yarattığı esere de bu zihniyeti yansıtır. Sanatçının toplumun bir üyesi, sanatın da toplumsal bir olgu olmasının sonucudur bu. Her sanat eseri gibi şiir de, ait olduğu toplumun belli bir dönemdeki sosyal hayatına ve kültürüne özgü özelliklerini, başka bir deyişle zihniyetini, açık ya da örtük bir biçimde bünyesinde taşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir şiirde dönemin zihniyetiyle ilgili öğeleri, şiirin içeriğini oluşturan düşünce, duygu ve hayallerde bulabileceğimiz gibi, dil ve anlatım özelliklerinde ya da şiirin yapısında da arayabiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Herhangi bir şiirde, o şiirin yazıldığı dönemin zihniyetine ait öğelerin belirlenmesi amacıyla yapı­lan çözümlemeye <b>&#8220;zihniyet </b><b>çö</b><b>z</b><b>ü</b><b>mlemesi&#8221; </b>diye­biliriz. Zihniyet çözümlemesi bir şiirin incelenme­sinin ilk adımı olarak düşünebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>ŞİİRDE ZİHNİYET ÇÖZÜMLEMESİ</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Örnek 1</b></p>
<p style="text-align: justify;">Yalancı dünyaya konup göçenler<br />
Ne söylerler, ne bir haber verirler<br />
Üzerinde türlü otlar bitenler<br />
Ne söylerler, ne bir haber verirler</p>
<p style="text-align: justify;">Kimisinin biter üstünde otlar<br />
Kiminin başında sıra serviler<br />
Kimi masum, kimi güzel yiğitler<br />
Ne söylerler, ne bir haber verirler</p>
<p style="text-align: justify;">Toprağa karışmış nazik tenleri<br />
Söylemeden kalmış tatlı dilleri<br />
Gelin duadan unutman bunları<br />
Ne söylerler, ne bir haber verirler</p>
<p style="text-align: justify;">Yunus der ki gör takdirin işleri<br />
Dökülmüştür kirpikleri kaşları<br />
Başlan ucunda hece taşlan<br />
Ne söylerler, ne bir haber verirler,</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/yunus-emre.htm"><strong>Yunus Emre</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Çözümleme:</strong> </span>İlk dörtlükte yaşadığımız dünyanın &#8220;yalancı dünya&#8221; olarak nitelendirilmesi dönemin din inancını yansıtıyor. İslam dinine göre bu dünya fanidir ve insanın gerçek yurdu ahiret hayatıdır. Şair bu dünyanın gerçek olmadığını &#8220;<span style="color: #ff0000;"><strong>yalancı dünya</strong></span>&#8221; sözüyle anlatıyor ve insanın bu dünyadaki konumunu da dünyanın faniliğiyle bağdaşan &#8220;<span style="color: #ff0000;"><strong>konup göçenler</strong></span>&#8221; sözüyle dile getiriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü dörtlükte &#8220;Gelin duadan unutman bunları&#8221; dizesi, dönemin din inancının açık bir ifadesidir. Dinî bir terim olan &#8220;dua&#8221; sözcüğü, İslam geleneğinde önemli bir yer tutar. Ölüler için dua edilmesi, mezarlık ziyaretlerinde ölülerin ruhları için &#8220;Fatiha&#8221; okunması, dinî hayatın gereklerindendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Son dörtlükte &#8220;Yunus der ki gör takdirin işleri&#8221; dizesi de İslam inancına bağlılığın göstergesidir. İslam&#8217;a göre ölüm, Allah&#8217;ın takdiridir; yani ölüm, nedeni ne olursa olsun, Allah&#8217;ın dilemesiyle gerçekleşir. Bu nedenle ölüme rıza gösterilmesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Görülüyor ki <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/siir-bilgisi">şiir</a>de dönemin zihniyeti daha çok, dinî hayata ait öğelerde görülüyor. Bu durum, Yunus Emre&#8217;nin yaşadığı dönemde toplumun zihniyetinde dinin tuttuğu önemli yeri gösteriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Örnek 2</strong></span><br />
Bir nîm neşe say bu cihanın baharını<br />
Bir sâgar-ı keşideye tut lâlezârını</p>
<p style="text-align: justify;">Bir dem mi var ki âh ederek anmaya gönül<br />
Ey serv-kad seninle geçen rüzgârını</p>
<p style="text-align: justify;">Şevk-i tamâm vade-i ferdayı dinlemez<br />
Reşk ana kim cihanda bugün buldu yârını</p>
<p style="text-align: justify;">îran-zemîne tuhfemiz olsun bu nev-gazel<br />
İrgürsün İsfahan&#8217;a sitanbul diyarını</p>
<p style="text-align: justify;">Düşman ne denlü saht ise de şâd ola ey Nedîm<br />
Seng üzre gösterür zer-i kâmil ayarını<br />
<strong>Nedim</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Günümüz Türkçesiyle</strong></span><br />
Bu cihanın baharını bir yarı neşe say ve lale bahçesini içilmiş bir kadehle bir tut.<br />
Ey selvi boylu! Gönlün, seninle geçen zamanını ah ederek anmadığı bir an mı var?<br />
Tam kıvamını bulmuş olan neşe yarına, ahrete dair olan vaadi dinlemez; dünyada yârini bugün bulmuş olan kimseye ne mutlu!<br />
Bu yeni gazel, İran toprağına (ülkesine) armağanımız olsun da İstanbul&#8217;u İsfahan&#8217;a ulaştırsın.<br />
Ey Nedim! Düşman ne denli sert, çetin ise de mutlu ol (tasa etme); çünkü tam, halis altın, ayarını taş üstünde gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Çözümleme:</strong> </span>Birinci beyitte bahar mevsiminin yarım neşe ve lale bahçesinin de içilmiş bir kadehe denk tutulması isteniyor. Bahar, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/divan-edebiyati-ozellikleri.htm">divan edebiyatı</a>nda en çok sözü edilen bir mevsimdir. Bahar mevsimi tazeliği, yeniliği, yeniden doğuşu simgeler, insana en çok coşku veren mevsimdir. Şair, &#8220;bu dünyanın baharını yarı neşe say&#8221; sözü ile baharı hafif sarhoşluk haline benzetiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Lale bahçesini içilmiş bir kadeh yerine say, derken de ilk dizedeki anlamı tamamlıyor, lale bahçesini de sarhoşluk haliyle özdeşleştiriyor. Kısacası, beyitte hem bahar hem de lale bahçesi yarı sarhoşluk halini ifade ediyor. Bu ifadeler divan şairinin zihniyetini de ortaya koyuyor. Divan şairi, genellikle rint karakterine sahiptir. Rint insan, gönül eridir, hayata iyimser açıdan bakar. Dünya nimetlerine kendini kaptırmaz; ama zahitler gibi de dünyadan elini eteğini çekmez. Dünya güzelliklerinden ölçülü bir biçimde yararlanır. Beyitteki <strong>&#8220;yarı neşe&#8221;</strong> veya &#8220;<strong>yarı sarhoşluk&#8221;</strong> ifadelerini de bu bağlamda ele almak gerekir. Yani şair, bahar mevsimine ne ilgisiz kalıyor ne de baharın coşkusuna ölçüsüz bir şekilde kendini kaptırıyor. O, rint insana yakışanı yapıyor. Abartıya kaçmıyor, kendini kaybetmiyor; ama baharın ve lale bahçesinin tadını çıkarıyor. Bu beyit bu yönüyle divan şiirindeki rint insanın zihniyetini; onun dengeli, ölçülü eğlence anlayışını yansıtıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/gazel.htm">Gazel</a>in dördüncü beyitinde, şair, yazmış olduğu gazeli İran ülkesine armağan ediyor. Değerli bir şeyi birine armağan etmek, cömertliktir, büyüklüktür. Burada şair cömertlik değerini yansıttığı gibi bundan da önemlisi İranlı şairlere meydan okuyor. İranlı şairler ki gazelin, şiirin üstadıdırlar. Türk divan şairleri, şiiri bir bakıma onlardan öğrenmişlerdir. Ama çıraklar ustaları geçmiştir artık. Nedim gibi şairler, iranlı şairlerle rahatlıkla boy ölçüşebilecek ustalıktadır. Beyitte dikkat çeken diğer nokta İstanbul ile İsfahan&#8217;ın karşılaştırılmasıdır. Her iki şehir de şairleriyle olduğu kadar doğal güzellikleri, dillere destan bahçeleriyle de anılır, İstanbul&#8217;da Lale devrinde eşsiz güzellikte nice lale bahçesi vardır. Kısaca söylemek gerekirse bu beyitte o dönemdeki toplumun gerek şiirde gerek yaşam zarafetinde çok ileri bir düzeye ulaştığı anlatılıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/zihniyet-nedir-siir-ve-zihniyet.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
