Paragraf Soru Bankası

1. Hem şiir yazarım, hem de düzyazı. Ama, gerçek duygu ve düşüncelerimi, şiirle daha tutarlı ve eksiksiz anlatırım. Çünkü düzyazı, yanıltıcıdır. Düzyazının yanıltıcılığı, onun, her yerde ve her zaman yazılabilmesinden, daha doğrusu öyle sanılmasın dan kaynaklanır. Bu nedenle ben, ….
Parçada savunulan düşünceye göre, son cümle, aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanamaz?

A) şiirlerimin beni daha iyi yansıtacağına inanırım
B) düzyazının, kolay gibi görünse de, zor olduğunu bilirim
C) duygularımı şiirle, düşüncelerimi düzyazıyla yansıtırım
D) düzyazılarıma, şiirlerimden daha çok özen göstermek isterim
E) üzerinde yeterince çalışmamışsam, düzyazı yayımlamaktan kaçınırım

2. Pek çok yazar gibi, ben de ancak tatil günlerinde yazı yazarım. Çünkü çalışma günlerinde hayatımı kazanmak zorundayım. Ama yazdığım yazı öyle bir noktaya gelir ki o zaman öğle, akşam, ikindi silinir; hayatımı da, onu kazanmak gerektiğini de unuturum. Her şeyi bir anda silerek sürekli yazmaya dalarım. Hep bildiğimiz gibi yurdumuzda bir yazar için gerekli, olumlu bir ortam yoktur. Ama tutkumuz, dayanılmaz çizgiye gelince -bir alkolik gibi- nerede, nasıl, ne zaman olsa bu esrikliğin (sarhoşluğun) içine dalarız.
Bu parçada, aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı yoktur?

A) Yazılarınızı ne zaman yazarsınız?
B) Çalışma günlerinde de yazı yazar mısınız?
C) Kendinizden geçercesine yazıya daldığınız zamanlar olur mu?
D) Yazarlar için yurdumuzda uygun çalışma ortamı var mıdır?
E) Ailenizle ilgili sorunlar çalışmanızı etkiliyor mu?

3. Bir bilim adamının bütün yaşamı ve dünyası bilim olursa, onun bilime bile yararlı olamayacağına inanırım… Her bilim adamının bilimden başka bir dünyası da olmalıdır: Zaman zaman o başka dünyasına geçip bilime, bilimin dışından da bakabilmelidir. Bilimin soyut bir uğraş olmadığını, bilimin öz konusunun insan olduğunu unutturmayacak bir uğraşı, bir bakış açısı bulunmalıdır bilim adamının.
Parça yazarının bilim adamında aradığı özellik, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bilimin somut, yaşamla iç içe bir uğraş olduğunu görebilme
B) Bilimi kendi koşulları ve kuralları içinde geliştirme
C) Bilimin gelişebilmesi için özgür ortamlar yaratma
D) Yaşamı bilim açısından değerlendiren bir görüşü benimseme
E) Bilimsel gerçeklerle yetinmeyerek sezgilerini de kullanma

4. Bir yazarın “firma” haline gelmesi, yani sanat kişiliğini kabul ettirmesi zordur. Ama, bir yazar firma haline geldi mi daha yaşarken ölümü de başlıyor, demektir. Bizim edebiyat piyasamız bu tür canlı kadavralarla doludur. Bunların hâlâ yaşayabilmeleri, eski ünlerinin gölgelerine sığınmalarındandır.
Bir yazarın, bu parçada anlatılan olumsuz duruma düşmemek için aşağıdakilerden hangisini yapması gerekir?

A) Kendini aşarak yaratıcılığını geliştirmesi
B) Başka türlerde yapıt vermeye yönelmesi
C) Çağının değer yargılarına uyum sağlayabilmesi
D) Yapıtlarını, yeni basımlarında değiştirmesi
E) Okuyucunun istemlerine kulak vermesi

5. Bütün dünyada, artık yerleşen deyişle, “tuğla gibi” romanlar yayımlanıyor. Nedir ki, böyle romancılar, yazdıklarına aldatıcı bir görünüm verseler de, iyi fırınlamadıkları ya da bol kumla karıştırdıkları için dağılıp un ufak oluyor daha ilk eserleri. Kendileri de çok geçmeden unutuluyor.
Bu parçada “tuğla gibi roman” sözüyle asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Romanların kısa yazılmamış olması
B) Romanların sayfalarının okunmasının güç, olması
C) Kalın romanların sanat değerinin düşük olması
D) Okuyucunun, uzun yazılmış romanlara ilgi göstermemesi
E) Romanların, kalın olmalarına karşın sanat değeri taşımaması

6. insanoğlu, dış görünümünü de öz kişiliğini de olduğu gibi göremez, çoğu zaman kendine iltimas eder. Çünkü, iyi kötü herkes kendini beğenir. Gizlese de alçakgönüllülük maskesiye örtse de, herkesin iyi kötü bir yaşam birikimi, birtakım üstünlük avuntuları vardır. Küçük yaştan beri, başkalarından ya daha zeki, ya daha çalışkan, ya daha uslu, ya daha delişmen, ya daha gözü pek, ya “daha” bir şey olduğuna kendini inandırmıştır. Bunu yapmayan insan zaten bunalıma düşer, kimlik arayışına girer.
Bu paragrafın ana düşüncesi, aşağıdaki ata-sözlerinden hangisiyle anlatılabilir?

A) İnsan yedisinde ne ise yetmişinde odur.
B) Yoğurdum ekşidir, diyen olmaz.
C) insan kendini beğenmese çatlar.
D) insanın adı çıkmadansa canı çıkması iyidir.
E) İnsan çeşit çeşit, yer damar damar.

7. Bir toplum içinde her beğeni, her düşünce akımı, o beğenileri, o düşünce akımlarını bizim açıkça kavramamıza aracı olacak şairler yetiştirir. Eski ile yeni, doğan ile gelişen, ömrünü tamamlamakta olan kimi duygular ve düşünceler kendi şairini seçer; sahneye çıkarır. Ölen, dönemini tamamlayan duyarlık dünyaları, antolojilere çekilir, yerini yeni duyarlıklara, yeni şairlere bırakır.
Bu parçada anlatılmak istenenle ilgili en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Her şair, bir düşüncenin sözcüsüdür.
B) Kimi şairler zamanla unutulur, antolojilerde yaşar.
C) Yeni bir dönem, yeni bir duyarlığı yaratır.
D) Şairler, gelişen ya da değerini yitiren görüşlerin sözcüleridir.
E) Her dönemde, birbiriyle çarpışan şiirsel duyarlıklar görülür.

8. Pek çoğumuz, iyi bir günü, her şeyin isteklerimize uygun gittiği bir zaman parçası olarak görürüz, iyi bir yaşamı da, kendi kişisel düşlerimizin gerçekleştiği süre olarak tanımlarız. İnsanların açlığı, çocukların ölmesi, eğitimsizlik bizim sorunumuz değildir, bu konularda sorumluluk duymayız. Yalnız, bu nedenlerle başlayan olaylar şu ya da bu şekilde bizi etkilerse, o zaman tüm sorunların birbirine bağlı olduğunu sezmeye başlarız. Evet, kimse suçlu değildir; ama İngiliz ozanı Francis Thompson’un dediği gibi, “Bu dünyada bir çiçeğin koparılması bile en uzaktaki yıldızları rahatsız eder”.
Bu parçada vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bencilliğini yenemeyen insanlar toplumsal sorunları çözemez.
B) Kişisel düşlerimiz aslında toplumsal özlemlerimizin kaynağıdır.
C) İnsanlar, kendileriyle ilgili görünmeyen sorunlardan da sorumludur.
D) Sorunlar, kişisel değil, toplumsal çabalarla çözüme kavuşur.
E) Küçük sorunların, büyük sorunları doğurduğunu unutmamalıyız.

9. Ünlü romancı Balzac, bir hastalığı hırasında, romanlarından birinin kahramanlarından olan doktorun çağrılmasını boşuna istememiş! Acaba Balzac, hiç gerçek doktor tanımamış mıydı? Tanımaz olur mu? Ama o, düşünde yarattığı doktoru, gerçekten yaşayan doktorlardan daha yakın bulmuştu kendisine. Acaba neden? Kendi yarattığı doktorla daha uzun zaman baş başa kaldığı, daha içli dışlı olduğu; kısacası, onu daha gerçek bulduğu için elbette.
Bu parçada söylenmek istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Hastalanan insanlar, gerçek ile hayali karıştırabilir.
B) Sanat gerçeği, yaşam gerçeğinden daha inandırıcı olabilir.
C) Gerçekten yaşayan kişilerin roman kahramanı olması güçtür.
D) insanlar, kendilerini yakınlık gösteren kişileri unutmazlar.
E) Gerçek kişiler, insana, hayali kişiler kadar yakınlık gösteremez.

10. Burası, benim otuz sene önce gördüğüm, içinde güzel günlerimi geçirdiğim yer değildi. Şu sağ tarafımda kapısız, penceresiz, çatısız yükselen dört duvar, bir zamanlar bahçesinde yüzlerce çocuğun oynadığı mektep olamazdı. Şu önümdeki ulu çınarın dibinde, böyle bataklık ortasında bir taş yığını değil, dört gözlü bir mermer çeşme olacaktı!..
Bu parçanın yazarı, aşağıdakilerden hangisiyle nitelenemez?

A) Yaşama umudunu yitiren
B) Hayal kırıklığına uğrayan
C) Eski güzellikleri bulamayan
D) Eski günlerini özlemle anan
E) Karşılaştığı durumdan aşırı etkilenen

11. Eleştirel düşüncenin amacı gerçekleri açığa çıkarmaktır. Bu nedenle otoriter düşünceye temelinden ters düşer. Otoriter düşünceye bağlı bir insan, çeşitli otoriter güçlerin, önyargıların, dogmaların kendisine aktardıklarını yinelemekfe yetinir. Gerçekte dolaysız iletişim kuramaz. Gerçeklerden kopuk, soyut bir kavram yığını içinde boğulur kalır.
Bu parçada anlatılanlardan aşağıdakilerin hangisine varılamaz?

A) Eleştirel düşünce, otoriter düşünceye ters düşer.
B) Otoriter düşünceye bağlı inanlar, gerçeklere doğrudan ulaşamaz.
C) Gerçekler, eleştirel düşünce ile ortaya çıkarılır.
D) Önyargılı insanlar, eleştirel düşünceden yoksun insanlardır.
E) Otoriter düşünceye bağlı insanlar, eleştiriye tahammül edemez.

12. Güzel ve etkili konuşmanın başta gelen özelliklerinden biri de açıklıktır. Açıklık, anlatılanların, dinleyen tarafından tam olarak ve kolayca anlaşılabilmesi demektir. Söylemek istediklerimize uygun sözcükleri seçme, bunları anlamlarına göre yerli yerinde kullanma, gereksiz sözcüklerden kaçınma ve düşünceleri örneklendirme, konuşmada açıklık sağlayan etkenlerdir.
Bu parçada, “açıklığı sağlayan etken” olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Örneklerden yararlanmaya
B) Gereksizliklerden kaçınmaya
C) Kolay anlaşılmayı sağlamaya
D) Dinleyenlerin istediği doğrultuda konuşmaya
E) Anlatılanlara uygun sözcük kullanmaya

13. Kimi kişiler, çağın getirdiği nimetlerden yararlanmayı ve modern yaşamı reddederek alt düzey bir yaşamı benimsemeyi erdemlilik kanıtı saymaktadır. Bu yaşam yobazlığı, bu sönük ve renksiz yaşam, bir övünme konusu bile yapılmaktadır.
Bu parçada, aşağıdakilerden hangisi “yaşam yobazlığı” olarak belirtilmemiştir?

A) Çağın nimetlerini reddetme
B) Modern yaşama sırt çevirme
C) Alt düzey bir yaşamı kabul etme
D) Sönük ve renksiz bir yaşam sürdürme
E) Eski yaşam anlayışını başkalarına benimsetme

14. Pencereden çekildi. Şimdi ne yapmalıydı? Gözü duvardaki el aynasına ilişti. Gitti, aldı, baktı yüzüne: Aman yarabbi, bu renk!.. Boyansa? Fena olmazdı. Ama, boyası da hiç iyi değildi. Şoförün karısının kullandığından, yerli! Halbuki kocasından Avrupa istemişti. Unutuyordu boyuna, boyuna unutuyordu sersem! Herkesin kocası, karılarının bir dediğini iki etmiyor; dudak boyalarının Avrupa’sını getirdikten başka, vakitsiz gelip gezmeye bile götürüyordu karısını…
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisi ağır basmıştır?

A) Açıklama
B) Tartışma
C) Öyküleme
D) Betimleme
E) Karşılaştırma

15.
Yürekten yüreklere uçuşan
Toprağa renk katan
Irmağa yön veren
Emeğe saygımızdandır
Ekmeği öpmemiz
Bu dizelerin şairi, aşağıdakilerden hangisini vurgulamak istemektedir?

A) Toprağın önemini
B) Emeğin yüceliğini
C) Doğa sevgisini
D) İnsan umudunu
E) Ekmeğin kutsallığını

CEVAP ANAHTARI

1. C        2. E       3. A      4. A      5. E      6. C      7. D       8. C      9. B      10. A       11. E      12. D      13. E      14. C     15. B