<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Halk Edebiyatı &#8211; Edebiyat Öğretmeni. İnfo</title>
	<atom:link href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/halk-edebiyati/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.edebiyatogretmeni.info</link>
	<description>Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin Kaynak Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Dec 2023 20:43:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Köy Seyirlik Oyunları</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/koy-seyirlik-oyunu.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/koy-seyirlik-oyunu.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Jul 2023 21:19:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?page_id=2930</guid>

					<description><![CDATA[KÖY SEYİRLİK OYUNU ♦ Geleneksel tiyatronun kökü çok eskilere giden koludur. Köylü tiyatrosu da diyebileceğimiz bu geleneğin ritüelden (âdet haline gelmiş törensel davranışlar) kaynaklandığı bilinmektedir.Bu nedenle köy oyunlarında belli sözler belli biçimlerde söylenir. Oyunun çerçevesi de kalıplaştığından uzatılması ya da ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>KÖY SEYİRLİK OYUNU</strong></p>
<p>♦ Geleneksel tiyatronun kökü çok eskilere giden koludur. Köylü tiyatrosu da diyebileceğimiz bu geleneğin ritüelden (âdet haline gelmiş törensel davranışlar) kaynaklandığı bilinmektedir.Bu nedenle köy oyunlarında belli sözler belli biçimlerde söylenir. Oyunun çerçevesi de kalıplaştığından uzatılması ya da kısaltılması söz konusu değildir. Ancak günümüzde birçok köy oyununun ritüel işlevinin unutulmuş olması, bu oyunların otantik yapısını değiştirmiş, bu oyunların içine birçok yeni öge girmiştir.</p>
<p>♦ Halk tiyatrosunun genel özelliği olan doğaçlamaya köy oyunlarında da yer verilir.</p>
<p>♦ Günümüzde iletişim olanaklarının artmış olması, köy-kent farklılığın azalması, köyde yaşayan insanların yaşam tarzlarının değişmesi seyirlik köy oyunlarını görme şansını epeyce azaltmıştır.</p>
<p>♦ Seyirlik köy oyunları yapı bakımından daha ilkeldir. Olaylar dizisinde mantıksal zincir çok zayıftır. Bir bakıma yapıdan yoksun bir etkinliktir.</p>
<p>♦ Köy oyunlarında ölüp dirilme, kız kaçırma konuları başta olmak üzere karı-koca geçimsizliği, kaynana-gelin ilişkisi, evde kalmış kız, şehre ya da hacca gitme gibi konular ele alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/koy-seyirlik-oyunu.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orta Oyunu</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/orta-oyunu.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/orta-oyunu.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Jul 2023 21:17:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?page_id=2927</guid>

					<description><![CDATA[Orta Oyunu Nedir Ne Demektir Orta oyunu, Karagöz&#8217;ün perdeden meydana inmiş biçimi gibidir. Perde arkasında tek bir oyuncunun deriden yapılmış figürleri oynatarak perde üzerinde canlandırdığı bir oyun olan Karagöz&#8216;deki hayali kişiler, orta oyununda gerçek aktörlerle bir meydanda oynanır. Kişileri, oyun ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Orta Oyunu Nedir Ne Demektir</h2>
<p>Orta oyunu, Karagöz&#8217;ün perdeden meydana inmiş biçimi gibidir. Perde arkasında tek bir oyuncunun deriden yapılmış figürleri oynatarak perde üzerinde canlandırdığı bir oyun olan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/karagoz-hacivat-oyunu-ornek-metni.htm">Karagöz</a>&#8216;deki hayali kişiler, orta oyununda gerçek aktörlerle bir meydanda oynanır.</p>
<p>Kişileri, oyun repertuvarı, güldürme yöntemleri, kuruluşu birbirine çok benzeyen bu iki oyundan hangisinin hangisinden yararlandığını anlamak çok zordur. Orta oyunu yerine<strong> &#8220;kol oyunu&#8221;</strong>, <strong>&#8220;meydan oyunu&#8221;, &#8220;taklit oyunu&#8221;, &#8220;Zuhuri&#8221;</strong> gibi karşılıklar da kullanılmıştır.</p>
<p>Orta oyununun ilk oynanış biçimleri üzerine fazla bilgi yoktur. Bu oyunla ilgili bilgilerin kaynağı çoğunlukla, orta oyunun son dönemindeki <strong>Kavuklu Hamdi, Küçük İsmail, Abdürrezzak</strong> gibi ustaların uygulamalarında aldığı biçimdir. Oyunun başkişileri <strong>Pişekâr</strong> ve <strong>Kavuklu</strong>&#8216;dur ve oyunun çatısı, bu iki kişinin karşıtlığında gelişir. Oyunun yapısını oluşturan dört bölüm, Karagöz&#8217;de olduğu gibidir:</p>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Orta Oyununun Bölümleri</strong></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1. Öndeyiş:</strong> </span>Zurnanın Pişekâr havası çalması üzerine Pişekâr meydana gelir, seyircileri selamlar ve zurnacıyla konuşur. Daha sonra zurna Kavuklu havası çalar. Bu sefer de Kavuklu ile Kavuklu-arkası (cüce veya kambur) gelir ve kendi aralarında konuşurlar. Çoğu kez Kavuklu ve Kavuklu-arkası, Pişekâr&#8217;ı görünce korkarlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>2. Söyleşme:</strong> </span>Kavuklu&#8217;nun Pişekâr ile karşılaşması ile birlikte ikisi arasında geçen konuşmaların olduğu bölümdür, iki başkişinin çene yarıştırdığı bu bölümde söyleşme önce <strong>&#8220;arzbâr&#8221;</strong> denilen tarzda yapılır. Söyleşenlerin tanıdık çıktığı, birbirlerinin sözlerini ters anladığı güldürücü bir söyleşmedir bu. Daha sonra söyleşme<strong> &#8220;tekerleme&#8221;</strong> tarzında sürdürülür ki tekerlemelerde <strong>Kavuklu, Pişekâr</strong>&#8216;a hayalî bir olayı başından geçmiş gibi anlatır, sonra da bunun bir düş olduğu anlaşılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>3. Fasıl:</strong></span> Tekerlemenin bitimiyle başlayan oyunun asıl bölümüdür. Oyunların birçoğunda Kavuklu&#8217;nun iş aradığı ve Pişekâr&#8217;ın ona bir iş bulduğu görülür. Örneğin Kavuklu, &#8220;Hamam&#8221; oyununda aktar, &#8220;Fotoğrafçı&#8221;da fotoğrafçı, &#8220;Kunduracı&#8221;da eskici çırağı,&#8221;Büyücü Hoca&#8221;da büyücünün çömezi, &#8220;<strong>Kâğıthane Sefası</strong>&#8220;nda kahveci olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>4. Bitiş:</strong> </span>Pişekâr oyunu başlatma görevini üstlendiği gibi bitirme görevini de yerine getirir. Karagöz&#8217;de olduğu gibi seyircilerden özür diler ve gelecek oyunu haber verir.</p>
<h4 style="text-align: justify;"><strong>Karagöz ve Orta Oyunundaki Kişilerin Karşılaştırılması</strong></h4>
<p>1. <strong>Eksen kişiler:</strong> Karagöz-Kavuklu, Hacivat-Pişekâr</p>
<p>2. <strong>Kadınlar:</strong> Bütün zenneler</p>
<p>3. <strong>İstanbul ağzı:</strong> Çelebi, Tiryaki, Beberuhi</p>
<p>4. <strong>Anadolulu kişiler:</strong> Laz, Kastamonulu, Kayserili, Eğinli, Harputlu, Kürt</p>
<p>5. <strong>Anadolu dışından gelenler:</strong> Muhacir (Rumelili), Arnavut, Arap, Acem</p>
<p>6.<strong> Zımmi (Müslüman olmayan kişiler):</strong> Rum, Frenk, Ermeni, Yahudi</p>
<p>7. <strong>Kusurlu ve ruhsal hastalar:</strong> Kekeme, Kambur, Hımhım, Kötürüm, Deli, Esrarkeş, Sağır, Aptal ya da Denyo</p>
<p>8. <strong>Kabadayılar ve sarhoşlar:</strong> Efe, Zeybek, Matiz, Tuzsuz, Sarhoş, Külhanbeyi</p>
<p>9. <strong>Eğlendirici kişiler:</strong> Köçek, Çengi, Kantocu, Hokkabaz, Cambaz, Curcunabaz, Hayalci, Çalgıcı</p>
<p>10. <strong>Olağanüstü kişiler, yaratıklar:</strong> Büyücü, Cazular, Cinler</p>
<p>11. <strong>Geçici, ikincil kişiler ve çocuklar</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/orta-oyunu.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hacivat ve Karagöz Oyunu</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/karagoz-hacivat-oyunu-ornek-metni.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/karagoz-hacivat-oyunu-ornek-metni.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Jul 2023 21:08:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Göstermeye Bağlı Metinler]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Metinleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?page_id=2922</guid>

					<description><![CDATA[Hacivat ve Karagöz Kimdir Karagöz Oyunu Hakkında Bilgi Geleneksel oyunlarımızın en önemlilerinden olan bir gölge oyunudur. Deriden kesilen ve tasvir adı verilen insan, hayvan, bitki ve eşya şekillerinin, arkadan ışıklandırılmış beyaz bir perde üzerinde, çubuklar yardımıyla hareket ettirilmesi esasına dayanır. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: justify;">Hacivat ve Karagöz Kimdir Karagöz Oyunu Hakkında Bilgi</h2>
<p>Geleneksel oyunlarımızın en önemlilerinden olan bir gölge oyunudur. Deriden kesilen ve tasvir adı verilen insan, hayvan, bitki ve eşya şekillerinin, arkadan ışıklandırılmış beyaz bir perde üzerinde, çubuklar yardımıyla hareket ettirilmesi esasına dayanır. <span style="text-align: justify;">Bir </span><a style="text-align: justify;" href="https://www.edebiyatogretmeni.info/karagoz.htm">gölge oyunu</a><span style="text-align: justify;"> olan Karagöz&#8217;ün Türkiye&#8217;ye 16. yüzyılda Mısır&#8217;dan geldiğine dair birtakım kanıtlar gösterilmekle birlikte bu, tartışmalı bir konudur. Gerçek olan ise 17. yüzyılda Karagöz&#8217;ün kesin biçimini aldığıdır. </span></p>
<p><span style="text-align: justify;">Türklerin en çok sevdiği bu gösteri her olaya, her amaca kendini uyduran bir yöntemi içerir. </span><span style="text-align: justify;">Mutlakiyet yönetimi altındaki bir ülkede Karagöz, adeta sınırsız bir özgürlüğün temsilcisidir. &#8220;</span><em style="text-align: justify;">Sansür tanımaz bir vodvilci, yasak tanımaz bir gazete</em><span style="text-align: justify;">&#8221; gibidir. Padişahtan başka kimse onun taşlamalarından kurtulamaz. &#8220;Başveziri yargılar, onu suçlu kılıp Yedikule zindanına kapatır, yabancı elçileri tedirgin eder, Karadeniz&#8217;in amirallerine veya Kırım&#8217;ın generallerine dil uzatır. Halk ise ona alkış tutar, hükümet onu hoşgörüyle karşılar.&#8221; </span></p>
<p>Karagöz oyunu halkın ortak malıdır. Bu oyunlarda gösterilen konuları kimin düzenlediği bilinmez. Zaman içerisinde her Karagöz sanatçısı oyuna bir şeyler eklemiş, zamanın ihtiyaç ve şartlarına göre konuları işlemiştir. Bu nedenle Karagöz, bir tür <strong>&#8220;açık eser&#8217;</strong>dir.</p>
<p><strong>Tuluata (doğaçlama)</strong> dayalı bir oyun olan Karagöz oyununun klasik repertuarında 28 oyun bulunur. &#8220;Bu sayı, her gece bir oyun gösterilen ramazan ayında, Allah&#8217;a ibadetle geçirilmesi gereken Kadir gecesi dışındaki gecelerin sayısına denktir.&#8221; Şeyh Küşteri Karagözcülerin piri kabul edilir. Karagöz&#8217;ü oynatan kişiye <strong>&#8220;hayalî&#8221;</strong> ya da <strong>&#8220;usta&#8221;, &#8220;hayâli&#8221;</strong>nin yardımcısına ise <strong>&#8220;yardak&#8221;</strong> denir.</p>
<p>Perdedeki tüm tiplerin seslerini tek başına konuşan hayalî, taklit ve espri yeteneği gelişmiş, tuluat denilen doğaçlama konuşma alanında usta bir sanatçıdır. Karagöz oyunları, <strong>mukaddime (giriş), muhavere (söyleşi-atışma), fasıl ve bitiş</strong> olmak üzere dört bölümden oluşur. Oyunun baş kişileri <strong>Karagöz ve Hacivat</strong>&#8216;tır. Karagöz, okumamış halkı; Hacivat ise aydın ya da yarı aydın kişileri temsil eder.</p>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Karagöz &#8211; Hacivat Oyununun Bölümleri Nelerdir</strong></h3>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>1. Mukaddime (öndeyiş/giriş):</strong></span> ilk önce müzik eşliğinde boş perdede <strong>&#8220;göstermelik&#8221;</strong> denilen ve konuyla ilgisi olmayan bir nesne gösterilir. Bu bir vakvak ağacı, bir saksıda limon ağacı olabilir. Göstermelik, seyirciyi oyuna hazırlar, onda yanılsama duygusu uyandırır. Göstermelik nâreke denilen kamış düdüğünün cırlak sesiyle kaldırılır. Perdenin solundan oyunun iki başkişisinden biri olan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/karagoz.htm"><strong>Hacivat</strong></a> gelir ve müziğin ritmine uygun hareketlerle bir semai okur.</p>
<p style="text-align: justify;">Semai bitince de &#8220;<strong>Off&#8230;hay Hak</strong>&#8221; diyerek perde gazelini okur. Daha sonra okuduğu beyitle kendine kafa dengi bir arkadaş aradığını belirtir ve perdenin sağ tarafından oyunun diğer başkişisi <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/karagoz.htm">Karagöz</a> gelir. Karagöz&#8217;ün gelmesiyle birlikte aralarında bir dövüş başlar. Hacivat kaçar, Karagöz yere uzanmış olarak seçili bir dille Hacivat&#8217;a veriştirir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>2. Muhavere (Söyleşme):</strong> </span>Oyunun iki başkişisi olan Karagöz ile Hacivat arasında geçen karşılıklı konuşmanın olduğu bölümdür. Fasıl bölümünde canlandırılacak hikâyeden bağımsız konuşmalardır bunlar. Bu bölümün görevi Hacivat ile Karagöz&#8217;ü tanıtmak, özelliklerini göstermektir. Muhaverenin bitiminde önce Hacivat gider, Karagöz de &#8220;Sen gidersin de beni pamuk ipliğiyle mi bağlıyorlar? Ben de gideyim idgâha, dolaba, dilber seyrine; bakalım âyîne-i devran ne suret gösterir! &#8220;der ve perdeden ayrılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>3. Fasıl:</strong> </span>Oyunun hikâyesinin canlandırıldığı asıl bölümdür. Hacivat ve Karagöz&#8217;den başka çok sayıda yardımcı kişinin bu bölümde oyunun akışına göre yer aldığı görülür.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>4. Bitiş:</strong></span> Oyunun en kısa bölümüdür. Karagöz, oyunun bittiğini haber verir, kusurlar için &#8220;<em>Her ne kadar sürç-i lisan ettik ise affola</em>!&#8221; sözüyle af diler ve gelecek oyunun adını duyurur. Bu arada <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/karagoz.htm">Karagöz ile Hacivat</a> arasında geçen kısa söyleşmede oyundan çıkarılacak ders de söylenir.</p>
<h4>Karagöz ile Hacivat Oyunu Metinleri Örnekleri</h4>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat </b>— Hay köftehor hay! Hani &#8220;Mektep gör­düm, mektebe başladım.&#8221; dedin. Mektep gören bu şekilde mi olur?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz —</strong>Ayol, ben mektebe başladım; fakat mek­tep yapılırken rençperlik ile başladım çok çalıştım, ır­gat başı olmak bir türlü  kısmet olmadı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hacivat  </strong>  — Ya! &#8220;Mürekkep yaladım.&#8221; dedin?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — Yaladım ama, bizim oğlanın hokkası odaya döküldü, hatunun korkusundan tahta temizlen­sin diye yerden mürekkebi yaladım.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat   </b>— &#8220;Elif yuttum.&#8221; dedin?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz —</strong> Pis boğazlık; çakal eriği imiş, acele ile yuttum, çekirdeği gırtlağımda kaldı, az daha boğulu­yordum.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat   </b>— Hani canım &#8220;Kâğıt karaladım.&#8221; dedin?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — Geçen kış odanın penceresinin camı kı­rıldı, biz de kâğıt yapıştırdık; bizim oğlan ona musal­lat olmuş, onunla oynuyor; ben de kızdım, paraladım.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat </b>— Sen adetâ terbiyesizlik ediyorsun. &#8220;Fârisî gördüm.&#8221; dedin?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — Onu komşunun bahçesinde gördüm, sen de görsen ağzının suyu akar.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat   </b>— Ne söylüyorsun, canım?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — Kayısı be, kayısı!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hacivat </strong>   — Hani &#8220;Binâ&#8217;ya çıktım&#8221; dedin?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — Binaya rençperlik ettiğim tarihte om­zumda çamur teknesiyle çıktım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hacivat </strong>  — Maksûd gördün mü?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — Maksud&#8217;u görmedim, Hamparsum&#8217;la görüştük.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat </b>— &#8220;Mantık bilirim.&#8221; diyorsun; mantık neden bahseder, nasıl şeydir bakalım?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — Efendim, mantı, mide fesadından bah­seder. Yufkayı bol yağda kızartırsın, üzerine kıyma, üstüne de yoğurdu dökersin, geçersin başına; senin elini bağlamalı, benim dahi ayağımı; sahana kaşığı çal ha çal!</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat </b>— Sahanı başına geçsin! Fârisîden Tâlim-i Fârisi?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — Bizim komşudur nalıncının karısı.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat   </b>— Tuhfe-i Vehbi?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong> — O ahbabımdır, Turşucu Vehbi.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat </b>— Karagöz, sen aklını mı bozdun? Pend-i Attâr?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong>  — Orada onunla konuştuk.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat</b><b>   </b>— Kiminle birader?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz </strong> — Pendik&#8217;teki aktarla.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat</b><b>   </b>— Gülistan?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz</strong>  — Bir <a title="kadın sitesi" href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a>ın sırtında gördüm.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hacivat </strong>   — Neyi Karagöz?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz </strong> — Güllü fistan.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat</b><b>   </b>— Hafız Divanı?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz </strong> — Onu kovdum.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat</b><b>   </b>— Kimi?</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Karagöz </strong> —Hırsız Yuvan&#8217;ı.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hacivat</b><b>  </b>— Seni maymun seni! Seni cahil musibet! &#8220;Hiçbir şey bilmem.&#8221; desen ne olur?</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Bilinmeyen Kelimeler:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><b>b</b><b>î</b><b>n</b><b>â</b><b>ya </b><b>çı</b><b>kmak: </b>Dil bilgisinde fiil konusuna geçmek, fiilleri çatı bakımından incelemeye başlamak.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>G</b><b>ü</b><b>listan: </b>İranlı şair Sadi&#8217;nin eseri.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Haf</b><b>ı</b><b>z: </b>İranlı bir şair.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Maks</b><b>û</b><b>d: </b>Arapça dil bilgisi kitabı.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Pend-i Attar: </b>iranlı Feridüttin Attar&#8217;ın eseri.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>talim-i Faris</b><b>î</b><b>: </b>Farsça dersleri.</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Tuhfe-i Vehb</b><b>î</b><b>: </b>Sümbülzade Vehbi&#8217;nin hazırladığı Farsça &#8211; Türkçe sözlük.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/karagoz-hacivat-oyunu-ornek-metni.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meddahlık</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/meddahlik.htm</link>
					<comments>https://www.edebiyatogretmeni.info/meddahlik.htm#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Jul 2023 20:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?page_id=2918</guid>

					<description><![CDATA[Meddah Nedir Ne Demektir Meddah, seyirlik halk oyunlarının kimi ortak öğelerini kullanarak anlatan kişidir. Meddahlık, 17. yüzyıldan sonra bir yandan gerçekçi hikâyeciliğe dönüşmüş; bir yandan da saray maskaralarının ve mukallitlerinin hünerlerini de benimseyerek taklit ve temsil yönünü geliştirmiş, böylece seyirlik ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Meddah Nedir Ne Demektir</strong></h2>
<p>Meddah, seyirlik halk oyunlarının kimi ortak öğelerini kullanarak anlatan kişidir. Meddahlık, 17. yüzyıldan sonra bir yandan gerçekçi hikâyeciliğe dönüşmüş; bir yandan da saray maskaralarının ve mukallitlerinin hünerlerini de benimseyerek taklit ve temsil yönünü geliştirmiş, böylece seyirlik bir sanat özelliğini kazanmıştır.</p>
<p>Meddah adı verilen kişinin, bir hikâyeyi canlandırarak anlattığı bu sanat, bir bakıma tek kişinin oynadığı bir tiyatro oyununa benzer. Meddahın anlatımında &#8220;<strong>dedi, cevap verdi, söyledi</strong>&#8230;&#8221; biçiminde söylenenlerin bir anlatıcı tarafından aktarılmasını sağlayan ifadeler yoktur. Meddah bu tür aktarma araçlarına başvurmadan, ses ve şive değişikliğiyle konuşanların kişiliğini belirtir. Yani anlatma yöntemini değil, gösterme yöntemini kullanır.</p>
<p>Meddahlık geleneği, Batı etkisinin başlamasından sonra gelişiminin son döneminde hikâyecilik öğesini tümüyle atarak sadece göstermeye dayalı bir sanat olmuştur.&#8217;Örneğin son meddahlardan<strong> Borazan Tevfik</strong>, şehir hayatının günlük sahnelerini sadece taklitlerle, bir hikâyeye bağlamadan canlandıran bir sanatçı olarak tanınmıştır. <strong>Meddah Sururi</strong> de aynı tekniği plaklarında denemiştir. 20. yüzyıl başlarında <strong>Ahmet Rasim</strong> ve <strong>Ercüment Ekrem Talu</strong>, bu geleneği günlük gazetelerde mizah yazılarıyla sürdürmek istemişlerdir.</p>
<h3>Meddahlık Geleneği ve Özellikleri Nelerdir</h3>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Meddah taklit yaparak hikâyeler anlatan; anlattığı hikâyeyi bir bakıma, tek başına oynayan kişidir.</li>
<li style="text-align: justify;">Meddahlık, perdesi, sahnesi, dekoru, kostümü tek kişide, meddah denen sanatçıda, toplanmış bir gösteri (temaşa) sanatıdır.</li>
<li style="text-align: justify;">Meddah, dinleyicilerden daha yüksekçe bir sekiye konmuş bir sandalyeye oturarak hikâyelerini anlatır.</li>
<li style="text-align: justify;">Meddahın anlatışını, günlük yaşamdaki olaylar, masallar, destanlar, hikâyeler ve efsaneler oluşturur.</li>
<li style="text-align: justify;">Meddah, aksesuar olarak bir mendil ve bastondan yararlanır. Mendili türlü ses ve şive taklitleri yaparken ağzını, burnunu kapamak için; bastonu da çeşitli sesler, gürültüler (efekt) çıkarmak için kullanır.</li>
<li style="text-align: justify;">Meddah, genellikle güldürücü ama ahlaki ve edebi sonuç çıkarılacak hikâyelerine klişeleşmiş <em>&#8220;râvıyân-ı ahbar ve nâkılân-ı asar ve muhaddisân-ı rüzigar şöyle rivayet ederler ki</em>&#8221; şeklinde söz başı ile başlar, daha sonra kahramanları sayıp hikayesini anlatır.</li>
<li style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/meddahlik.htm">Meddahlık</a>, özellikle, ramazan gecelerinde, bayramlarda, sünnet düğünlerinde halkın rağbet ettiği bir sanattır.</li>
<li style="text-align: justify;">Meddahlar hakkında bilgilerimiz Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar gitmektedir. Anadolu&#8217;da yakın zamanlara kadar devam eden bu gelenek televizyonun yaygınlaşmasıyla yok olmuştur. Bu sanatın günümüzdeki uzantısı stand-up yapan shovvmenlerdir.</li>
</ul>
<h4>Meddah Örneği Metinleri</h4>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Haşmet Zeybek&#8217;in&#8221; Zilli Şıh&#8217; adlı meddah hikâyesinin giriş bölümünden &#8220;</strong></span><br />
Hay hak,<br />
Hak dostum, Hak!<br />
Bir çuval altın bırak<br />
Hamal parasını da ayrı bırak.<br />
Kimseler alınmasın<br />
Bizimkiler salınmasın<br />
Görevliler gocunmasın<br />
Seyircimiz gocunmasın<br />
isim isme<br />
Kişim kimse<br />
Cisim cisme<br />
Semt semte benzer<br />
İşte serdik gözünüzün önüne halımızı<br />
Yeşilimizi, alımızı, tutanağımızı, dalımızı<br />
Başlatalım artık masalımızı&#8230;<br />
Öyle başlayalım deyince hemen başlanmaz<br />
Her önüne gelen taşlanmaz<br />
Kuralım bir dünya<br />
Âşık Yunus&#8217;tan alalım bir destur.<br />
Ahi bizi tutmasın<br />
Adı yerde kalmasın.<br />
Âdem vardır cismi temiz<br />
Arı vardır uçup gezer<br />
Alır abdest olmaz temiz<br />
Teni tenden geçip gezer<br />
Halkı tân eylemek nemiz<br />
Softa bizden kaçıp gezer<br />
Bilcümle vebal bizdedir.<br />
Arı biziz bal bizdedir<br />
Yer ve zaman<br />
İşte bir mekân<br />
Koca bir meydan<br />
Etrafı çepeçevre dükkân<br />
Dükkânlar karşı karşı<br />
Cıvıl cıvıl bir çarşı<br />
Esnafın piri<br />
Yüce Ahi Evran Veli<br />
Alalım bir destur:<br />
&#8216;- Her sabah besmele ile açılır dükkânımız<br />
Ahi Evran Velf&#8217;dir pirimiz hünkârımız.&#8217;<br />
Hep birlikte asma kilide sokulur anahtarlar<br />
Döndürü döndüm açar parmaklar</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.edebiyatogretmeni.info/meddahlik.htm/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masalcılık &#8211; Masal Anlatma Geleneği</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/masalcilik-masal-anlatma-gelenegi.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2013 00:25:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1574</guid>

					<description><![CDATA[MASALCILIK (MASAL ANLATMA GELENEĞİ) Kişi kadrosu insanlar, hayvanlar, cadı, cin, dev, peri vb. varlıklardan meydana gelen, olay örgüsü bu varlıkların gerçekleştirdikleri olağanüstülükler üzerine kurulan, zaman ve mekânlar bakımından tamamen hayal öğesine dayanan halk öykülerine masal; asırlar boyunca masalların bu biçimde ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3787" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi-2.jpg" alt="Masalcılık – Masal Anlatma Geleneği
" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi-2.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi-2-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<h2 style="text-align: justify;">MASALCILIK (MASAL ANLATMA GELENEĞİ)</h2>
<p style="text-align: justify;">Kişi kadrosu insanlar, hayvanlar, cadı, cin, dev, peri vb. varlıklardan meydana gelen, olay örgüsü bu varlıkların gerçekleştirdikleri olağanüstülükler üzerine kurulan, zaman ve mekânlar bakımından tamamen hayal öğesine dayanan <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/halk-hikayesi-2.htm">halk öyküleri</a>ne masal; asırlar boyunca masalların bu biçimde oluşturulması ve anlatılması neticesinde oluşan edebiyat geleneğine de masalcılık (masal anlatma geleneği) adı verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Masal anlatma geleneğinin, nerede başladığına dair kesin bir bilgi bulunmasa da ilk masalların Hindistan&#8217;da anlatıldığı ve bütün dünyaya buradan yayıldığı tahmin edilmektedir.<br />
Masallar, çoğunlukla anonim nitelik taşır. Bunların önemli bir bölümü, sözlü gelenekle kuşaktan kuşağa aktarılmış, daha sonra yazıya geçirilmiştir.<br />
Masal, bütün dünyada -özellikle de kitle iletişim olanaklarının gelişmediği ve yazılı metinlere ulaşmanın çok zor olduğu dönemlerde- çocukları eğlendirmenin ve eğitmenin en önemli aracı olarak düşünülmüş; bu bağlamda masalın kendisi kadar masalı anlatan kişi (masalcı) de önem kazanmıştır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3788" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi.jpg" alt="Masalcılık – Masal Anlatma Geleneği
" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/Masalcilik-–-Masal-Anlatma-Gelenegi-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/masal.htm">Masal</a>lar, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/destanlar">destanlar</a>dan farklı olarak düz yazı (mensur-nesir) biçiminde ve tamamen hayal öğesinden yararlanılarak oluşturulur. Masallarda akıcı, duru, açık ve yalın bir anlatım kullanılır; uzun betimlemelere, psikolojik çözümlemelere yer verilmez. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/olay-orgusu.htm">Olay örgüsü</a>nün anlatımında geniş zaman ya da öğrenilen (-miş&#8217;li) geçmiş zaman kipi kullanılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Masallarda kişi kadrosu çoğunlukla iyilik-kötülük, adalet-zulüm, alçakgönüllülük-kibir gibi karşıt durumları temsil eden varlıklardan (insanlar, hayvanlar, bitkiler, cansız varlıklar; dev, cin, peri vb.) oluşur. Metindeki olay örgüsü, bu varlıkların temsil ettikleri kavramların karşıtlığından doğan çatışma ya da insanların ulaşılması güç hayalleri üzerine kurulur. Masallardaki mekânlar (Kaf Dağı, devler âlemi, gerçek dünyada rastlanması imkânsız bahçe, saray, ırmak, şehir vb.) tamamen düş gücüyle yaratılır. Masallardaki olay örgüleri gerçek dünyadakine benzemeyen; gün, ay, yıl, yüzyıl gibi sürelerin anlamını yitirdiği hayalî bir zaman diliminde gerçekleşir.</p>
<p style="text-align: justify;">Masallarda millî ve dinî öğelere genellikle yer verilmez. Bu bağlamda masalların evrensel bir nitelik taşıdığı söylenebilir. Bununla birlikte her masal, oluşturulduğu topluma ait bazı izler taşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk masallarında anlatıcı, masalı anlatmaya başlamadan önce dinleyicileri masalın havasına sokmak ve masal anlatmadaki ustalığını göstermek için birtakım <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/kafiye-uyak-ve-redif.htm">kafiye</a>li sözlere, çoğunlukla da <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tekerleme.htm">tekerleme</a>lere başvurur. Bu bölüm bittikten sonra olay örgüsünü anlatmaya başlar. Olay örgüsünü anlatmayı bitirip masalı güzel bir sonuca bağladıktan sonra bu güzel sonucu dinleyiciler için de ister, bir bakıma onlar için dua eder.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Masal Türleri</strong></span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li style="text-align: justify;"><strong>1. Asıl masallar:</strong> Masalların buraya kadar anlattığımız genel niteliklerini üzerlerinde taşıyan, masal denince akla ilk gelen masallar.</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>2. Hayvan masalları:</strong> Kişi kadrosu hayvanlardan seçilen ve daha çok öğretici nitelik taşıyan masallar</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>3. Güldürücü masallar:</strong> Dinleyicileri güldürme amacıyla oluşturulan masallar.</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>4. Zincirlemen masallar:</strong> Küçük ve önemsiz bir dizi olayın birbirine bağlanmasıyla oluşturulan masallar. .</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>5. Yapma masallar:</strong> Halk masallarına benzetilerek oluşturulan, yazarları belli olan masallar</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşık Edebiyatı</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/asik-edebiyati.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 15:44:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1553</guid>

					<description><![CDATA[Aşık Edebiyatı &#8211; Âşık Tarzı Halk Şiiri: &#8220;Saz şairi, halk şairi, çöğür şairi, meydan şairi&#8221; gibi adlarla da bilinen âşıkların meydana getirdikleri şiirler, bu gelenek içinde değerlendirilmektedir. Bu şiir geleneğinin belli başlı özellikleri şunlardır: 1. Âşık tarzı halk şiiri, özellikle yapı ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Aşık Edebiyatı &#8211; Âşık Tarzı Halk Şiiri:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>&#8220;Saz şairi, halk şairi, çöğür şairi, meydan şairi&#8221; gibi adlarla da bilinen âşıkların meydana getirdikleri şiirler, bu gelenek içinde değerlendirilmektedir. Bu şiir geleneğinin belli başlı özellikleri şunlardır:</strong></em></p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;"><strong>1.</strong> Âşık tarzı halk şiiri, özellikle yapı ve ahenk unsurları yönünden <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/islamiyet-oncesi-turk-edebiyati">İslamiyet öncesi Türk şiiri</a>nin devamı niteliğindedir.<br />
<strong>2.</strong> Âşıklar, <strong>usta-çırak</strong> geleneği içinde yetişen kişilerdir.<br />
<strong>3.</strong> Âşık tarzı halk şiiri ürünleri, kendilerine özgü ezgilerle söylenmiş, bu ezgilerin oluşturulmasında Türk halk müziğinin en önemli enstrümanı olan ve <strong>&#8220;bağlama, çöğür, cura, bozuk, divan&#8221;</strong> gibi çeşitleri bulunan sazdan yararlanılmıştır.<br />
<strong>4.</strong> Âşıklar, şiirlerini sözlü gelenek içinde oluşturmuş, bu şiirlerin sonraki zamanlara aktarılması da çoğunlukla bu şekilde olmuştur.<br />
<strong>5.</strong> Âşıkların bir bölümü köylerde, bir bölümü göçebe  aşiretler arasında , bir kısmı asker ocaklarında, bir diğer kısmı da kasaba ve kentlerde yaşamış ve ürün vermiştir.<br />
<strong>6.</strong> Âşık tarzı halk şiirinde <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/nazim-birimleri">nazım birimi</a> dörtlüktür. Şiirlerin çoğu <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/hece-olcusu.htm">hece ölçüsü</a>yle söylenmiştir.<br />
<strong>7.</strong> Âşık tarzı halk şiirinde daha çok yarım kafiye kullanılmış, bazen sadece rediflerle ses benzerliği sağlanmıştır.<br />
<strong>8.</strong> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/soz-sanatlari">Söz sanatları</a>ndan en çok <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tesbih-benzetme-sanati.htm">benzetme</a> ve açık <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/istiare.htm">istiare </a>kullanılmıştır.<br />
<strong>9.</strong> Aşık Edebiyatının<span style="text-decoration: underline;"> en çok işlenen teması aşktır</span>. Aşk temasının dışındaki önemli temalar şu şekilde sıralanabilir: Özlem, tabiat, mertlik, ölüm, toplumsal problemler, din, zamandan şikâyet.<br />
<strong>10.</strong> Bu şiir geleneğindeki<span style="text-decoration: underline;"> nazım şekilleri koşma, semai, varsağı ve destan</span>dır.<br />
<strong>11.</strong> Âşık tarzı halk şiiri ürünleri, temalarına göre şu nazım türleriyle adlandırılmıştır:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>a. Güzelleme:</strong> </span>Aşk, doğa gibi temaların ele alındığı şiirler.</li>
<li style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>b. Koçaklama:</strong> </span>Yiğitlik, kahramanlık, savaş gibi temaların işlendiği şiirler.</li>
<li style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>c. Taşlama:</strong> </span>Bir kişi ya da topluluğun bozuk, beğenilmeyen yönlerinin dile getirildiği şiirler.</li>
<li style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>d. Ağıt:</strong> </span>Sevilen bir kişinin ölümünden ya da büyük âfetlerde yaşanan toplu kayıp ve yıkımlardan duyulan üzüntünün dile getirildiği şiirler.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anonim Halk Şiiri</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/anonim-halk-siiri.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 15:23:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Anonim Halk Edebiyatı Ürünleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1551</guid>

					<description><![CDATA[Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı olmuş şiirler, anonim halk şiiri geleneği içinde ele alınır. Bu şiir geleneğinin en önemli nazım şekilleri Şunlardır: Mâni Türkü Ağıt Ninni Destan Anonim Halk Şiirine Örnekleri: MANİ Kaşların ok dedikçe Kirpiğin çok dedikçe Pek mi ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı olmuş şiirler, anonim halk şiiri geleneği içinde ele alınır. Bu şiir geleneğinin en önemli <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/nazim-sekilleri">nazım şekilleri</a> Şunlardır:</p>
<ol>
<li><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/mani.htm">Mâni</a></li>
<li><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/turku.htm">Türkü</a></li>
<li><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/agit.htm">Ağıt</a></li>
<li><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/ninni.htm">Ninni</a></li>
<li><a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/destan.htm">Destan</a></li>
</ol>
<h3><strong>Anonim Halk Şiirine Örnekleri:</strong></h3>
<blockquote><p><strong>MANİ</strong><br />
<em>Kaşların ok dedikçe</em><br />
<em> Kirpiğin çok dedikçe</em><br />
<em> Pek mi gönlün büyüdü</em><br />
<em> Sen gibi yok dedikçe</em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>TÜRKÜ </strong></p>
<p><em>Mızıka çalındı düğün mü sandın</em><br />
<em> Al (beyaz) yeşil bayrağı gelin mi sandın</em><br />
<em> Yemen&#8217;e gideni gelir mi sandın</em></p>
<p><em>Tez gel ağam tez gel dayanamirem</em><br />
<em> (Dön gel ağam dön gel dayanamiram)</em><br />
<em> Uyku gaflet basmış uyanamirem</em><br />
<em> Ağam öldüğüne (ey ey ey) inanamirem</em></p>
<p><em>Koyun gelir kuzusunun adı yok</em><br />
<em> Sıralanmış küleklerin sütü yok</em><br />
<em> Ağamsız da bu yerlerin tadı yok</em></p>
<p><em>Tez gel ağam tez gel dayanamirem</em><br />
<em> (Dön gel ağam dön gel dayanamiram)</em><br />
<em> Uyku gaflet basmış uyanamirem</em><br />
<em> Ağam öldüğüne (ey ey ey) inanamirem</em></p>
<p><em>Ağamı yollarlar (yolladım) Yemen eline</em><br />
<em> Çifte tabancayı (tabancalar) takmış beline</em><br />
<em> Ayrılmak olur mu yeni (taze) geline</em></p>
<p><em>Tez gel ağam tez gel dayanamirem</em><br />
<em> (Dön gel ağam dön gel dayanamiram)</em><br />
<em> Uyku gaflet basmış uyanamirem</em><br />
<em> Ağam öldüğüne (ey ey ey) inanamirem</em></p>
<p><strong>Yöresi:</strong> Erzurum<br />
<strong>Kaynak kişi:</strong> Faruk Kaleli<br />
<strong>Derleyen:</strong> Muzaffer Sarısözen</p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halk Şiiri</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/halk-siiri.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2013 14:59:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1548</guid>

					<description><![CDATA[Halk Şiiri Yapı, ahenk ve bazı temalar bakımından İslamiyet&#8217;in kabulünden önceki Türk şiiriyle benzerlikler gösteren halk şiiri geleneğinin belli başlı özellikleri şunlardır: 1. Halk şairlerinin pek çoğu, düzenli eğitimden geçmeyen, halkın içinden gelip onların ortak duyarlıklarını, hayallerini yansıtan kişilerdir. 2. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3446" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/halk-siiri.jpg" alt="halk şiiri" width="960" height="540" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/halk-siiri.jpg 960w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/12/halk-siiri-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<h2>Halk Şiiri</h2>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>Yapı, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/siirde-ahenk-unsurlari">ahenk </a>ve bazı temalar bakımından <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/islamiyet-oncesi-turk-edebiyati">İslamiyet&#8217;in kabulünden önceki Türk şiiri</a>yle benzerlikler gösteren <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/halk-siiri.htm">halk şiiri</a> geleneğinin belli başlı özellikleri şunlardır:</strong></em></p>
<p style="padding-left: 30px; text-align: justify;">1. Halk şairlerinin pek çoğu, düzenli eğitimden geçmeyen, halkın içinden gelip onların ortak duyarlıklarını, hayallerini yansıtan kişilerdir.<br />
2. Halk şiiri soyut, yüce ve ideal olandan çok yaşamın realitelerine dönük bir şiir geleneğidir.<br />
3. Halk şiiri, sözlü gelenek içinde oluşturulmuş; sonraki kuşaklara da çoğunlukla bu yolla aktarılmıştır.<br />
4. Halk şairlerinin şiirleri mecmua ve cönk denilen defterlerde toplanmıştır.<br />
5. Halk şiirinde kimi zaman Arapça ve Farsça kelimeler yoğun bir şekilde kullanılmışsa da çoğu defa halkın <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/gunluk-2.htm">günlük</a> konuşma dilindeki kelimeler kullanılmıştır.<br />
6. Şiirlerde ortak dilde kullanılan kelimelerin yanında birtakım yöresel söyleyiş, sözcük ve deyimlere de yer<br />
verilmiştir.<br />
7. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/divan-edebiyati">Divan edebiyatı</a>ndaki kadar olmasa da bazı şiirlerde <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/edebi-sanatlar">edebî sanatlar</a>a ve kalıplaşmış söyleyişlere yer verilmiştir.<br />
8. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/halk-edebiyati">Halk edebiyatı</a>nda anlatım içten, canlı ve yalındır.<br />
9. Halk edebiyatında <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/mani.htm">mani</a>, koşma, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/turku.htm">türkü</a>, semai gibi <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/nazim-sekilleri">nazım şekilleri</a> kullanılmış; şiirler, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/siirde-tema.htm">tema</a>ları bakımından <span style="text-decoration: underline;">güzelleme, koçaklama, taşlama, nefes</span> gibi adlar almıştır.<br />
10. Halk şiirinde aşk, ayrılık, sevgiliye özlem, doğa güzelliği, toplumsal olaylar, ölüm, yiğitlik, din ve <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/tasavvuf-edebiyati">tasavvuf</a> gibi temalar işlenmiştir.<br />
11. Şiirlerde birim değeri genellikle <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/dortluk-kita.htm"><strong>dörtlük</strong></a>tür.<br />
12. Şiirler, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/hece-olcusu.htm">hece ölçüsü</a>yle söylenmiş, en çok 7, 8,11 &#8216;li kalıplar kullanılmıştır. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/divan-siiri.htm">Divan şiiri</a>nden etkilenmeler sonucu bazı <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/tag/halk-edebiyati-sairleri">halk şairleri</a> <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/aruz-olcusu-vezni.htm">aruz ölçüsü</a>nü de kullanmıştır.<br />
13. Genellikle <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/kafiye-uyak-ve-redif.htm">yarım uyak</a>, bazen de cinaslı kafiye kullanılmış, çoğu zaman da <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/kafiye-uyak-ve-redif.htm">redif</a>lerle ses benzerliği yakalanmaya çalışılmıştır.<br />
14. Şiirler, kendilerine özgü ezgilerle söylenmiştir.<br />
15. Halk şiiri zaman içinde kendi alt geleneklerini oluşturmuştur. Bu gelenekler şunlardır:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><span style="text-align: justify;">a. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/anonim-halk-siiri.htm">Anonim halk şiiri</a></span></li>
<li><span style="text-align: justify;">b. <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/asik-edebiyati.htm">Âşık tarzı halk şiiri</a></span></li>
<li><span style="text-align: justify;">c. </span><a style="text-align: justify;" href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/tasavvuf-edebiyati">Dinî-tasavvufi halk şiiri</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayburtlu Zihni</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/bayburtlu-zihni.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2013 21:14:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[19. yüzyıl halk edebiyatı şairleri]]></category>
		<category><![CDATA[Halk edebiyatı şairleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1400</guid>

					<description><![CDATA[BAYBURTLU ZİHNİ (19. YÜZYIL) Yaşadığı dönemin ünlü âşıklarındandır. Bayburt&#8217;ta doğmuş (1795), öğrenimini Erzurum ve Trabzon medreselerinde yapmıştır. 1816-17 yıllarında İstanbul&#8217;a gelerek Mustafa Reşit Paşa ile yakınlık kurmuş ve Divan-ı Hümayun kalemine girmiştir. Bir süre İstanbul&#8217;da kaldıktan sonra Bayburt&#8217;a dönen ozanın sonraki yaşamı ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>BAYBURTLU ZİHNİ (19. YÜZYIL)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yaşadığı dönemin ünlü âşıklarındandır. Bayburt&#8217;ta doğmuş (1795), öğrenimini Erzurum ve Trabzon medreselerinde yapmıştır. 1816-17 yıllarında İstanbul&#8217;a gelerek Mustafa Reşit Paşa ile yakınlık kurmuş ve Divan-ı Hümayun kalemine girmiştir. Bir süre İstanbul&#8217;da kaldıktan sonra Bayburt&#8217;a dönen ozanın sonraki yaşamı çeşitli görevlerle gittiği Hopa&#8217;dan Akka&#8217;ya, Ünye&#8217;den Mısır&#8217;a uzanan geniş bir coğrafyada geçmiştir. (Ölümü1859) Divan&#8217;ı ile başından geçen olayları manzum olarak anlatan <strong>Sergüzeştname</strong> adlı eseri bulunan şair, daha çok divan şairi olmak kaygısını gütse de bugünkü ününü sayıca az olan, hece ile söylemiş koşmaları ile destanlarına borçludur.</p>
<p style="text-align: justify;">Divan&#8217;ında divan şiirinin bütün biçimleri ile yazılmış şiirler vardır. Usta bir taşlamacı (hicivci) olan ozan, bu tür eserlerinde yer yer açık saçık ve kaba küfürlere de başvurmuştur. Hicivciliği mizacının ve uğradığı haksızlıkların bir sonucudur.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bayburtlu Zihni, bir işi için İstanbul&#8217;a geldiğinde, devlet dairelerinden birine uğrar. Ancak oradaki memurlar, onun kıyafetini yadırgar ve kendisiyle alay etmeye başlarlar. Memurlardan biri:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>&#8220;Hoca efendi..&#8221; der. &#8220;Siz hem akıllı, hem de bilgili bir zata benziyorsunuz. Acaba benim yaşımı tahmin edebilir misiniz?&#8221;</em><br />
<em> Bayburtlu Zihni, altmışına yaklaşmış zâta cevap verir:</em><br />
<em> &#8220;Zât-ı âliniz, 30-35 civarında gösteriyorsunuz efendim&#8230;&#8221;</em><br />
<em> Zihni ile dalga geçmek isteyen diğer memurlar da aynı soruyu sormaya başlarlar. Şair, her birinin yaşını 15-20 yaş küçülterek söyleyince, o dairenin amiri lâfa karışır ve alaycı bir tavırla:</em><br />
<em> &#8220;Efendi hazretleri..&#8221; der. &#8220;Ne de güzel tahminlerde bulundunuz. Bu kabiliyet, sizde doğuştan mıdır? Yoksa daha sonra mı kazandınız?&#8221;</em><br />
<em> Bayburtlu Zihni, cevabı yapıştırır:</em><br />
<em> &#8220;Meslekten gelen bir kabiliyettir efendim. Babam at baytarıydı, bendeniz de eşeklere ve sıpalara bakardım.</em></p>
<p><object width="235" height="52" classid="clsid:6bf52a52-394a-11d3-b153-00c04f79faa6" codebase="http://activex.microsoft.com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701"><param name="pluginspage" value="http://www.microsoft.com/Windows/MediaPlayer/" /><param name="url" value="http://video.eba.gov.tr/155/53f/c31/984/493/b44/3b1/b08/ebb/58a/041/7aa/bc8/f80/002/15553fc31984493b443b1b08ebb58a0417aabc8f80002.mp3?name=Bayburtlu%20Z%C4%B0HN%C4%B0.mp3" /><param name="controller" value="true" /><param name="loop" value="loop" /><param name="transparentstart" value="1" /><param name="autostart" value="true" /><embed width="235" height="52" type="application/x-mplayer2" src="https://video.eba.gov.tr/155/53f/c31/984/493/b44/3b1/b08/ebb/58a/041/7aa/bc8/f80/002/15553fc31984493b443b1b08ebb58a0417aabc8f80002.mp3?name=Bayburtlu%20Z%C4%B0HN%C4%B0.mp3" pluginspage="http://www.microsoft.com/Windows/MediaPlayer/" controller="true" loop="loop" transparentstart="1" autostart="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="http://video.eba.gov.tr/155/53f/c31/984/493/b44/3b1/b08/ebb/58a/041/7aa/bc8/f80/002/15553fc31984493b443b1b08ebb58a0417aabc8f80002.mp3?name=Bayburtlu%20Z%C4%B0HN%C4%B0.mp3" length="14401936" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Seyrani</title>
		<link>https://www.edebiyatogretmeni.info/seyrani.htm</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2013 18:16:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[19. yüzyıl halk edebiyatı şairleri]]></category>
		<category><![CDATA[Halk edebiyatı şairleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edebiyatogretmeni.info/?p=1321</guid>

					<description><![CDATA[SEYRANİ (19. YÜZYIL) XIX. yüzyıl Halk edebiyatının ünlü üstadları arasındadır. Özellikle taşlamalarıyla ün yapmıştır. Kayseri&#8217;nin şimdiki ismi Develi olan Everek ilçesinde dünyaya gelmiş (1800), yine hayata gözlerini açtığı yerde vefaat etmiştir (1866). 1830&#8217;lu senelerde İstanbul&#8217;dayken padişaha varıncaya kadar dönemin önde ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-3775" src="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Seyrani.jpg" alt="Seyrani
" width="1200" height="675" srcset="https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Seyrani.jpg 1200w, https://www.edebiyatogretmeni.info/wp-content/uploads/2013/11/Seyrani-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SEYRANİ (19. YÜZYIL)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">XIX. yüzyıl <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/category/turk-edebiyati-konu-anlatimi/halk-edebiyati">Halk edebiyatı</a>nın ünlü üstadları arasındadır.<span style="text-decoration: underline;"> Özellikle taşlamalarıyla ün yapmıştır.</span><br />
Kayseri&#8217;nin şimdiki ismi Develi olan Everek ilçesinde dünyaya gelmiş (1800), yine hayata gözlerini açtığı yerde vefaat etmiştir (1866).<br />
1830&#8217;lu senelerde İstanbul&#8217;dayken padişaha varıncaya kadar dönemin önde gelenlerini eleştirdiğinden Kayseri&#8217;ye dönmek zorunda kalmış, sonraki senelerde de pervasız, deli dolu tutumundan dolayı &#8220;<strong>Deli Seyrani</strong>&#8221; ismiyle ün yapmıştır<br />
<a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/aruz-olcusu-vezni.htm">Aruz</a>la kaleme aldığı şiirlerinden çok <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/hece-olcusu.htm">hece ölçüsü</a>  ile  söylediklerinde başarılıdır.<br />
Çağdaşlarına göre anlatımının sadeliği, yerel öğeleri şiirlerinde başarılı bir şekilde kullanışı, <a href="https://www.edebiyatogretmeni.info/kafiye-uyak-ve-redif.htm">kafiye</a>lerinin özgünlüğüyle dikkatleri üzerine çeker.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
