Ziya Gökalp

ZİYA GÖKALP (1876-1924)

Diyarbakır gazetesi yazarlarından Mehmet Tevfik Efendi’nin oğludur. Diyarbakır’da doğdu. Babası ölünce amcası tarafından yetiştirildi. 18 yaşında kafasına kurşun sıkarak intihara teşebbüs etti. 1895’te istanbul’a kaçtı. Baytar (Veteriner) Mektebine girdi. II. Abdülhamit yönetimini yıkmaya çalışan gizli örgütlerle ilişki kurdu. ı’899 ‘da tutuklanarak dokuz ay Taşkışla’da hapis yattı. Daha sonra Diyarbakır’a sürüldü. Kendini okumaya verdi. Meşrutiyet ilan edilince ittihat Terakki’nin Diyarbakır şubesini kurdu. Partinin 1910’da Selanik’te toplanan genel kuruluna Diyarbakır delegesi alarak katıldı ve genel merkez üyeliğine seçildi. Genç Kalemlere katıldı. Ergani milletvekili oldu. İstanbul’da Darülfünunda sosyoloji okuttu. Yeni Mecmua’yı çıkardı. İstanbul’un işgalinde tutuklanarak diğer ittihatçılarla birlikte Malta’ya sürüldü. İki yıl sonra Ankara hükümetinin yaptığı antlaşma sonunda yurda döndü. Ankara’da bir iş bulamayınca Diyarbakır’a gitti. Orada Küçük Mecmua’yı çıkardı. Millî Mücadele’yi yazılarıyla destekledi. Daha sonra Maarif Vekâleti Talim Terbiye Kurulu Başkanlığına getirildi. Dünya klasiklerinin çevirisi için hazırlıkları başlattı. Diyarbakır milletvekili seçildi. Gençlik yıllarındaki intihar girişiminde kafatasında kalan kurşunun etkisiyle rahatsızlandı ve en verimli çağında istanbul’da öldü.

  • Mili Edebiyat hareketinin öncülerinden olup sanatçı kişiliğinden çok düşünür kimliğiyle tanınmıştır.
  • Tanzimat‘tan beri dağınık bir şekilde sürdürülen Türkçülük düşüncesini sistemleştirmiş; Türkçülük hareketinin programını çizmiş, ilkelerini belirlemiştir.
  • Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demöktir.” inancıyla çalışmış, sanatı bu amaca ulaşmanın aracı olarak görmüştür.
  • Türkçülük düşüncesi Turancılık, Oğuzculuk aşamalarından geçtikten sonra Türkiyecilik çizgisinde Atatürk üzerinde de etkili olmuştur.
  • Türk kültürünün Batı’nın “tezhibi“nden (düzeltme, iyileştirme) sonra gelişebileceğini ileri sürmüştür. Ona göre, Türk aydını önce halka doğru giderek kendi kültürünü tanımalı, halk kültürünün terbiyesinden geçmeli (Tahriş); sonra da Batı’ya doğru giderek Batı’nın bilim ve tekniğiyle halk kültürünü işlemeli, halkı yükseltmelidir (Tezhip).
  • Şiirlerini halk şiiri nazım biçimlerinden yararlanarak hece ölçüsüyle ve yalın bir dille yazmıştır.
  • Şiiri düşüncelerini yaymak için didaktik bir araç olarak görmüş, çocuklar için de şiirler yazmıştır.
  • Kızılelma” (1915) adlı kitabında Turan düşüncesini ve vatan sevgisini anlatan şiirlerini bir araya getirmiştir.
  • Yeni Hayat” (1918) adlı kitabında Turan idealinden vazgeçerek Türkiye Türkçülüğünü dile getiren ve yurtta yapılmasını istediği yenilikleri anlatan şiirlerini toplamıştır.
  • Altun Işık” adlı şiir kitabında ise -Millî edebiyatın halk masallarından ve efsanelerinden doğacağı inancıyla- eski Türk masal ve efsanelerini şiirleştirmek istemiştir.
  • En önemli eseriTürkçülüğün Esasları‘nda dilde, estetikte, ahlakta, hukukta, dinde, iktisatta, siyasette ve felsefede Türkçülüğün hedeflerini göstermiştir.
  • Türkleşmek – İslamlaşmak – Muasırlaşmak” adlı kitabında Türklük, İslamlık ve çağdaşlık kavramları etrafında bir sentez denemesinde bulunmuştur.
  • Türk Medeniyeti Tarihi” ve “Türk Töresi” adlı kitaplarında eski Türk kültürünü tanıtmaya çalışmıştır.

Eserleri
Şiir

  • Kızılelma,
  • Yeni Hayat,
  • Altun Işık

Nesir

  • Türkçülüğün Esasları,
  • Türkleşmek – İslamlaşmak – Muasırlaşmak,
  • Türk Medeniyeti Tarihi,
  • Türk Töresi,
  • Malta Mektupları,
  • Makaleler